21 Günde NLP / 6.Gün

6. GÜN

Kendi Dünyanızı Anlamlandırın Bu ünitenin içerdiği konular:

  • Beyninizle Görmek
    • Otomatik Pilotunuza Güvenmek
    • Algılama Sistemleri
    • Duyularla İletişim Tercihleri Belirlemek
    • Göz Hareketleri
    • Synaesthesia

1 -gün, NLP modeli tarafından ortaya atılan “sübjektif deneyim” kavramını tanıttık. Bugün özel olarak temel duyularımıza veya temsil sistemimize değineceğiz ki onlar vasıtasıyla her birimiz görme, işitme ve hissetmeden oluşan kendi dünyamızı algı-tenz. Aynı zamanda kendi duyumsal tercihlerimizi ve iletişim kurduğumuz diğer insanlarınkini nasıl belirleyeceğinizi öğreneceksiniz. Bu da diyalogun diğer önemli bir parçasını oluşturur. (Diyalog konusunu 4. ve 5. günlerde görmüştünüz.)

Beyninizle Görmek

Gözlerimizle görmeyiz fakat beynimizle görürüz.

Konumuza, ne şekilde algıladığımız veya beynimizde eşyayı nasıl “temsil” ettiğimizi ve bilinçsiz düşünceyle otomatik davranışın önemini inceleyerek başlayalım. NLP modeli sizi “sübjektif deneyim” konusunda 1. günde bazı yapılarla tanıştırdı. O, aynı zamanda, düşünmemizi de dinamik bir sistem veya devam eden bir süreç olarak gösterir. NLP modeline göre:

Işık dalgaları görme korteksine düştüğünde biz gerçekten görüyor muyuz yoksa gözlerimizin görmüş olduğu şeyi daha ziyade yorumluyor muyuz? Ve benzer metotlar  diğer duyularımıza da uygulanabilir. Karmaşık duyumsal alıcı organlarımızla beraber gerçek duyu, bütün geçmiş deneyimlerimizi ve şekillendirmiş olduğumuz davranış ve inançlarımızı depoladığımız beynimizde gerçekleşir.

Şaşırtıcı derecede karmaşık olan duyu sürecinin neredeyse hiç tamamlanmamış resmini bu tanım bir ölçüde renklendirir. Pratikte, daha biz dışarıdan gelen bilgileri, filtrelemeye başlamadan önce fiziksel limitler duyu alıcılarımızı sınırlandırır.

Görme olayında, örneğin bize ulaşan ışık dalgalarından  ancak çok küçük bir parçasını kullanabiliriz. Mesela bu sınırlı algılayışta tüm ultraviyole ve kızıl ötesi’ dünyayı algılayanlayız.  Aynı algılama filtreleri ki bunlar anlamı değiştirebilir veya bozabilir, sürekli bilgi bombardımanını sınıflandırabilir ve basitleştire-bilir.

Bu yüzden, dış dünyadan küçük bir örnek bile algılamış olsak büyük bir hızla ve sıradışı bir verimlilikle çalışabiliriz. İnsanı hayrete düşürecek kadar akıllı sistemimizi elden çıkarma durumundayız. Bir dahaki sefere arabanıza bindiğinizde, gerçekten dehşetli sisteminizin tekerleğin arkasında oturmakta olduğunu hatırlayın.

Bununla birlikte, bu fantastik hayatta kalma sistemi bile, insan ilişkilerinin karmaşık modern dünyasında sizi hayal kırıklığına uğratabilir. “Sonuçların üzerine atlamak” örneğin, hayati önemi olan değerli zamanınızı çoğunlukla korur fakat çok başarılı  ilişkiler kuramazsınız.

En iyisi, insanları ve dünyayı kendi kişisel ölçümüze; NLP modelinin algı filtrelerine göre simgeleyelim, tasvir edelim veya yorumlayalım. NLP beyninizle nasıl gördüğünüzü daha çok kontrol etmenizi mümkün kılar ve çevrenize veya etrafınızdaki insanlara nasıl tepki verdiğiniz konusunda size daha fazla seçenek sunar.

Otomatik Pilotunuza Güvenmek

Elbette, bu süreç otomatik olarak gerçekleşiyor. Niyetimizin (veya bunlardan bazılarının) farkında olmamıza rağmen sürecin işleyişinin anbean farkında olmamız genellikle mümkün değildir. Gerçekte, herhangi bir zaman diliminde sadece çok az bir şeyi bilinçli olarak düşünebiliriz. Yani, yaptığımız şeyler büyük oranda bilinçaltımıza bağlıdır.

Nefes alıp verme, sindirim gibi temel fiziksel fonksiyonlarımızla ilgilenmesek bile, bir bardak suya ulaşmak ve bir topu yakalamak gibi en küçük aksiyonlar muhteşem bir koordinasyon gerektirir.

Genellikle, yaptığımız şeyleri gerçekte, fizyolojik olarak nasıl yaptığımızı basitçe de olsa bilmeliyiz. Eğer bunu yapıyor olsak bile, operasyonun bütün parçalarını aynı anda bilinçli olarak düşünemezdik. Gerçekten, bizde zaten var olan bir yeteneği düşünerek yapmaya çalıştığımız zaman genellikle onu yüzümüze gözümüze bulaştırırız. (Örneğin, bir gruba nasıl kravat bağladığınızı göstermeye çalışın!) Çoğu zaman sadece “otomatik pilotumuza” güveniriz; bilinçli olarak onu düşünmeyiz.

Sadece yeni bir olay veya durumla karşı karşıya geldiğimizde düğmeyi bilinçli moda çevirmek zorundayız. Bildik düşünce örneklerine ve alışkanlık haline gelmiş davranışlarımıza güveniriz. Aldığımız duyumsal bilgilerin her bir parçasını dolabın bir gözüne yerleştiririz -yorumlamamız ve sınıflandırmamız ne kadar irrasyonel olursa olsun- ve bunu da, alışkanlık halini almış diğer davranışlarımızı idare eden aynı otomatik kontrol sistemine bırakırız.

Farklı bakış açıları ve bir şeyleri farklı yapmak değişiklik ve “hakikatimizin” rahatını kaçırma eğilimi anlamına gelir. Bu yüzden bir şeyin (mümkün olduğu kadarıyla) bir taslağı Veya programı olmak zorundadır ve bunları alışkanlığa dönüştürmelidir. Bu şekilde ,bilinçli düşünme gücümüzün çok büyük bir bölümüyle (belirli bir zamanda yarım düzineden daha çok olmayan bilgi parçasını) ümitsizce bir şeyleri nasıl elde edeceğimizin karmaşasından ziyade, ne istediğimizi düşünebiliriz.

Maalesef, bu şekilde alışkanlıkla düşündüğümüz ve hareket ettiğimiz zaman, bazen kendimizi düşüncelerimizin ve hedeflerimizin efendisi olmaktan ziyade kölesi gibi görürüz. Zihnimiz, onların kendi zihinlerine sahipmiş gibi görülür. Gerçekten istemediğimiz şeyleri yaparız ve gerçekten yapabileceğimiz veya yapmamız gereken şeyleri yapmayız.

Bu sistemlere özellikle ve bilinçle ulaşarak, verimli olduğumuz kadar etkili de olabiliriz. Bu “sinir gücünü” dizginleyebiliriz ve özel, kıymetli sonuçlara yönlendirebiliriz. NLP bu süreçleri anlamanıza ve hayatınızın kontrolünün daha çok sizde olmasına yardım edecek.

Algılama Sistemleri

Temel görme, işitme ve kinaestetik düşünme tarzlarıyla zaten tanışmıştınız. Biz bunlarla duyuları ya da temsili sistemleri kastediyoruz; yani dünyayı nasıl gördüğümüzü. Beş duyumuzdan her birinin -görme, işitme, dokunma, tat alma ve koklama- içimizde bir karşılığı veya “ayna” sistemi vardır. Bu iyi bildiğimiz duyular içerisinde hayal ve “düşünme”yi hatırlayalım.

Duyu organlarınız vasıtasıyla beyninize ulaşan her şey sübjektif deneyiminizin anlamına ve şekline çevrilir; yani algıladığınız dünyayı sizin nasıl gördüğünüze, nasıl temsil ettiğinize. Bilinçlilik fikri, aynı duyulara dayalı zihinsel modele çıkar. Şimdi “rep” sistemlerine (algılama sistemleri) odaklanacağız ve siz duyularla ilgili tercihlerin nasıl farkedildiğini öğreneceksiniz. (Kişinin favori algılama sistemi)

Hepimiz üç aşağı beş yukarı aynı fiziksel duyu organlarına sahip olmamıza rağmen, hepimiz karşılaştığımız şeyleri kendimize has, özel bir şekilde algılarız. Algılama sistemlerimiz deneyimlerimizin özel bir dili olarak hareket ederler. Bu “dil” tüm zihinsel sürecimizi kapsar. (Düşünme, hatırlama, hayal, bilinçlilik ve kavrama) bu algılama sistemlerinin temel anlayışı ve özellikleri bile zihniniz üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmanızı sağlayacaktır.

Bir şeyleri yorumlama şeklinizi kontrol ettiğiniz zaman, duygularınızı hem de davranışlarınızı kontrol etmeye başlarsınız. Ve 2. günde gördüğümüz gibi, sonuçlar düşünüldüğünde kendi deneyimlerinizi oluşturabilirsiniz.

Aşağıdaki dört temel algılama sistemini kullanarak bilgileri alırız, kodlarız ve depolarız:
  1. Görsel (G) – Görmek
  2. İşitsel (İ) – İşitmek
  3. Kinaestetik (K) – Dokunma ve hareket hissi
  4. İşitsel dijital (İd) – İç diyalog

Daha önce “işitsel digital” konusunu görmediniz. (Bu bazen “kendi kendin’e konuşma” anlamında kullanılır.) Diğer iki sistem (Tat Alma ve Koklama) insanlar arasındaki günlük iletişim açısından pek önemli değildir. Onlarla NLP’de karşılaştığınız zaman genellikle kinaestetik kategoriyi paylaşırlar. Bununla birlikte, bazen bir koku veya bir lezzet uzaklardaki bir hatırayı canlandırabilir. Bu özel şekliyle bazen diğer üç temel duyudan daha etkili olabilirler.

Rehber ve Asıl Sistemler

Bu algılama sistemlerimizin hepsini her zaman kullanırız. Bununla birlikte çoğumuz bir tercih yapmak durumundadır. Bunu daha derinlemesine 4.gün duyularla ilgili dil veya “yüklemleri” incelediğimizde gördünüz. Bu eğilim veya tercih iki şekilde olur.

Öncelikle bizim bir “rehber sistemimiz” vardır. Algılama sistemini biz normalinde depolanmış bilgilere ulaşmak için kullanırız. Örneğin, eğer geçen hafta olmuş olan birşeyi hatırlarsanız öncelikli olarak; görmüş, işitmiş veya hissetmiş olduğunuz bir Şeyi mi zihninizde canlandıracaksınız?

Cevap  rehberlik sisteminize dayalı olacaktır. Çünkü normalinde o duyu sizi o hatıraya götürecektir. İkinci olarak, bilgiyi yani “asıl sistemimizi” işleyiş tarzımızda tercih sahibi olabiliriz. İmajlarla düşünme eğiliminde olan bir kişi ve gördüğü şeyleri “resmedebilen” birisi öncelikle görsel tercihe sahip olacak. Bu onların  sadece resimlerle düşündüğü anlamına gelmez. Fakat onlara çok daha yakın ve kullanımı kolay göründüğü için görsel algılamayı tercih ediyorlar.

Öyleyse, “görsel bir insan” gibi etiketler bazen yanıltabilir. Ayrıca, bazıları için bir duyuları onların rehber sistemi diğeri onların asıl sistemi olurken bazı insanlar da hem rehber hem de asıl sistemleri için tek bir duyuya sahiptirler.

Diyalog kurarken, bir kimsenin algılama sistemi önemli bir benzerlik alanı sağlayabilir. İnsanların zihinsel haritalarını oluşturma ve devam ettirme şekilleri onların gerçek kimliğini yansıtır. Bir insanın öncelikli algılama sistemini belirleyebilir ve kullanabilirsiniz, aslında, onun dilini konuşacaksınız ve daha iyi iletişim kuracaksınız. İkinizin de kullandığı ortak sistem  dolayısıyla birbirinizi karşılıklı anlayışınız yükselecek.

Farklı bir algılamayı kullanmak, bununla birlikte, dinleyicinin sizin söylediğiniz şeyleri “tercüme etmesi” anlamına gelir. Örneğin, görsel bir imajı “ses” veya “dokunma hissine” çevirmek zorunda kalabilirler. Bu oldukça zor bir iş gibi görülebilir ve yanlış anlamalara sebep olabilir. Bundan dolayı daha iyi iletişim kurmak için düşünme tarzlarını eşleştirmenin yararlarından faydalanın.

Gün gördüğümüz gibi, bir gruba örnek ve rehber olduğunuz zaman, herkesi aynı noktaya getirmek için algılama sistemlerinin tüm alanlarını kullanmaya ihtiyacınız olacak.  Bununla  birlikte, bire bir seviyede aynen onların jest ve hareketlerini eşleştirebildiğiniz gibi diyalog oluşturmak için onların algılama sistemlerini de eşleştirebilirsiniz.

Bir çok insan tercih ettikleri düşünme tarzından ayrılmaktan hoşlanmaz. Fakat bir kere diyalog kurduğunuz zaman, hoşlarına gitmeyen düşünme modu konusunda sizi seve seve takip edeceklerdir. Öyleyse, düşünme tarzında da örnek ve rehber olabilirsiniz.

Örneğin, fazlasıyla “görsel” olan bir kişiyi bir süreliğine sadece sizi dinlemek durumunda bırakabilirsiniz veya asla görsel düşünmeyen birisi için “zihinsel resimler” yapabilirsiniz ya da kinaestetik düşünmeyen birisine hislerinizden bahsedebilirsiniz. Algılama sistemleri; deneyimlerimizi genişletmek, karşılıklı olarak birbirimizin “haritalarını” zenginleştirmek demektir.

Duyularla ilgili Tercihler Belirlemek

Bir insanın duyulara ait tercihini belirleyebilirseniz, onu eşleştirebilir, diyalog oluşturabilir ve daha iyi  iletişim kurabilirsiniz. Fakat bir kişinin duyular konusundaki tercihini nasıl belirleyebilirsiniz? Karşınızdaki insanın favori veya öncelikli algı sistemini gösteren belirli özelliklerini izleyebilirsiniz.

Görsel (G)

Görsel yaklaşımı tercih eden insanlar çoğunlukla başları ve vücutları dimdik ve gözleri yukarılara bakar şekilde ayakta dururlar veya otururlar. Derin derin nefes alma eğiliminde değillerdir. Genelde, normalden yüksek bir ses tonuyla hızlı hızlı konuşurlar ve konuşma esnasında düşünceleri de çok hızlıdır. Onların bir özelliği olarak sandalyelerinde öne doğru oturacaklardır ve düzenli, titiz ve itinalı görüneceklerdir.

Görsel insanlar bir şeyleri resimleri görerek hafızalarında tutarlar  ve onlar için sesler kolay kolay ne dikkat çeker ne de ilgi uyandırır. Sözlü yönlendirmeleri hatırlamak konusunda çoğu zaman sıkıntıları vardır çünkü zihinleri başı boş dolaşma eğilimindedir. Görsel kelimeleri veya yüklemleri (Resmettim gibi) kullanma eğilimindedirler. Görsel insanlar görüntüyle; bir şeylerin nasıl göründüğü ile ilgileneceklerdir.

İşitsel (i)

İşitsel yaklaşımı tercih eden insanlar düşündükleri zaman gözlerini yanlarına doğru kaydırırlar. Göğüslerinin ortasından nefes alıp verirler. Gürültü kolaylıkla dikkatlerini dağıtabilir. Kendi kendilerine sessizce konuşurlar ve bunu yaparken bazen dudakları hareket eder. Görsel insanlar kadar yüksek perdeden olmamakla birlikte konuşurken yankılanan bir ses tonları vardır.

Sesleri ritmik ve hatta musikilidir. Söylenen şeyleri kolaylıkla size tekrar edebilirler ve dinleyerek öğrenirler. Genellikle müzikten ve telefonda konuşmaktan hoşlanırlar. Adım adım ve belli bir sıraya göre ezberlerler. İşitsel bir kişi, konuşma esnasındaki geribildirimlerden, belli bir ses tonundan veya kararlılığı bildiren sözlerden oluşmuş cevaplardan hoşlanır. “Kulağa hoş geliyor.” gibi işitsel yüklemleri kullanma eğilimindedirler. Genellikle bir şeylerin nasıl ses çıkardıklarıyla ilgilenirler. İyi dinleyiciler olarak, konuşma sesinden hoşlanırlar.

Kinaestetik (K)

Kinaestetik yaklaşımı tercih eden insanlar ciğerlerinin  en dibinden nefes alıp verirler ve onlar nefes alıp verirken midelerinin inip kalktığını görürsünüz. Düşünürken aşağıya ve sağa bakma eğilimindedirler. Çoğunlukla oldukça derinden gelen bir sesleri vardır. Sözlerini tartarak ve sözleri arasında sessiz boşluklar bırakarak yavaş yavaş konuşurlar.

Onlar görsel bir insana göre daha yavaş düşünüyor ve konuşuyor görünürler. Fiziksel ödüllere ve dokunmaya cevap verirler. Aynı zamanda kinaestetik insanlar konuşma esnasında görsel bir kişiye göre konuştukları insana daha yakın durma eğilimindedirler. Yaparak veya bir şeye doğru yürüyerek ezberlerler. Kinaestetik his yüklemleri kullanma eğilimindedirler. Bir şeylerin nasıl hissedildiği konusuyla ilgilidirler.

İşitsel Dijital (id)

Bu tarz insanlar vakitlerinin çoğunu kendi kendilerine bir şeyler anlatarak geçireceklerdir. Karmaşık cümleler kullanmaktan ve fazlasıyla detaylara inmekten hoşlanırlar. Genellikle doğrudan bir duyu bağlantısı olmayan soyut kelimeler kullanırlar ve mantığa  ve “anlamlı olmaya” önem verirler. İşitsel dijital düşünür, genellikle diğer temel algılama sistemlerinin özelliklerini gösterecektir. Kişisel konuşma esnasında yere ve sola bakarlar.

Elbette bu karakter portreleri sadece klişeleri örneklendiriyor. Güçlü bir tercihi olan bir insan bile kişisel özelliklerinin tümüyle eleştirilemeyebilir. Fakat sizin gözlem yeteneğiniz  geliştiği zaman, onlar size düşünme tiplerini belirlemekte yardım edebilir. (Özellikle belli bir tercihi destekleyen birden çok özelliği farkedebilirseniz). Aynı zamanda sizin için onun üzerinde eleştirme yeteneklerinizi geliştirebileceğiniz sağlam bir temel oluştururlar.

Algı Sistemleri ve Yüklemler

Daha önce duyularla ilgili kelimelerden ve yüklemlerden bahsetmiştik. Hepimiz bu tarz deyim ve konuşma şekillerini kullanırız. Dikkat etmeye başladığınız zaman onları her gün işiteceksiniz. Aşağıdaki örneklerden bazılarını kendinizinkilere ekleyebilirsiniz:

“O her zaman parlak tarafa bakar.” “Her şey boşa çıktı.”

“Probleme odaklanmış gibi görünemem.” “Her şey güzel geçti.”

“Çok renkli bir hayatı var.”

“Hayatımda bir parça canlılığa ihtiyacım var.” “Her şey benim başıma gelir.”

“Geçmişi geride bıraktım.” “Sabırsızlıkla beklediğim çok şey var.” “Beni gerçekten dengesiz yakaladı.” “Geçmişe bakmaktan hoşlanmıyorum.” “Devam et, dinliyorum.”

“Yavaşlamaya ihtiyacım var.” “Harekete başlıyor görünemem.” “Oldukça üzgün gibi görünüyordu.”

“Kendi kendime düşünmeyi öğrenemem.”

“Olay çok soğuk görünüyor.”

“Perspektif dışında gerçek bir problemi var.” “O da benim için çok güçlü.”

Aşağıdaki duyularla ilgili yüklemleri gösteren liste her bir  algılama sistemine göre sınıflandırıldı. Bu liste başvurmak için faydalı bir kontrol listesi olabilir.

Görse/       İşitsel Kingestetik (his)      İşitsel Dijital Görmek        işitmek                Hissetmek    Algılamak Bakmak   Dinlemek      Dokunmak                Denemek Görünmek işitilmek     Sımsıkı tutmak        Anlamak Seyretmek Müzik yapmak         Yakalamak    Düşünmek

Göstermek Uyumlu hale Kaymak        Öğrenmek Aydınlatmak

Temizlemek    Odaklanmak    Hayal    etmek    Resim    Bir    bakış yakalamak

Flu görüntü Bir perspektife ulaşmak Göz göze Işığında Görüntü oluşturmak

Gönül  gözü   Resim   gibi  güzel   Gösteriş  Gizlice   bakmak   iyi tanımlanmış Parlak getirmek Akort etmek Kulak kesilmek Zil çalması. Sessiz kalmak Tınlamak Sağır etmek Yükses sesle Uyum halinde Açık sözlü Anlatmak Şöyle bir uğrayıvermek Net ifade Detaylarıyla tarif etmek Kulak kadar Kulağını bana ver Dilini tut Görüşünü açıkla Kelime kelime Yakalamak hafifçe vurmak

Temasa geçmek Atmak

Etrafında Dönmek Sert

Beton

Ele almak

Esasa dokun Dibine tutmak ile boğuşmak Bağlantılı Olmak

Soğuk (serin) toplu Katı kuruluşlar Endişelenmek Değinmek

El ele

Ensede bir acı Aklımdan kaçmış Sıfırdan başlamak Dudağı uçuklamış Baskı altında

Belli Bir işleme tabi tutmak Karar vermek

Motive etmek Düşünmek Değiştirmek Almak

Teori Hisli Ayırmak

Kandırmak Bilmek

Sorular Bilinçli olmak Akıllı kavram

Eleme metodu Diğer Duyular

Ara sıra tad alma ve koklama duyusuyla ilgili sözler de işitebilirsiniz: “Balık baştan kokar.” Veya “tadı damağımda” gibi. Bunlar gerçekleştiği zaman bunları da kolaylıkla eşleştirebilirsiniz. Daha önce söylediğimiz gibi duyularla ilgili tercihler belirlediğimiz zaman NLP genellikle bu iki duyuyla ilgili (tatlı koku) olan tercihlere kinaestetik içerisinde yer verir.

Göz Hareketleri

Daha önce, hatırlayacağınız üzere göz hareketlerinin duyularla ilgili tercihleri belirlememizde bize yardım edebileceğini görmüştünüz. Oldukça güvenilir olmasına rağmen “vücut dili” ve sözlü ifadeler. NLP’de göz hareketleri kadar cazip değildir. Eğer bir insanın, bir soru sorulduğu zaman veya bir deneyimini hatırlamasını önerdiğinizde gözlerinin bakış yönlerine dikkat ederseniz düşünceleriyle bağlantılı olarak bakış yönlerinin farklılaştığını göreceksiniz.

Bu hayal kurarken, bir  şeyi hatırlamaya çalışırken veya kendi kendine konuşurken de uygulanabiliniz Bu göz hareketleri muhtemelen beynin farklı parçalarında duyuyla ilgili bilgilerin işlenmesini yansıtır. (Bunu hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalardan ve beyin yaralanmaları olan hastaların otopsilerinden biliyoruz.) Bazen gözleri “ruhun pencereleri” olarak tanımlarız. Bu hareketlerin ne anlama geldiğini anlamaya başladığımız zaman gerçekten gözlerin insanların söylediği şeylerden daha gerçek şeyler söylediğini farkederiz.

Göz hareketleri çok sayıdaki diğer özelliklerle birlikte -ki bunları zaten görmüştük- kişinin tercih etmiş olduğu algılama sistemini gösterir. Bu bilgiyle daha kolay karşınızdaki kişiyi eşleştirebilirsiniz ve onunla diyalog kurabilirsiniz. Örneğin uygun duyusal dil yüklemlerini kullanarak. Bazı olaylarda, özellikle de düşünme tarzı söz konusu olduğunda, göz hareketleri öznenin bilincinin ötesindeki şeylerle iletişim sağlar.

Göz Hareketlerinin Anlamı

Eğer birisine kadifeye dokunduğunda onda nasıl bir his uyandırdığını sorsanız genellikle aşağıya biraz da sağa doğru bakacaktır. Bu kinaestetik deneyimlere erişmek için başvurulan bir bakıştır (göz modelidir.). Eğer görsel rehberlik  sistemine sahip olmayı deneselerdi muhtemelen yukarıya biraz da sola bakacaklardı.

Bu da genellikle görsel hafızaya ulaşmak için kullandığımız bir yoldur. Bu ipuçları görsel (yukarıya) ve işitsel algılamalar (yanlara) için bir örnek oluşturur. Bu aksine, görsel imajı hatırlamaları (sola) veya kurmalarına (sağa) bağlı olarak farklılaşır. Kurulan bir algılama, gerçek hafızayı hatırlamaktan daha ziyade sesleri veya imajları sentezler (yeniden oluşturur). Örneğin, odanızı farklı mobilyalar ve dekorla hayal etmiş olmanız gibi.

(K) ve (İd) bu örnekten biraz ayrılırlar. Kinaestetik göz, örnekte gördüğümüz gibi, aşağıya ve öznenin sağına bakar. İşitsel dijital aşağıya ve kişinin soluna bakar. Birisine baktığınız zaman bu yönlerin yerlerini değiştirebilmelisiniz. (Şekil 6.1) Pratikte göz hareketleri özne için görülmez ve büyük oranda bilinçsiz Yapılır. Ancak başka birinde uygulandığı zaman ilgi uyandırır.

Bu “göz erişim sinyalleri” sağ ellerini kullanan insanlarda büyük oranda ve sol elini kullananların da çoğunluğunda geçerlidir. Geri kalan olaylarda, yani küçük bir azınlıkta tam tersi uygulanır: G için sol ve İ yapan; G için sağ ve İ hatırlatıcı.

Bununla birlikte algı sistemlerinin tek göstergesi olarak göz hareketlerine mahkum olmamanız büyük şans. Genellikle insanların kullandığı kelimeler (yüklemler); bir klişe olarak daha önce tarif ettiğimiz fizyoloji ve ses özellikleri kadar bilgi vermeye yetecektir. Diğer göstergelerle birleşerek onlar da güvenilir ve tutarlı testler oluşturabilir ve bunların taklidi neredeyse imkansızdır.

Kendi göz yönünüzün çok kısa bir süreden fazla farkında olamazsınız. Bu isteme bağlı olarak gerçekleşmez; bunun için göz hareketlerinin, tercih edilen algı sistemini belirlemekte özel bir güvenilirliği vardır.

Göz hareketleri bir insanın ne düşündüğünü konusunda bize çok şey söyleyebilir ve bunun için söyledikleri ile yaptıkları arasında daha iyi bir bağlantı kurmamızı sağlar. Onlar temel algı sistemleri vasıtasıyla düşüncelerimizi nasıl işittiğimizi yumuşatarak ortaya çıkarabilirler. Bu sebeple, bir kişinin modelini “normal” veya başka bir şekilde (şekil 6.1) oluşturduğunuz zaman onların göz hareketleri gerçek olmayanı veya “anlamlandırılmaz” bilgiyi belirlemenize yardım edecektir.

Bununla birlikte, böylesine hızlı ve içgüdüsel bir süreç -içinizdeki sürecin hiçbir açıklaması yapılmaksızın -bazen çok karmaşık görülebilir. Göz örneği, tek başına bir anlam ifade etmeyebilir. Örneğin, bir şeyi ruhumuzla “görebilmek” için, kişi öncelikle nesneyi zihinsel olarak bir yerlere oturtmalı ve onu hissetmelidir. İyi bir görsel imaja sahip olmadan önce hatta onu işitmelidir.

Bu yüzden, siz birisine bir şeyi “görmesi” konusunda istekte bulunduğumuz zaman bile göz hareketleri belirgin bir şekilde “yuvarlaşır.” Eğer bir insandan, bazı şeyleri içinde nasıl yaptığını tam olarak tarif etmesini isterseniz, bu ister geçmişteki bir şeyi hatırlamak olsun ister gelecekteki hayali bir olay olsun genellikle açık ve net olacaktır. Tipik olarak, muhtemelen ilk anda, onu tekrar yapma ve düşünme ihtiyacı içerisinde olacaklardır. Böylesi “çıkarımlar” farklı sorgulama tarzları gerektirebilir ve kanıt olarak birden fazla gösterge kullanmanız gerekebilir.

Göz Erişim Sinyalleri

Bu “göz erişim sinyalleri” şekil 6.1.’de gösterilmiştir. Göz yönleri – başka bir insana baktığınız zaman -onların sağı sizin solunuz olarak görülür veya tam tersi olur.

Aşağıda göz erişim sinyalleri ile ilgili daha detaylı bilgiler bulacaksınız ve bunlar onları meydana çıkarmanıza yardım edecek soru örneklerini de içerecek.

imajlar yapılandırılan Görselleştirme Görsel olarak hatırlanan

imajlar

Sesler yapılandırılan Hatırlanan sesler

Hisler ve vücut duyumları İÇ diyalog

Görsel Yapılandırma

Bir kişi daha önce hiç görmediği bir şeyin zihninde imajını oluşturur ve daha önce görmüş olduğu zihninde “depolanmış” imajları yeni bir şekilde sentezler. Tam anlamıyla “onu  kafalarında düzeltir.” Bu sinyali gözlemlemek için şu soruyu sorabilirsiniz.- “Eğer odanızın duvarları sarı çizgili parlak maviye boyanmış olsa, odanız neye benzer?”

Görsel Hatırlatıcı

Bir insan gerçek bir görsel hatırayı hatırlayabilmek için zihinsel bir imaj kullanır. Bazı insanların görsel hatıralarına, odaklanmadan, yukarıya olmaktan ziyade tam  karşılarına bakarak ve diğer insanın ötesinde bir yerlere bakıyor gibi görünerek eriştiklerine dikkat edin. Bu az erişilen hatıralardan ziyade kolayca uygulanabilen veya “zirvedeki” bilgilerle ilgili görünür. Görsel hatırlatıcı göz hareketini meydana getirmek için şunu sorabilirsiniz: “Ortaokuldaki en iyi arkadaşınızın neye benzediğini hatırlayabilir misiniz?”

İşitsel Yapılandırma

Burada kişi daha önce hiç işitmediği bir ses oluşturur veya “bilinen” sesleri, yeni, alışılmadık bir ses yapmak için sentezler. Sadece hafızadaki bir şeyleri hatırlamaktan ziyade onlardan bir temsil, bir tasvir oluşturmak zorundadırlar. Şu soru sorulabilir: “Eğer patronunuz Donald Duck”n sesine sahip olsa, bu kulağa hoş gelir miydi?”

İşitsel Hatırlatıcı

Bu olayda, kişi geçmişinden bir sesi veya bir sözü hatırlar. Bu sinyale ulaşmak için şu soruyu sorun: “Az önce ne söyledim?” veya “Annenizin sesini hatırlayabilir misiniz?” veya o kişiden sadece favori melodisini hatırlamasını isteyin.

Kinaestetik

Gördüğünüz gibi, insanlar genellikle duygularına eriştikleri zaman göz örneğini kullanırlar. Örneğin, şöyle sorun: “Islak bir fanilaya dokunmak nasıl bir duygu uyandırır?” veya “Cilalanmış bir tırabzandan aşağı doğru kaydığınızı hayal edin.” Bu son olaylarda, algılama K duyusunun diğer bir yüzü olan dokunma duyusu kadar vücut hareketlerini de kapsamaktadır. O aynı zamanda “cesaret hissi” veya “titreme hissi” gibi duygu bazındaki hisleri de kapsar.

İşitsel Dijital

Bu, insanlar bir iç konuşma veya “kişisel-konuşma” şeklinde kendileriyle konuştukları zaman gerçekleşir. Bu sinyale ulaşmak için, kişiden örneğin şunu isteyin: “Milli marşı kendi kendine ezberden oku.”

Kendi örneklerinizi düşünebilirsiniz ve onları dostlarınız ve iş arkadaşlarınız üzerinde deneyerek eğlenebilirsiniz. Özel göz hareketleri meydana getirmek istiyorsanız (örneğin işe yarayıp yaramadıklarını test etmek için) sorularda algılama sistemini gerektiren, yapılandırıcı ve hatırlatıcı özellikleri net bir şekilde içinde bulunduran örnekleri kullanın.

Tarafsız yüklemleri (incelemek, hatırlamak, düşünmek veya hayal etmek gibi) kullanmaktan ziyade özel duyuları (görmek, işitmek, hissetmek) kullanın. “Bir meşe ağacını hayal etmek” örneğin, herhangi birini veya tüm algılama sistemlerini gerektirebilir. Diğer yandan insanları renklere yönlendirmek kesinlikle görsel duyuyu gerektirecektir. Bu arada, rüzgarla hışırdayan yaprakların sesi de işitsel sistemi harekete geçirecektir.

Eğer duyularla ilgili tercihler oluşturmak istiyorsanız, oldukça tarafsız bir dizi soru, kısa sürede rehber ve tercih  edilmiş öncelikli algılama sistemlerini geçerli hale getirecektir. Sadece kişinin en çok kullandığı duyuları izleyin ve dinleyin.Göz hareketlerini belirlemekte, günlerce yüz yüze görüşmelerin hepsinde dikkatle izleyerek kendinize güvenmeyi öğreneceksiniz.

Bu sizin hızlı ve belirsiz göz hareketlerindeki gözlemleme yeteneğinizi bileyecektir. Aynı zamanda pratik, güvenmeye başlayacağınız genel hareket örneklerini geçerli kılar. Bu göz hareketleri size daha sonra diyalog kurmak için eşleştirme yapabileceğiniz bireyin duyuyla ilgili tercihlerinin diğer göstergelerini de verecektir.

Synaesthesia

Bazen bir kişinin aynı anda iki algılama sistemi kullandığını görebilirsiniz. Örneğin, o kişi görsel göz hareketlerini gösterirken kinaestetik yüklemleri ve vücut dilini kullanır. Bu durumda “synasthesia” terimi iki veya daha fazla algılama sisteminin birlikte kullanılmasına denir.

Örneğin belli bir ses bir hisse veya dokuya ya da bir renge sahip olabilir. Diğer durumlarda güçlü bir hafıza, pozitif görsel hafızayla bağlantılı olarak negatif kinaestetik hisler uyandırabilir. Böyle bir durumdaki insan muhtemelen niçin kendisini bu şekilde hissettiğini anlamaz.

Böyle bir insanın ” dilini” konuşmak için karma yüklemler kullanmanız gerekebilir. Yukardaki durumda örneğin, “Kendini nasıl hissettiğini görebiliyorum.” diyebilirsiniz. Gramatik olarak biraz değişik olmasına rağmen belli bir bağlantıyla kullanıldığından, GK synesthesia durumunda olan bir insan için  iki yüklem de belli bir şeyler ifade edecektir.

Synaestheisa durumundaki insanların çoğunlukla hafızaları  iyi olur çünkü daha ziyade duyulara ait “kayıtlara” ulaşmak istediğimiz zaman daha iyi hatırlarız ve, herhangi bir olayda alışılmadık hatıraları olan insanlar birden çok algılama sistemi kullanma eğilimindedirler. Doğal olarak synaesthetic olsun olmasın; hatıralar, elbette, gerçeğin yani duyularla örülü hayatın aynasıdırlar. Aynı şekilde, canlı bir hayal duyuların yoğun olduğu bir yerde işe yarar.

Bunun çok ilginç bir örneğe UK (Britanya) televizyonunda bazı çalışmalar yaptığımız zaman, eski Prenses Diana ile 1996’daki görüşmenin hemen ardında rastladık. Konuların hassas doğası gereği Prens Charles ve kraliyet ailesini de içeren bir röportajda Britanya monarşisinin her türlü yapısal problemi konuşulmuştu  ve bu röportaj ana haber konusu olmuştu. “Sinir dili uzmanları” olarak röportajın video kayıtlarında Prenses Diana’nın göz hareketlerini izledik.

Böylece onun düşünme şeklini belirlemeye çalıştık. Onun hareketlerini takibi kolay ve tutarlı bulduk ve sanki daha önce öğrenmiş olduğunuz göz erişim sinyallerine örnek olsun diye hazırlanmış bir kitabın uygulamasını gösteriyordu.

Sonunda Prenses Diana’nın hareketlerinin İd K synaestheisa özelliği gösterdiği ortaya çıktı. Bu kendi kendine konuştuğu zaman K hislerini devreye soktuğu ve kinaestetik algıyı kullandığı zaman da iç diyalog kullanma eğiliminde olduğu  anlamına geliyor. Biri, diğeri olmaksızın gerçekleşmiyor.

O kendine özgü aşağı ve de sola doğru bir göz hareketi sergiliyor. Bu da İd’nin K dil ve fizyolojisine eşlik ettiği anlamına geliyor. İlginç olarak ve belki de haber açgözlüsü olan yayıncıların üzülmesi için, yapısal algılamayla ilgili herhangi bir kanıt görülmedi.

Synaesthesia bizim düşündüğümüzden daha büyük bir kitlede görülebilir fakat, elbette, ona sahip olan kişilere bu durum normal görünüyor (renk körleri gibi). Bu, onlar herkesin düşüncelerini bu şekilde ifade etmediğini öğrenene kadar devam ediyor. Synaesthetik bir seminer katılımcımız aniden kendisinin niçin diğer insanlardan daha kolay zihinden matematik hesapları yapabildiğini farketti.

O her hesabı canlı renklerle  “görebiliyordu”, kullanmasının ‘kolay’ ya da “zor” olacağına  göre sırasıyla parlak ve loş renkleri sayıyordu… ve farklı zihinsel süreçleri takip ediyordu.

Her davranışın pozitif bir amacı vardır.


Onu her zaman net bir şekilde ifade edemememize rağmen ve hatta bazen farkında olmasak bile, yaptığımız her şeyin değişmeyen tek unsuru bir amacımızın olmasıdır. Her aksiyon en azından onu yapan kişi için- pozitif bir amaca sahiptir. Bu anlam ifade etsin etmesin veya bilinçli olalım olmayalım bazı hedefleri takip ederiz.

Sizin ve benim, onun anti-sosyal veya iğrenç olduğunu düşünebildiğimiz bir aksiyon onu yapan kişi için şüphesiz anlamlı ve mantıklı bir şeydir. Dahası onu yapan kişi,  biz ya da genel olarak toplum desteklemese bile, onu yapmak için bir sebebe bir ideale sahip olacaktır. Bu insanın “dünya haritasına” göre onun davranışı bir sonuç getirecektir. Böylece, onlar pozitif olarak ve belli bir amaca göre hareket ederler.

Örneğin, hemen görülecek bir sosyal fayda veya kendini kısa süreliğine iyi hissetmek, sigara içmeye veya ilaç kullanmaya sebep olurken belki de “pozitif.amaçlarla” hareket ediliyor. Halbuki -mantıklı ve bilinçli olarak- bir insanın bu davranışları bırakabilmesi ne kadar zor oluyor.

Pozitif amaçların temelini belirlemekte, aynı amacı gerçekleştiren fakat-daha  az dezavantajı olan alternatif davranışlar bulunabilir. Her davranışın altında bazı pozitif amaçların bulunabileceği düşüncesiyle hareket ederek, daha az eleştirel ve kınayıcı davranabileceğiz. Daha ziyade, kendi gerçeklik haritamızı incelemeye ve anlamaya başlayabiliriz.

Günün (Uygulamaları

insanların öncelikli algı sistemlerinin göstergelerine  dikkat etmeye başlayın. Birden fazla özelliği bir kerede görmek için pratik yaptığınızda bu sizin alıştırmayı birkaç güne yaymanıza yardım edebilir. Örneğin, daha önce bir listesini vermiş olduğumuz işitme, görme ve hissetme ile ilgili duyumsal yüklemleri dinleyerek işe başlayabilirsiniz. Sonra, göz hareketlerine kendinizi kaptırmış bulabilirsiniz.

Eğer isterseniz gününüzü parçalara bölün ve her bölümde farklı bir gösterge üzerine yoğunlaşın, işinizde veya sosyal hayatta farklı insanlarla karşılaştığınızı farz edin. Başlangıçta (kendi kelimelerinizi ve davranışlarınızı değiştirerek) onları eşleştirmeyin, siz güvenle kendi öncelikli sistemlerinizi belirleyebildiğiniz zaman bunun da sırası gelecektir.

Bir dergiden makale veya bir romandan iki sayfa bulun ve bulabildiğiniz duyularla ilgili tüm kelime veya yüklemleri çıkarın,  iş dünyasından, hukuki bir metinden akıcı bir romana veya gezi yazısına kadar ne tür yazılarda daha çok duyularla ilgili kelime kullanıldığına dikkat edin.

Kaynak21 Günde NLP – Harry Alder


Seninde bize katılmanı isteriz. Sende BU FORMU eksiksiz doldurarak bize katılıp, yazarlar kadromuzda yer alabilirsin.

Kültür, Sanat ve Araştırma Bloku.

Döküntü Net

21 Günde NLP / 6.Gün

21 Günde NLP / 6.Gün” için bir görüş

  1. Geri bildirim: 21 Günde NLP -

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön