21 Günde NLP / 12.Gün

12. GÜN

Farklı Bir Bakış Açısı Kazanmak Bu ünitenin içerdiği konular

  • Farklı Algı Pozisyonları
  • Alınacak Pozisyon
NLP çoğunlukla farklı perspektifler elde etmek için etrafına farklı şekillerde bakmayı içerir. Bu diğer insanların gerçeklik haritalarını anlamamızı ve kendimizinkini zenginleştirmemizi sağlar. Böylece daha fazla karşılıklı anlayış elde ederiz ve diyalog kurmak ve daha iyi bir iletişim de bunun yan getirileridir.

7.günde “bağlantılı” ve “bağlantısız” kelimeleriyle tanışmıştınız. Bağlantılı deneyimde kendi gözleriniz vasıtasıyla görürsünüz ve olayı gerçekten kendiniz yaşıyormuş gibi  hissedersiniz. Bağlantısız deneyimlerdeyse kendinizi dışarıdan bir gözlemci olarak görürsünüz.

Bu iki bakış açısı bir şeyi objektif ve subjektif düşünme şekillerimizi gösterir. Bunlar sırasıyla günlük dilde kullandığımız konuşmalarımızı şekillendiren birinci kişi (Ben) ve üçüncü kişi (o, onlar) ile ilgilidir. Ve biz bu farklı bakış açılarını algı pozisyonları olarak adlandırırız.

Farklı Algı Pozisyonları

Her olaya en azından farklı üç şekilde bakabilirsiniz. Birinci Algı Pozisyonu

Birinci algı pozisyonu veya “bağlantılı bakış açısı” sizin kendi sübjektif bakış açınızı gösterir – “Bu beni nasıl etkiler?” Bu şekilde bir deneyiminizi hatırladığınız zaman kendi gözlerinizle görüyormuş gibi göreceksiniz. Özelde, onunla bağlantılı olan içinizdeki duygular aklınıza gelecek.

Bunu deneyin. Birisiyle ilk tanışmanız, yeni bir işe başlamanız  gibi hayatınızdaki önemli bir olayı geriye doğru bakıp düşünün.

Hatıralarınızla bağlantılı olan tüm duyularınızı kullanın (Bakınız 6. gün)

Böyle bir deneyimi tanımladığınız zaman,  “Hissediyorum”, “Benim algılayışıma göre…” gibi uygun birinci şahıs dilini kullanma eğiliminde oluruz. Bu algı pozisyonu kişisel “bilinçliliğe” eşittir. Örneğin, başka bir insan için de “kırmızının” aynı anlama geldiğini biliyor musunuz? Objektif bilim adamları genellikle bu sübjektif duruma güvenmezler.

(Bu da insan zihnini anlama ve soyut ilimlerdeki ilerlemenin yavaşlığını bir ölçüde açıklar.) Tersine, bağlantılı birinci algı pozisyonunda da tamamen objektif düşünemeyiz.

İkinci Algı Pozisyonu

İkinci algı pozisyonu, bir iletişimde veya olayda deneyimi karşı taraftan, ilgilenilen taraftan izler. Bu bakış açısından, karşıdaki insanın ne hissettiğini anlamaya başlarsınız. Herhangi bir iletişimde veya karşılıklı yapılan bir şeyde, insanlar etrafı farklı algılarlar. Bunu 1. günün sözü gibi görürüz: “Harita vatan değildir.” Kendi kendinize diğer insanın gerçeklik haritasını yansıtarak önemli, yeni bir perspektif elde edebilirsiniz.

Bunu yapmak için, bir başka insanın derisinin içine doğru adım attığınızı ve dünyayı onun yaptığı gibi algıladığınızı hayal edin. “sizi” dinleyin ve cevaba dikkat edin. Bu algı pozisyonu ile empatiyle veya kendinizi başkasının yerine koyarak bağlantı kurabilirsiniz. İkinci pozisyonda bulunma yeteneği size sadece bir insanın neler hissettiğini düşünmekten daha fazla doğru bilgi verecektir.

Bir iletişimde veya bir ilişkide çatışma genellikle konu üzerinde ikinci bir algı pozisyonunu gerektirir. Karşınızdaki insanın bir şeyleri nasıl gördüğünü veya hissettiğini daha iyi anladığınız zaman, sizin kendi hisleriniz muhtemelen değişecek ve bu kişiye karşı değişen davranışınız daha sonra diyalog geliştirmenizi sağlayacak. Böylece onlar da değişecek. Ve aradaki gelişen diyalog onların bakış açısını görmenizi daha da kolaylaştıracak.

Bir algı pozisyonu “düğmesi”, daha iyi pozitif bir iletişim sarmalını başlatabilir. Size yanlış veya farklı görünen bir davranış, onu karşınızdaki insanın bakış açısından gördüğünüz zaman yeni bir anlam kazanabilir. Aslında çoğu zaman herbirimiz, iyi bir  mantıkla doğru, ince ve normal davrandığımıza inanırız.

Samimi bir şekilde ikinci insanın pozisyonunu almanız, kendinizinkinden farklı bakış açılarının geçerliliğini anlamaya başladığınızı gösterir. Aynı  zamanda  başka  bir  insanın  davranışlarının  ve sözlerinin(kendi kendilerinin farkında olmayabilirler) arkasındaki gerçek amacı da anlamaya başlayabilirsiniz. Bu istediğiniz sonuca sizi onlar vasıtasıyla götürecek olan doğru iletişimin anahtarını verebilir.

Elbette, diğer bir insanın sübjektif bilinçliliğini tam olarak asla anlayamayız. NLP, ruhsal (psişik) hediyeler sunmaz. Fakat sizi, onlarla aynı fikirde olup olmadığınızı anlamanız için; diğer insanlar olayları nasıl görüyorlarsa öyle görmeniz için uzun bir yolculuğa çıkarabilir. Farklı algı pozisyonlarında olmak, herkesin pratikle geliştirebileceği hayali “miş gibi” yeteneğini gerektirir.

Hatta çok küçük çocuklar bile zengin hayal dünyalarını acı çeken arkadaşlarının duygularını anlayabilmek için kullanabilirler. Birçoğumuz için, ikinci algı pozisyonunda bulunma yeteneği, zihinsel göz kırpmaları ve öğrenilmeyen uzun süreli düşünme örneklerini ortadan kaldırmayı gerektirebilir. Fakat pratikte hepimiz, gizli kalmış doğal empati (başkalarının duygularını anlama) yeteneklerimizi canlandırabiliriz.

Üçüncü ve N. Algı Pozisyonları

Bir deneyimi izlemek için üçüncü algı pozisyonunu kullandığınız zaman tamamen dışarıda üçüncü bir kişi gibi hareket edersiniz  ve iletişime doğrudan katılan bir kişi gibi olamazsınız. Tamamıyla özgür, objektif ve klasik birisi olursunuz. Hiçbir çıkar gözetmeyen bilimsel bakış açısına sahip olun ve tarafsız bir gözlemci rolünü üstlenin. Kendinizi aksiyondan ve kilit insan olmaktan uzak tutun. Geriye yaslanın ve gözlemleyin.

Bu pozisyon, iletişimdeki iki taraftan daha farklı herhangi bir perspektifi temsil edebilir. Örneğin, bir danışmanın, ebeveynin, rastgele bir gözlemcinin, okul öğretmeninin ve N. dereceye  kadar herkesin bakış açısını benimseyebilirsiniz. Kendi kendinize şunu sorun.- “Filan kişi olmak nasıl bir şey olur?” Bu şekilde, sonsuz bakış açısı kazanabilirsiniz.

Alınacak Pozisyon

Her pozisyonun kendine göre bir önemi vardır. Diğerlerinden sadece biraz farklıdır ve farklı bağlamlarda ve durumlarda farklı anlamlara gelir. Bununla birlikte bakış açıları herhangi bir deneyimde kapsamlı bir algılayış sunacaktır.

Fakat algılama pozisyonları olarak tanımlanmalarına rağmen pratikte, sorun hakkında “düşünmekten” başka bir şey yapmayarak bilinçsizce birinden diğerine geçer dururuz. Daha önce  de  söylendiği  gibi  bazı   insanların   sadece   bir   şekilde

düşünme yetenekleri veya tercihleri olacaktır. Etrafını tarafsız, objektif, kişisellikten uzak, soyut bir şekilde görmeye eğilimli bir kişi evde kendini üçüncü algılama pozisyonunda hissedecektir. Karşısındaki insanla kolaylıkla empati kurabilen ve “onlar için hissedebilen” bir kişi doğal olarak ikinci-kişi pozisyonunda olacaktır.

İçgüdüsel olarak sadece kendi deneyimleri üzerinde duran bir kişi birinci algı pozisyonundandır. Bu üç bakış açısını da geliştirmek için yeteneklerinizi genişletebilirsiniz, bunları kullanan diğer insanlarla eşleştirme yapabilirsiniz ve böylece daha iyi bir diyalog kurabilirsiniz. Deneyimli pazarlamacılar, bürokratlar ve danışmanlar pozisyonlardan her birini işlerinde kolayca kullanabilirler.

İletişimdeki faydaları kadar bu farklı algı pozisyonlarını benimsemek, zor problemlerde zihninizin yaratıcı düşünceler oluşturmasını ve çözümler üretmesini mümkün kılar. Bu şekilde düşünerek yeni beyin ağları açarız. Aşina olmadığımız  şeyler veya “farklılıklar” beynimizde özel bir ilgi uyanmasına sebep olur.

Alışık olmadığımız algı pozisyonlarını benimsediğimiz zaman  bizde aniden kavrayışlar ve sezgiler ortaya çıkar. Böylece,  kârımız sadece iletişimde uyguladıklarımız olmaz aynı zamanda düşünme kabiliyetimiz her açıdan gelişir.

Algı pozisyonları, Joh Grinder ve Judith De Lozier tarafından geliştirilen ve kitapları “Turtles All the Way Down” da bahsedilen “üçlü tanım” adlı yaklaşımın bir parçasını oluştururlar.

Gerçekten, bu üç pozisyon arasında rahatça gidip gelerek hem kendi zihinsel haritalarımızı hem de başkalarınınkini daha iyi anlayabiliriz. Algıdaki zengin farklılıkları tadabiliriz. Farklı algı pozisyonlarıyla pratik yapın. Bu yetenek sizin hem kendinizde hem de başkalarında değişikliğe sebep olmanız için gerekli olan diyalogu geliştirmenize yardım edecektir.

Günün Sözü

Öğrenmek yaşayan, canlı bir kavramdır; öğrenmemizlik yapamayız.

Her ebeveyn okul öncesinde çocuklarının ne kadar hızlı öğrendiğini bilir. Hayat büyük bir macera gibidir. Maalesef çocuk ilk olarak öğrenme ile okulda tanışır (ve onun ne kadar güç bir şey olduğu ima edilir.) Doğru öğrenme oranı muhtemelen çok düşüktür. Öğrenmeyi sınıfla sınırlandıramayız. O, basitçe insanlar olarak bizim hayatımızı sürdürme ve isteklerimizi gerçekleştirme şeklimiz olarak tanımlanabilir.

Her zaman “hedefi” şaşırırız, başka bir şey deneriz ve sonunda istediğimiz şeyi elde ederiz (en küçük bir çocuk bile bunu çok iyi yapabilir), yani öğreniriz. Bizi sürekli bombardıman altında tutan tüm duyumsal uyarıcıları anlamlı kılmak şartıyla, öğrenme modunda kalabiliriz. Her zaman bu oldukça geniş olan bilinçdışı süreci, öğrenmek ile bağlantılandırmalıyız. Bununla birlikte, sistem bir şekilde mükemmel olarak işler; öğrenmemez-lik yapamayız.

Günün Uygulamaları

İdare etmek konusunda zorluk çektiğiniz birisini düşünün  ve ikinci pozisyonu almayı deneyin. Onların yaptığı gibi görün, işitin ve hissedin. Davranışlarınız kadar tutumunuzun da bu insana karşı nasıl değiştiğine dikkat edin.

Sizde fazlasıyla negatif duygular uyandıran bir şeyi düşünün ve üçüncü algılama pozisyonunu almayı deneyin. Eğer isterseniz akıllı bir danışman, büyük baba, beş yaşında bir çocuk, saygı değer bir kılavuz gibi farklı bir gözlemci kılığına girebilirsiniz. Şimdi konunun nasıl sizi daha az rahatsız ettiğine, ondan oldukça uzaklaşmış göründüğünüze ve önünüzde açılan yeni pencerelerin ne kadar ilginç olduğuna dikkat edin.

Gelecekte katılacağınız gerçek bir röportaj veya birebir görüşme düşünün. Öyle bir olay seçin ki sonuç elde etmek istemenize rağmen bazı sıkıntı ve endişeleriniz olsun. Bunu destekleyici basit sandalyeler ve masa bulun. Gerçekten yüz yüze bir görüşmedeymiş gibi sandalyenize oturun ve ne söyleyeceğinizi zihninizden sessizce tekrarlayın. (Birinci pozisyon).

Sonra karşınızdaki insanın sandalyesine doğru hareket edin ve onun ne istediğini sorarken kendi kendinizi dinleyin (ikinci pozisyon). Kendi sandalyenize geri dönün, karşınızdaki insanın cevabını tekrarlayın ve daha pozitif bir cevaba ulaşmak için neyi değiştirmeniz gerekebileceğini  düşünün.

Şimdi odanın diğer tarafına geçin ve bir “yönetmen” rolünü üstlenin (üçüncü pozisyon). Zihninizde sahneye doğru yönelin ve bir yönetmen olarak toplantıdan veya röportajdan istediğiniz sonuçları elde etmek ve onu geliştirmek için yapılması gereken şeyleri değerlendirin. Bu daha objektif pozisyondan tamamen farklı anlayışlara ulaşabilirsiniz ve buna göre planınızı değiştirebilirsiniz. Algı pozisyonlarında bu şekilde hareket etmemelisiniz fakat bu yeteneği kazanmak size yardımcı olabilir.

Başarısız olduğunuzu düşündüğünüz ve onu tamamen hafızanızdan silmek istediğiniz geçmişinizdeki bir deneyiminizi düşünün.  Deneyimin   faydalı   olduğu   veya   gelecekte faydalı olacağının kanıtlandığı üç yolu düşünün.

Acı verici bir olay veya durumda bulunmaktan ne öğrenilebildiğinize dikkat edin. Yaratıcılığınızı kullanın. Çok eski hatıralarınızdan bile ileride bir şeyler öğrenmeyi veya fayda görmeyi ümit etmeye başlayın. Benimsediğiniz algı pozisyonlarının ne olduğuna dikkat edin.

Bu algı pozisyonlarını ne çeşit yazılı materyalin örneklendirebileceğini düşünün. Ne çeşit bir yazıyı daha iyi anlarsınız? Sizi ne daha fazla etkiler? Bu algı pozisyonlarını yazılı veya sözlü iletişime nasıl dahil edebilirsiniz?

Kaynak21 Günde NLP – Harry Alder


Seninde bize katılmanı isteriz. Sende BU FORMU eksiksiz doldurarak bize katılıp, yazarlar kadromuzda kadromuzda yer alabilirsin.

Kültür, Sanat ve Araştırma Bloku.

Döküntü Net

21 Günde NLP / 12.Gün

21 Günde NLP / 12.Gün” için bir görüş

  1. Geri bildirim: 21 Günde NLP -

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön