1216

1216.

Niyazı ve Semra evde oturmuş günün özetini konuşuyorlardı sessizce. Biri bir köşede televizyon izleyerek anlatıyordu yaşadıklarını diğeri ise örgü örerek. Dertleri hiç anlatılmayacak seviyede olmalıydı ki bu yöntemi seçmişlerdi.

Niyazi “Çay mı içsek?” diye sorarak yeterince ilgili bir koca olduğunu belirtti. Semra ise örgüyü toplayıp yan koltuğa bıraktı. Mırıldanarak “Bok iç” dedi. Aslında ruhunu Niyaziye adamanın arka planındaki kuş cıvıldamalarıydı bu kelimeler. Sadece alışılagelmiş değildi.

Tüm bu aşk sirkülasyonunun zirve olduğu zamanda kapı bir defa çaldı. Niyazi kafasını televizyondan çevirdi, Semra ise çay işini kapıdan sonraki aktivite olarak belirlemek için ikinci tıkı bekledi. Ancak tıkın devamı gelmedi.

Postacı olamazdı kapıyı çalan. Eğer bir defa kapıyı çalsaydı ve o kişi postacı olsaydı, postacı kapıyı iki kere çalar diyen James Mallahan Cain’i mezarında döndürmek için yeterli çaba sağlanmış olurdu.

Komşularda olamazdı. Çünkü komşuları, zili uzun uzun çalıp rahatsız etmeyi yercih eden anlayışlı insanlardı. Peki o zaman bu kimdi?

Semra dizlerine kadar uzanan ceketin iki ucunu kavuşturup kapıya yöneldi. Tek hamlede kapıyı açtı ancak kimse yoktu. Kahverengi ve hoşgeldiniz yazılı samimiyetsiz paspaslarının üzerinde bir mektup vardı. Niyazi ise o sırada arkadan “Kim Semra?” Diyerek dişisinin güvenliğini sağlayan bir goril lideri gibi ağzından kelimeleri fışkırttı.

Semra cevap vermek yerine, hızlı bir biçimde mektubu alıp Niyaziye götürdü. Niyazi ise “Kapıyı kapat içeriyi buz gibi ettin be!” Dedi. Semra mektubu ona verip “Kimse yoktu al bak.” Dedi ve kapıyı kapatmaya gitti. Niyazi televizyondaki yalan dolu haber programını kapattı.

Mektubun ucunu hızla yırttı ve bir yandan da “Bu ne ola ki kız.” diyerek Semra’nın da fikrini sordu. Mektubun içinden bir kağıt çıktı. Kocaman bir şekilde “1216” yazıyordu.

Ancak 1216 sayısı onun için bir şey ifade etmiyordu. Doğum tarihi 1967, Kredi kartı şifresi 8810, telefon şifresi ise Niğde’nin plakasının iki defa yazılmasıydı. Aklına evlenme tarihi olabilir mi diye bir soru geldi. Hemen Semra’ya yönelip “Biz 12 Haziranda mı evlendiydik?” Dedi. Semra ise “Aralığın üçü be adam.” diyerek Niyazi’yi düzeltti.

Niyazi “Peki bu 1216 ne o zaman, kim yazdı bunu neyin nesi bu?” Dedi. Semra “Ne bileyim ben senin şifren filan mı?” dedi.

Bu sayının kendilerini birebir ilgilendirdiklerini bilmeden o günü geçirdiler. Yatmadan son bir “Ne olabilir ki?” cümlesini düşündüler ancak sonuç bulamadılar.

Bilmezlerdiler ki 1216 sayısı onların kaderi.

(Devamı gelecek.)

#1721

Youtube
Seninde bize katılmanı isteriz. Sende BU FORMU eksiksiz doldurarak bize katılıp, yazarlar kadromuzda kadromuzda yer alabilirsin.

Kültür, Sanat ve Araştırma Bloku.



Yayım tarihi
Edebiyat olarak sınıflandırılmış ile etiketlenmiş

Alper Murat KİRPİK tarafından

Doğum ve ölüm arasında koşuşturup kendimi dünyaya astım. Üç çivi çaktım. Akıl, Kalp ve Ruh. Bilgelikte ise yaşa takılanlardanım. Gidip bir şeyler yazmalıyım.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir