21 Günde NLP / 8.Gün

8. GÜN

Dilin Gücü

Bu ünitenin içerdiği konular:

  • İstenen Şeye Ulaşmak İçin Dili Kullanmak
    • E-Prime
    • Fikirlerin Hiyerarşisi • Sözleri Sonuçlara Dönüştürmek

“Linguistik (dilbilim)” kelimesi NLP’nin merkezinde  bulunmaktadır. Bunun için bugün dil üzerine düşüneceğiz. Şimdiye kadar “Vücut dili” ve sözlü olmayan anlatım konusunda çok fazla şey anlattık, fakat, sözlerin de mükemmel bir iletişimde vazgeçilmez bir yeri vardır. Söz konusu olan sadece kullandığımız kelimeler değil (hatırlayabileceğiniz gibi bunlar bir iletişimin sadece yüzde 7’lik bir kısmını açıklayabilirler) aynı zamanda dili beynimizde işleme şeklimizdir de.

Bütün bunların  iletişim üzerinde etkisi vardır ve hatta tek bir kelime ile anlamı büyük oranda etkileyebilir. Kaç kez kendi kullandığınız bir kelimeyi bir  de başka birinden işittiğinizde anlamların oldukça farklı olduğunu gördünüz? Diğer durumlarda, dilin sınırlarıyla karşılaşırız ve kolaylıkla şunu itiraf edebiliriz: “Bunu kelimelerle anlatamam.”

İstenen Şeye Ulaşmak İçin Dili Kullanmak

NLP vasıtasıyla, dili daha iyi iletişim için kullanabiliriz fakat bu daha derin bir seviyede veya alışılmıştan farklı bir şekilde olacaktır. Bu, dilin gücünü olduğu kadar sınırlarını da anlamaktan kaynaklanıyor. Aynı zamanda dil ile onu temsil etme şeklimiz ve algıladığımız şeyleri filtrelememiz arasındaki bağlantıyı anlamamızı da kapsıyor (1. gün görmüş olduğumuz NLP modeli). Sonuç olarak, dil çok amaçlı bir araç olan matkap gibi birçok alanda işimize yarar.

Fakat onu uygun ve etkili bir şekilde kullanmaya ihtiyacımız var. Akıllıca bir uygulama olmaksızın elimizde sadece potansiyel olarak tehlikeli de olabilen bir aygıt var demektir. Benzer şekilde, onun ne yapıp ne yapamayacağını anlayarak ve her zaman doğru aracı elimizdeki işle eşleştirerek dili daha iyi kullanabiliriz.

2. ve 3- günlerde öğrendiğiniz şeyleri hatırlayın: Hedefinizi ve elde etmek istediğiniz sonucu aklınızda tutun ve onu gerçekleştirme sürecinde çok fazla sarıp sarmalamayın. Matkap örneğini düşünürsek, çeyrek inçlik matkap mı istersiniz yok çeyrek inç delik mi? Akıllıca bir uygulama olmaksızın sadece güçlü bir araca sahip olmak potansiyel olarak tehlikelidir de. Benzer şekilde kendinizi işiniz için doğru araca doğru yönlendireceksiniz -bugünkü konumuzda aracımız dildir.

Dördüncü günün sözünü hatırlayacaksınız: İletişimin anlamı elde ettiği cevaptır. “Dili istediğimiz cevaba ulaşmak için; sonucu gerçekleştirmek için, bilinçli bir şekilde kullanmalıyız.  Karşımızdaki insan için uygun anlamları olacak olan ve onların gerçeklik haritalarına uyacak olan kelimeleri seçmemiz gerekir. Benzer şekilde, bir iletişime girdiğimiz zaman; insanların kullandıkları kelimelerle ne anlatmak istediklerini bazen uygun sorular sorarak kesinlikle belirlememiz gerekir.

Bu yetenekler profesyonel bir iletişimci ve de iyi iletişim vasıtasıyla hayatlarında daha fazla şey elde etmek isteyen insanlar için faydalı olabilir. Bundan sonraki üç gün boyunca, hemen hemen her çeşit sonucu gerçekleştirmek için dili nasıl kullanabileceğinizi öğreneceksiniz. Zihninizi açık tutarsanız, hemen faydalarını görmeye başlayacaksınız.

E-Prime

Bu kitabı E-Prime olarak bilinen bir dil tarzını kullanarak yazdık. Bir dilci ve Harvard işletmeden mezun olan David Bo-urland tarafından geliştirilen bu terim kısaca “to be” (olmak) fiilini dışarıda bırakan İngiliz dilini karşılıyor. Dilimizde  en  çok kullanılan fiil olmasına rağmen, çoğunlukla net olmayan bir anlama  ve  yarım  yamalak  bir  gramere  öncülük  etmiş oluyor.

Örneğin yıllardır, yazarlar “to be” fiiline dayanmakta olan edilgen yapıyı hoş (Anlaşıldı) (Tahmin edildi vs.).

NLP genel olarak “Kimin tarafından?” veya “Bunu kim söyledi?” gibi soruları cevaplar.

:.. Küçük bir kelime olan “is” (-dir-dır) “Bu doğrudur”. “O kötü bir adamdır.” gibi yok edici iddialarda bulunabilir. Her şeyin siyah ya da beyaz olduğunu farzeder halbuki gerçek hayat bize bunun böyle olmadığını söylüyor. İnsanları ve başka şeyleri çok rahat “etiketler” ve artık dili hassas kullanmamıza gerek yoktur. Sıkıntı, karşımızdaki insan bizim kelimelerimize farklı anlam verdiğinde veya onların sözlerine aynı şeyi yaptığımızda; yani anlamların yanlış eşleştirilmesine sebep olduğumuzda başlar. İletişim kesilir ve ilişki bundan zarar görür

Bu tarz bir linguistik çarpıtma 1. gün görmüş olduğunuz NLP modelindeki birçok filtreden birini oluşturur. “İs” gibi çok genel kelimeler bile algılamamızı ve eşyalar üzerine yüklediğimiz  anlamı etkiler. Daha iyi veya daha kötü şekilde, dil temelde düşünme tarzımızı etkiler ve E-Prime bunu çok sade bir üslupla gösterir. Dilin anlamı nasıl etkilediğini örneklendirmek kadar  basit bir dil tekniğini kullanarak değişiklikler yapmayı da mümkün kılar.

Günlük konuşma dilinde veya tabloit yazılarda her çeşit kestirme yolu kullanırız. “İs”(-dir, dır) veya “diğer” to be” (olmak) fiillerinin yerine başka bir kelime koymaya çalışmak (yani edilgen yapıdan kurtulmaya çalışmak) bizi iletişim kurmak için istediğimiz gerçek anlamı düşünmeye zorlar. Genellikle, bir şeyi ifade etmenin daha iyi, daha net yollarını düşünebilirsiniz ve bunu “iş, oluş, hareket” bildiren fiiller kullanarak ve aksiyonu yapan kişiyi belirterek yapabilirsiniz.

İki Tehlike

Genel semantiğin kurucusu Alfred Korzybski, “to be” (olmak) fiilinin özellikle iki tehlikeli kullanımını belirledi.

İlkini kimlik olarak “is” (Joan bir hemşiredir.);

ikincisini yüklem olarak “İş” (Joe bir aptaldır.) veya (Bu yaprak yeşildir.) şeklinde tanımladı.

“To be” fiilinde bir uzlaşma söz konusu değildir. Bir şey ya odur ya da değildir. Bu yüzden genelleme yapma ve üzerinde hiçbir mantıklı    incelemenin    yapılmadığı    kesin    ifadeler kullanma eğiliminde oluruz.

Örneğin, Joan aynı zamanda annedir, eştir, öğrencidir, yüzücüdür, azimli bir sporcudur ve okulların tatil olduğu zamanlar hariç, part-time olarak hemşirelik yapmaktadır. Böyleyse Joan kimdir? Şüphesiz, Joan’un kim olduğu burada da bitmez. Bu yüzden, Joan hakkındaki gerçek anlayışımızı kaybederiz.

Aynı şekilde “Joe aptaldır.” cümlesi E-Prime kullanıma şu şekilde çevrilebilir; “Joe bu olayda aptalca davrandı.” Veya daha da iyisi, belki de; “Bana, o aptalca davranmış gibi geldi.” demektir. Ve “Yaprak, John’a sarı gibi göründü veya John’a dahası, gece parlak ve sarıya kaçan kahverengimsi yeşil gibi geldi denebilir. Böylece, sadece aykırı küçük kelimelerle yenileyerek anlamımızı daha- açık ve daha doğru yapabiliriz. Sadece şunu sorun: “Gerçekten söylemek istediğim şey ne?”

E-Prime, dilde daha doğrudan anlamlara; kimin söylediğini veya ne söylediğini ve kimin sorumlu olduğunu belirlemeye  önem verir. Belirsiz, anlam boşluğu olan genellemeleri elememize yardım eder ve “to be” fiillerinin yerine hareket fiilleri koymamızı zorunlu kılar.

E-Prime’da, edilgen yapıların çoğu, genellemeler veya sınıflandırmalar görülmez. (Bunlar bürokratlara ve fildişi kulelerinden inmeyen akademisyenlere aittir.) Soyut kelimeler; somut hayal edebileceğimiz ve anlayabileceğimiz duyumsal şeylere dönüşür.

Kastettiğiniz Şeyi Söylemek

E-Prime, mekanik olarak kelimelerin yer değiştirmesinden daha fazla bir şeydir. Sadece bir şeyi nasıl söyleyeceğinizi değiştirmekten ziyade tam olarak ne kastettiğiniz üzerine de tekrar düşünmek zorundasınız. Böylece o sizi net bir şekilde iletişim kurmak kadar net bir şekilde düşünmeye de zorlar.

Prensipte, E-Prime oldukça kolaydır. Sadece “to be” fiilini elemeniz gerekir. Fakat pratikte olağanüstü radikal bir etkiye sahiptir. Düşünme şeklinizi dönüştürdüğü kadar, davranışlarınızı, başarılarınızı ve ilişkilerinizi de etkileyebilir. Düşünme ve davranış hakkındaki önemli bağlantıyı zaten biliyoruz. “Bir adam her ne düşünürse, odur.”

Bu yüzden e-prime, sadece iletişimle ilgili artıları olan bir dil yöntemi olmaktan daha ziyade, kişisel değişimin de (NLP’nin özü) güçlü bir temsilcisi olma görevini yerine getirir. Problem çözme ve kişisel başarı gibi alanlarda geliştirmek için uygulamaları devam eder.

E-Prime’ın sınırlı kullanımı bile, kullandığımız kelimeler vasıtasıyla bizim ve diğer insanların kastettikleri şeyi tekrar ciddi bir  şekilde

düşünmelerine neden olabilir. Daha sonraki bazı egzersizlerde bunu deneme şansına sahip olacaksınız.

E-Prime’de Yazmak ve Konuşmak

Prensipte basit olmasına rağmen, birçok insan  onun uygulamasını moral bozacak kadar karmaşık bulur. “İs” konusunda nasıl davrandığımızı daha önceden söylemiştik. Pratikte bu metot “to be” fiilinin “be, been, were, was, will be, am, is, are, being” gibi tüm çeşitlerini ve apostrofla gizlenmiş olanları (it’s ri-diculous./O gülünçtür.) da kapsayacak kadar hepsini elemeyi içerir. (Yani, bu fiilin (olmak fiili) şimdiki, geçmiş, gelecek zamanlarındaki tüm kullanımlarını eler.)

Bu kitabı E-Prime tarzında yazarken başka  kaynaklardan aldığımız alıntıları konunun dışında tuttuk. Çağdaş günlük konuşma dilinde veya eski kullanımlarda ya da hepimizin aşina olduğu sözlerde (olmak ya da olmamak işte…) bu fiile tarihsel olarak bağlıyız. Aslında ünite sonlarında verdiğimiz NLP’nin öngörülerinden olan sözlerde “to be” fiiliyle karşılaşacaksınız.

Gramatik olarak bu muazzam dışarıda bırakmanın ve uygulandığı zaman ortaya çıkacak olan anlamdaki netliğin artılarını taktir edeceğinizi umuyoruz. Okuduğunuz zaman, bağlantılara dikkat edip etmediğinizi ve “to be” fiilini kaçırıp kaçırmadığınızı görün. Eğer değilse, kitabın okunabilirliğini korurken, bu fiilin çeşitli tuzaklarını kaldırma konusundaki temel amacımızı gerçekleştirmiş olacağız.

Daha da iyisi, bazı şeylerin alışılmadık şekilde ifade edildiğini görürseniz bu onun anlamı konusunda daha derin düşünmenize sebep olur, böylece daha büyük kâr elde edilmiş olur. İngilizcenin en çok kullanılan fiilini kullanmamayı nasıl becerdiğimizi görüp biraz eğlenebilirsiniz de. 21 günlük program boyunca özellikle de dil üniteleriyle bağlantılandırdığmız zaman muhtemelen bunun önemini daha çok taktir edeceksiniz.

Uygun bir derste, kendi kendinize E-Prime’a dikkat ederek konuşma ve yazma çalışması yapabilirsiniz.

Fikirlerin Hiyerarşisi

Kelimeleri fikirleri ve kavramları ifade etmek için kullanırız ve onlar arasında sağlanan bir devamlılıkla onları özel veya genel yapabiliriz. Bir uçta çok özel ve detaylı bir dil kullanabiliriz. Diğer uçta oldukça bulanık ve genel bir dille iletişim kurarız. NLP’de detaylı, tam bilgiler elde etmek istediğimiz zaman Meta Modeli kullanırız. Karşıt olarak, NLP’de “kurnazca belirsiz” dil

Kesin olarak adlandırdığımız şeyin kullanımı milton modelidir. İki model  de  çok  farklı  yollardan  olağanüstü  iletişim  sonuçları

verebilir. Bu konuyu daha ayrıntılı olarak 9. ve 10. günlerde işleyeceğiz. “Dürüstlük” gibi yüksek seviyeli kavram kelimeleri veya adlandırmalar (“Jean dürüstlüğe değer verir.” cümlesindeki gibi) sadece genel bir anlama sahiptir. Fakat, bulunduğu yere göre, onu daha somut fikirler haline getirebilirsiniz  (“O patronuna doğru söyler.” veya “İçinden geçeni söyler.” gibi) ve dürüstlüğe örnek olacak özel aksiyonlara dönüştürebilirsiniz.

Böylece biz dürüstlük kelimesi altında bir hiyerarşi oluştururuz. Bu neredeyse bütün seviyelere kadar uzanacaktır; taa ki anlamın “en derin yapısına” ulaşana kadar.

Parçalamak

Düşüncelerin hiyerarşisi, düşünme tarzımız ve “parçalar”  halindeki iletişimimizle ilgilidir. Büyük parçalar (genel veya soyut seviye) veya küçük parçalar (ihtiyacınız olan herhangi bir detayın seviyesi), “yukarıya doğru parçalama” bir düşünceyi daha yüksek daha genel bir seviyeye çıkarmayı içerir.

Örneğin, “koyun” veya “inek” düşünmek yerine kavramsal olarak yukarıya doğru büyük parçalara yönelebilir ve “çiftlik hayvanlarını” düşünebilirsiniz. Sonra daha da yukarıya “hayvanlar” düşüncesine çıkabilirsiniz.

Daha yukarıda ulaşacağınız büyük parça “canlılardır” ve bunun gibi.

Aynı şekilde bir kavramı aşağıya doğru parçalayabilirsiniz. Örneğin, bir köpekten bahsetmek yerine özel bir köpek düşünebilirsiniz veya köpeğin bir parçasını mesela ayağını düşünebilirsiniz ya da köpeğin yaptığı bir şeyi mesela havlamayı ele alabilirsiniz.

Yanlara doğru parçalamada aynı seviyede kalırsınız. Böylece “köpek” kavramında yanlara doğru parçalama yapıldığında diğer memelilerden kediler, inekler, kangurulardan falan bahsedilebilir ve onların hepsi daha aşağılara doğru parçalanabilecek şekildedir.

Bazen iletişim kurarken bu sizin parçalamalar yapmanıza yardım eder, bazen de aşağıya veya yanlara doğru parçalamalar  yaparak daha iyi bir sonuca ulaşabilirsiniz. İstenilen sonuç veya cevaba bağlı olarak belirsiz genellemeler de yeterli olabilir. Diğer zamanlarda daha fazla detay ve özel bilgiyle ilgilenmeniz gerekebilir.

Bir yandan “büyük resmi görmeyi” veya “daha iyi bir perspektif” elde etmeyi isteyebilirsiniz; diğer yandan “detaya odaklanmayı” canınız ister. Kelimeler bizim duygularla ilgili tercihlerimizi yansıttığı gibi aynı zamanda kullandığımız kelimeler yaptığımız parçalamaların büyüklüğünü ve benimsenen düşüncesinin hiyerarşisinin nerede olduğunu yansıtabilirler.

Bu şekilde dili anlamak, günlük iletişimlerinizde hemen etkisini gösterecektir. Bir görüşme veya satış sırasında genel olarak tüm spektrum içerisinde belirsizden özele; büyük parçadan küçük parçaya kadar uzanan bir esnekliğe ihtiyacınız olacaktır.

Örneğin bir görüşmede, muhtemelen yukarıya doğru çıkarak, çok genel ifadelerle uzlaşmaya varacaksınız. Bunlar şöyle sözler olsa bile: “İki taraf için de faydalı olabilecek bir sonuç istiyoruz.” veya “İki taraf da “adil” bir görüşme konusunda hemfikir.” veya “İki taraf da anlaşma beklentisi içerisinde bulunuyor.” ya da “Hepimiz mümkün olan en kısa sürede konu hakkında karar vermek istiyoruz.”

Sonra, aşağıya doğru parçalama yaparak, uzlaşmanın önündeki herhangi bir engeli kaldırabilirsiniz ve değinilmesi gereken özel bir konuya değinebilirsiniz. Bu belki de anlaşmadaki tek bir cümleye bağlı olabilir veya çok küçük bir imtiyazdan vazgeçilerek çözümlenebilir.

Genellemeler, uygulama aşamasında işe yaramadığı için herhangi bir planı veya anlaşmayı uygulamanız gerektiği zaman da aşağıya doğru parçalamaya ihtiyacınız  olabilir. Yana doğru parçalamada, kurmuş olduğunuz diğer bir bağlantıyla karşılaştırma yapabilirsiniz veya incelenmekte olan özel bir mesele örnek olabilir.

Üç yaklaşımın hepsini kullanmaya ihtiyacınız olabilir ve her birinin kendi dil örneği vardır. Aşağıya doğru parçalamak için şu soruyu sorun-, “Bunun örneğinin getirişi nedir?” soruyu tekrar etmeye devam edin ve ne kadar uzağa gidebileceğinizi görün.

Yukarıya doğru parçalamak için şu soruyu sorun: “Niçin bir şeyi örnekle gösteririz?” veya “Buna sahip olma amacı nedir?” Tekrar  herhangi bir kelimeyi veya kavramı ne kadar yukarıya doğru çıkarabileceğinize bakın.

Yanlara doğru: “Diğer bir örnek ne sağlar?” veya “Kaç tane örnek düşünebilirsin?” gibi sorular  sorun.

Sadece düşünce hiyerarşisi içinde konuyu araştırarak- büyük resmi, önemli detayı-daha fazla düşünce ve kavrayışa erişeceksiniz.

Şimdi tipik bir iş görüşmesi hayal edelim ve iki taraf da fiyat, terimler ve durumlar konusunda uzlaşmak zorunda olsun. Parçalama nasıl uygulanabilir?

Eminim ikimiz de iki taraf için kârlı olabilecek bir iş ortaya çıkarmak istiyoruz. (Yukarı)

Haydi aklımızda tutmamız gereken şu cümle üzerinde biraz duralım. (Aşağıya)

Bu formül birkaç yıl önce Suudi anlaşmasında işe yaramıştı. (Yanlara)

Tamam, kalan sorunlu noktaları söyleyebilir misiniz? (Aşağıya) Hafta sonu için ikimiz de uzaklaşmak istiyoruz. (Yukarıya) 1800’ü nasıl elde ettin? (Aşağıya)

Bu bizim diğer mal sahipleriyle her zamanki çalışma şeklimizdir. (Yanlara)

İkimiz de bunun iyi gitmesini istiyoruz. (Yukarıya)

Öyle görünüyor ki öncelikle program üzerinde anlaşmalı sonra bazı küçük şeylerin üzerinde durmalıyız. (Aşağıya)

Peki ikinci taksiti yüzde 15’lik bir değişiklikle getirirsek? (Daha da aşağıya)

İkimizin de faiz oranlarıyla ilgili yapabileceğimiz bir şey yok (yukarıya) fakat yönetim ücretinin bir parçasını kestiğimizi farzetsek? (Aşağıya)

Joan’a kişisel olarak yönetmesi için ulaşmış olsak… (Aşağıya)

Eminim, eğer sizin insanlarınıza yardımcı olabilecekse 20.’den başlayabiliriz. (Aşağıya)

Yukarıya doğru parçalamada dikkatin dağılması zordur. Fakat küçük konularda ve yeniden elde edilen uzlaşmalarda daha \| genel bir şeydir. Aşağıya doğru parçalama da, görüşmede dikkat edilmeyen, göreceli olarak önemsiz olan ayrıntılara odaklanabilir. Her ne zaman diyalogu kaybetme riskine atılsanız, parçalama, karşınızdaki insanı daha uzlaşmacı bir ruh haline çekmeye  eğilimli olacaktır.

Aynı zamanda hepimizin, detayları çok iyi gören bir göz; olayları irdeleyen bir yapı gibi tercih ettiğimiz yaklaşımlarımız olduğuna dikkat edin. Böylece karşınızdaki insanı veya insanları eşleştirmek için parçalama tarzınızı da yönlendirebilirsiniz. 4 ve 5. gün öğrenmiş olduğunuz iletişim tekniklerini unutmayın. NLP’de de, yeni bilgiler eklediğiniz zaman önceden öğrenmiş olduğunuz bilgiler geçerliliğini korur.

Aktif Zaman ve Pasif Zaman

Düşüncelerin ve dilin kullanımını sürekli genelden  özele” değiştirir dururuz. Bu hem şekil 8.1’deki gibi bir süreklilik hem de şekil 8.2’deki gibi bir hiyerarşinin varlığını gösterir. Bir organizasyonun hiyerarşisinde yöneten insanlar ve gerçekten işi yapan insanlar arasında çok kesin çizgilerle ayrılmış bir ayrılık göremeyebilirsiniz. “Yöneticiler” ve “işçiler” çok net bir şekilde siyah ve beyaz kategoriler oluşturmaz. Aynı şekilde düşüncelerin hiyerarşisi de düşünce sürekliliği ve tümüyle ilişkiler ağından oluşur.

Siz zaten düşüncelerimizin, eşyaları veya olayları; gerek şu anda içinde yaşadığımız dış dünyadan gerekse hayal ve hatıralardan oluşan iç dünyamızdan nasıl süzüp aldığını biliyorsunuz. Bu aynı zamanda bir düşünme spektrumu veya sürekliliği oluşturur. Spektrumun bir ucunda, başka bir insanla iletişim içindeyken uyanık ve dışarıya odaklanmış olarak düşünür ve hareket ederiz.

Diğer ucundaysa, kendi düşüncelerimize, hayallerimize ve gerçekliğin iç dünyasına dalarız. Birincisini “aktif zaman” olarak adlandırırken, ikincisini “pasif zaman” diye adlandırabiliriz. Pasif zaman bir uyku hali veya biraz daha uç bir örnek verirsek koma halidir.

Bu düşünce spektrumunda sürekli aşağı ve yukarı inip çıkarız. Bir an çevrenizdeki her şeyle ilgileniriz. Ve duyumsal algılara çok bilinçli tepkiler gösteririz. Hemen ardından bir hatıramız aklımıza gelir veya kendimizi geleceğimiz üzerine hayal kurarken buluruz

Ve böylece pasif zamanın sınırları içine girmiş oluruz. Araba kullanırken veya oldukça yoğunlaşmak gerekli gibi görünen bir işi yaparken bile, pasif zaman moduna girebiliriz, o anda “otomatik pilot” devreye girer ve alışkanlık haline gelen, bilinçsiz davranışlarımız ön plana çıkar.

9.gün göreceğimiz Miltonvari belirsiz dil örnekleri trans haliyle bağlantılı olarak pasif zamanı yansıtır. Meta Model Dili, 10.  günde işleyeceğiz, Milton örneklerinin çoğuna cevap verir, özel anlamlar bulup çıkarır ve dilin “derin yapılarından” bazılarını ortaya çıkarır.

Bu, bizi buraya ve şimdiye geri getirme eğilimindedir ve düşünme spektrumunun aktif zaman ucunu yansıtır. Çoğu zaman, elbette, ikisinin arasında bir yerlerde bulunuruz; kısmen etrafımızdaki dünyanın farkındayızdır, aynı zamanda bir ölçüye kadar kendi düşüncelerimiz sebebiyle dalgınızdır.

Aktif ve pasif zamanı yönetmek, yaptığımız veya gerçekleştirdiğimiz şey üzerinde daha iyi kontrol sahibi olma anlamına gelir. Bazen, çok uyanık ve aktif zamanda, zaten öğrenmiş olduğumuz “duyumsal keskinliği” ve “fark etme” yeteneklerini kullanma durumunda kalmaya ihtiyacımız olur. Örneğin, dinleme yetenekleri fazlasıyla aktif zaman konsantrasyonu gerektirir.

İnsanlar çoğunlukla zihin bilinçli olarak çok fazla çalışıyor göründüğünden bu tür aktiviteleri tüketici bulurlar. Diğer durumlarda, dinlenmeyle daha ilgili ve genellikle daha doğal ve eğlendirici olan pasif zamanda bulunmaya ihtiyacımız vardır. Aslında, hayal kurarken olduğu gibi, pasif zamanın zihinsel işlemleri genelde “düşünmekmiş” gibi görülmez.

Bu haldeyken, özel kavrayışların ve yaratıcılığın kaynağı olan bilinçaltımıza erişiriz. Bugün ve 9. ve 10. günlerde dilin ve aktif/pasif zaman düşünmelerinin birbirleriyle nasıl bağlantılı olduğunu  göreceksiniz.

NLP tercihle ilgilidir. Düşünmek istediğiniz şeyi düşünme tercihi özel bir öneme sahiptir. Bu temel tercihten birçok başka tercihler çıkar. Özelde, kendi düşünme spektrumunuzu yönetmeyi ve istediğiniz zaman aktif ve pasif zamanlara girmeyi seçebilirsiniz. Bu “düşünce yönetiminin” bir parçası da dili ve onu nasıl kullandığınızı içerir.

Sözleri Sonuçlara Dönüştürmek

Daha ilk sözümüz olan “Harita vatan değildir.” vecizesinden bildiğimize   göre   içinde   yaşadığımız   dünyaya   hepimiz  ayrı

anlamlar veririz ve hepimiz farklı şekilde algılarız. Bu insanların bize söylediklerini ve bizim okuduklarımızı da içine alır. Henüz, kelimelerimizi dikkatle seçmek konusunda sıkıntılar çektiğimiz bir zamanda, dil bize yine de pek işlenmemiş bir araç olarak da olsa fikirlerimizi ve düşüncelerimizi taşıyacak bir araç sunar. Bu özellikle soyut kelimelere uygulanır (veya ismen var olup cismen yok olan kelimelere).

Anlamı Araştırmak

“Lorna çok zeki bir çocuktur.” gibi basit bir ifadeyi ele alalım, (“to be” (-dir-dır) fiilinin Lorna’yı nasıl etkilediğine dikkat edin.) Bu ifadenin ne anlama geldiğini anlamak için “zeki” kelimesinin ne anlama geldiğini tam olarak bilmemiz gerekir. Bu yüzden onu sözlükten kontrol edelim. “Zeki” kelimesinin altında, onu karşılayan, akıllı, anlayışlı, mantıklı gibi bir yığın kelime bulacaksınız.

Aynı zamanda (İngilizce için geçerli “intelligence”) haber, bilgi, rapor gibi anlamlarım da görecek ve bunun istihbarat anlamına geldiğini hemen anlayacaksınız. Böylece, bu karşılıkları güvenli bir şekilde önemsemeyebilirsiniz.

Fakat diğer kelimeler probleme yol açar. Mesela, “anlayış” kelimesi. Gerçekten bizim bu kelimenin anlamını da sözlükten kontrol etmeye ihtiyacımız vardır. Sonra bu kelimenin karşılığı olarak da “anlamak” ve “bilmek” kelimelerini buluruz. Daha önce anlayışlı kelimesini gördüğümüz için bu kelime bize aşina gelebilir.

“Bilmek” kelimesi tahmin edileceği üzere hemen anlaşılabilir fakat “açık” kelimesinin anlamı için başladığımız yere dönmemiz gerekebilir ve aydınlanmaktan ziyade daha da kafamız karışmış olur. “Bilmek” kelimesi üzerine yaptığımız son bir  kontrol bizi “inanç” kelimesine götürür (Bunun Lorna’nın tarifini kapsadığını düşünmüyorum fakat şimdilik bunu söyleyemeyiz.)  ve “Arkadaşlık” ve “bağlantı” gibi kelimelerin örneğin bir iş arkadaşı gibi birisini bilmekle ilgili olduğu varsayılabilir.

“Zeki” gibi bir kelimeyi tam olarak kullanabilmek için onun sözlükteki tarifini anlamak gerekir. Fakat, onu özel bir anlama oturtmaya çalıştığımız zaman herhangi bir soyut kelime de aynı problemi verecektir. En iyisi başladığımız yere geri dönmek ve en kötüsü de bir dairenin etrafında dönüp durarak tamamen bitmektir. Bu, fikir ve düşünceleri taşıyan sembollerin sınırlarına dikkat çeker (bu olayda kelimelerin).

Paradoksal olarak, bir dilde iletişim kurmak (insanlığa çok özel yararlarının hepsiyle birlikte) dış gerçeklik (Lorna’nın kesin olarak söylediği ve yaptığı şey) ve işiten kişinin Lorna’nın “etiketini” anlayarak  yeni  zihnine  kaydettiği  şey  arasında  oldukça  kalın

bariyerler ekler. Fakat, kusurlarıyla birlikte, dil sahip olduğumuz en iyi iletişim aracı olarak kalıyor ve bizi zekanın söz konusu olduğu bir hayatta zirveye taşıyor. Bu sebeple dili iyi kullanmayı hedef haline getirin. Onun özelliğini ve sınırlarını kavrayın ve onu değerli bir eser ortaya çıkarmak için bir taşı hey-keltraş nasıl yontuyorsa öyle yontun.

Doğru Kelimeleri Seçmek

Dilin sınırlarını örneklendirmek için, kullanmış olduğunuz “zeki” gibi soyut kelimelere veya kavramlara dikkat edin. Kelimelerin hepsi bize aynı sıkıntıyı vermez. Fiiller veya belirli fiiller bizi daha derin anlamların çok yakınına getirir.

Duyularla İlgili Fiiller

Örneğin, “Brian keki dört parça olacak şekilde kesti.” cümlesi bizi sözlüğe müracaat etmek zorunda bırakmaz. “Brian”, “kesmek”  ve “kek” kelimelerini duyularla ilgili algılara dönüşebildikleri için hayal edebiliriz. Diğer bir deyişle kendimizi veya başka birisini bahsedilen aktiviteyi yaparken görebiliriz ve böylece yapılan şey bize tamamen mantıklı gelir.

Zaten keşfettiğimiz gibi, çoğu,zaman gözlerimiz ve kulaklarımızla görüp işitmeyiz, elektro kimyasal değişikliklerin duyularla ilgili girdilerini anlama dönüştüren zihnimizle bu işleri yaparız.

Göz olarak adlandırdığımız hassas süper kamera veya iç kulağın üç katlı ustalığı doğrudan duygular oluşturmaz. Fakat beyindeki elektro kimyasal değişiklikler, bir kere görüntü ve sesler kaydedildikten sonra işini sadece elektrik düğmesine dokunuşumuz veya bir ilaç yutuşumuz kadar kolay  yapar. Aksiyon fiilleri, puslu, belirsiz soyutlamalardan ziyade canlı,  parlak zihinsel resimler oluşturur.

Şimdi tekrar Lorna’ya geri dönelim. Lorna hakkında birkaç ifade onun ne yapıyor olduğunu ve ne yapabildiğini bize söyleyecektir. Uzun çarpma işlemlerini yapabilir; yüzmede bronz madalya sahibidir; omlet pişirebilir vs. Bu temel bilgilerle onu daha iyi anlayabiliriz. Daha sonra onu “zeki” veya herhangi bir sıfatla vasıflandırabilirsiniz veya herhangi bir etiket kullanma riskine hiç girmeyiz.

Bununla birlikte hâlâ Lorna’yı pek iyi tanıyamayız ve bu tür pratik kelimeler asla tüm anlamı yüklenip derin manalar taşıyamaz (yani insan beyninin sinirsel ağlarını).

Şimdi, “Brian keki dört parça olacak şekilde kesti.” gibi çok açık bir ifadede ne yanlış gidebilir? Tamam, Brian’ın bir deniz arslanı olabileceğini  ve  laser  kesicisiyle  turbonun  dört  ayaklı kalıbını

kestiğini düşünelim. Hâlâ yanlış da olsa bir zihinsel resim oluşturabilirsiniz. Canlı ve duyularla ilgili fiiller bunu yapmamıza yardım eder.

Şimdi aynı ifadeyi sesli olarak ve örneğin “Brian”, “kesmek”, “dört” kelimelerini vurgulayarak söylemeye çalışalım. Bunun, kelimelerin ötesinde farklı manalar taşımayı sağladığına dikkat edin. Örneğin “Brian (John veya Peter değil) keki kesti.” “Brian keki kesti (yapmadı veya yemedi.)”. Buradan, kelimeleri kullanma tarzımızın ve temel aldığımız derin yapının önemi anlaşılıyor.

Daha etkili bir iletişim için, bizim için anlam ifade edecek yeterli kelimeye ihtiyacımız vardır. Fakat bu çok fazla da olmamalıdır ki derin yapıya saplanıp kalmayalım (Bu normal bir iletişimi imkansız hale getirebilir).

Fiillerin Hiyerarşileri

Soyut adlardan daha somut olmasına rağmen fiiller de anlamlarının kesinliğine ve kendi kesinlik veya belisizliklerinin hiyerarşisini şekillendirmelerine göre çok fazla çeşide ayrılırlar. “Seyahat etmek”, “hayal etmek” veya “sahip olmak” gibi fiillere, örneğin (bazen soyut isimler kadar belirsiz olabilirler) birçok soru sormak gerekebilir.

Mesela; “O, kapsamlı bir seyahate çıktı.” ifadesi bize seyahat hakkında pek de bir şey söylemez. Diğer yandan, “O ıslık çalarak ve kollarını sallayarak bir keresinde Paris’ten Calais’e motosikletle gitti.” ifadesi duyularla ilgili daha fazla kelime kullanıyor ve bu da anlamı netleştiriyor.

Bu yüzden, böyle bir fiil hiyerarşisi altında “seyahat”, “yürümek” fiilini destekleyecektir, o da “gezmek”, “aylak aylak dolaşmak”, “topluca yürüyüş yapmak”, “uzun yürüyüş” ve “uzun adımlarla yürümek” gibi kelimeleri destekleyecektir. Bu, küçük ve büyük parçalar ve Milton dilinin belirsizliği ile Meta dilinin kesinliği arasındaki dil sürekliliğini örneklendirir.

Kural olarak “iş, oluş, hareket” fiilleri dilin kesin, özel sonuyla, küçük parçalarla- ilgilidir halbuki soyut kelimeler veya kavramlar yüksek seviyede genellemeler ve büyük parçalarla ilgilidir. Bundan dolayı biz adlaştırmayı bu iş, oluş, hareket bildiren fiillerden yapılmış isimler olarak tarif edebiliriz. Örneğin,

Seyahat Binmek Yürümek

Asker gibi yürümek Uçmak

Gezinmek Avare dolaşmak

Şekil 8.3. Fiillerin hiyerarşisi (ile) ilişki kurmak (fiil) İletişim kurmak       (fiil) Sevmek  (fiil)

Saygı göstermek    (fiil) ilişki    (isim)

iletişim (isim) sevgi        (isim)

saygı    (isim)

Olmak ya da Olmamak?

“Lorna çok zeki bir çocuktur. (Lorna is very intelligent child.)” cümlesini kullandığımız zaman “to be” fiiline zaten özel bir önem göstermiştik. “To be” fiilinin kullanımı da soyut isimlerin kullanımında olduğu kadar anlama problemlerine sebep oluyor gibi görünüyor. Bunu kolaylıkla kontrol edebilirsiniz. Bir dergi veya gazete makalesi bulun ve “to be” fiilinin kullanıldığı yerlerin altını çizin. B

ütün zamanlara ve tekillik çoğulluklara göre bunu yapmayı unutmayın. (Be, was, were, been, will be, am, are, being) ve de apostrofları da ihmal etmeyin (She isn’t):

Şimdi “to be” fiilini bir şekilde dışarıda tutacak şekilde bu cümleleri yeniden yazın ve cümlenin anlamını tamamıyla korumaya çalışın. Oldukça kolay olduğunu göreceksiniz.”O yalnızdır.” demek yerine cümle “Kendini yalnız hissediyordu.” olabilir. “O hızlı bir koşucudur.” cümlesi “O hızlı koşar” veya “O genellikle hızlı koşar.” şeklinde olabilir.

Böylece, birçok gazetecinin ve roman yazarının sevmediği edilgen yapı kaybolur. Bazen de cümleleri farklı şekillerde ifade etmek bu kadar kolay olmaz. Bir yandan, kelimelerin çok alışıldık örneklerini dışarıda tutmayı düşünmek zorunda kalacaksınız.

Fakat aynı zamanda,karşı çıktığınız dili ortadan kaldırmak için gerçek anlamın sorunlarını ortaya atacaksınız. Örneğin, o her zaman yalnız mıydı? Konuşmacı “yalnız” kelimesiyle ne kastediyor? O ne  yapar, ne hisseder ve ne olur? Bahsedilen kişi yalnız kelimesini onaylıyor mu yoksa başka insanların onun hakkında düşündüğü bir şey mi?

Anlam Kaybı, Anlam Kayması ve Genelleme

Adlaştınlmış bir kelime ve “to be” kelimesi “yüzeysel” bir anlayış sağlar. “To be” fiilinin yerine konulan şeyler genellikle anlamın daha derin yapısı hakkında sorulara sebep olur. Özellikle, günlük konuşma dilimizdeki her an karşımıza çıkan anlam kaybı, genellemeler ve anlam kaymalarını belirler.

Beyin, çok büyük miktardaki girdileri engellemek için filtreleri vasıtasıyla genellemeleri ve anlam kaymalarını çıkarır. Bunu 1. gün NLP modelinde görmüştünüz. Bir linguistik süreç olarak bize çok önemli, hayati bir strateji sağlar. Bilinçli zihnimiz bilgilerin milyonda birini kaydeder ve herhangi bir zamanda bir parça bilgi onu etkiler fakat yine de kurtarılan yeterli bilgi hayatın devamını sağlar.

Bununla birlikte, aynı zamanda, bütün bunlar insanlar arasındaki yanlış anlaşılmalar ve yanlış iletişim için bir formüldür. Herkesin “hakikate” vereceği özel örneği farklıdır. Zaten bildiğimiz gibi: “Harita vatan değildir.” Herhangi bir birey, hikâyenin sadece çok küçük bir bölümünü algılayabilir.

Bu farkında oluş genel olarak diğer insanların haritaları konusunda merak uyandırır ve farklılığın yeni bir hoşgörüsünü ümit ederiz. Eğer hiçbirimizin “tamamen doğru” olduğumuzu iddia edemeyeceğimizi kabul etsek, dünyadaki çatışmaların birçoğu yok olurdu.

Şu anda dil hakkında bu ön bilgilere sahip olduğunuzdan dil sürekliliğinin iki ucundan da örnekler öğrenmeye  başlayabilirsiniz. 9. günde işleyeceğiniz Milton Modeli belli bir amaç için belirsiz bir dil kullanmanızı sağlar. 10. gün işleyeceğiniz Meta Model daha kesin anlamlar elde etmek için genel dil örneklerini fark etmenizi ve onlara cevap vermenizi mümkün kılar. İkisi de NLP çalışmalarınız sırasında sizi daha iyi  bir iletişimci ve hedef gerçekleştirici yapmak için güçlü araçlar  sunar.


İnsanlar en iyi seçeneklerini kendileri için ulaşılabilir kılar.


Tercihler yapmak, hedefleri gerçekleştirmek ve bir amaca Sahip olmak için insanlığın yaratılıştan yanlarında olan bir parçadır.  Dört Aşamalı Başarı Modelinin esnek yaklaşımı, bir şeyi yapmanın tek bir yolu olamayacağını ve herhangi bir problem, davranış veya durum için birden fazla bakış açısı olması gerektiğini düşünür. Böylece, kaçınılmaz  olarak,   alternatiflerimiz vardır.

Aynı zamanda NLP şunu da söyler: “Alternatif, alternatifi olmamaktan daha iyidir.”

Genel olarak, ne kadar çok seçeneğiniz varsa o kadar çok bir durumu kontrol edebilirsiniz ve istediğiniz sonuçlara ulaşabilirsiniz. Fakat yalnız şu andaki bilginiz ve kaynaklarınız arasından seçim yapabilirsiniz ve eğer isterseniz bunlara kendi gerçeklik haritanızı da ekleyebilirsiniz. Bundan dolayı, sizin baktığınız açıdan diğer insanların davranışları farklı ve yersiz görülebilir.

Bununla birlikte, onların davranışları da muhtemelen onların bakış açılarından bakıldığı zaman onlar için olabilecek en iyi seçimi yansıtır. Sonra, daha fazla ve daha iyi alternatifler belirleyerek hem kendinizin hem de diğer insanların davranışlarını değiştirebilirsiniz.   .

Günün Uygulamaları

Parçalamayla ilgili denemeler yapın ve bunu yaparken verilen örnekleri takip edin. Bir kelimeyi veya kavramı ne kadar parçalayabileceğinizi görün. Aklınıza gelen kelimeleri yazarak ve sonra dil hiyerarşisine göre şekillendirerek bunu kendi kendinize yapabilirsiniz. Aksi taktirde, size yardım edecek sabırlı bir  arkadaş bulun. Bu egzersiz size dilde belli bir akıcılık ve farklı parçalama düzeylerinin farklı durumlara ne kadar uygun olduğunu anlama yeteneği kazandıracaktır.

“Kendine güvenen”, “sadık” ve buna benzer bir kelime düşünün ve bu çok iyi tanıdığınız birisini tam olarak ifade ediyor gibi görünsün. Sonra o kişi hakkında bazı ifadeler yazın. Bu da, aksiyon fiillerini kullanarak gerçekte onun ne söylediği ve ne yaptığı olabilir. Doğru “etiketi” bile göstermiş olsa, soyut kelimelerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığını kontrol edin.

Eğer bu alıştırmayı daha önce yapmamışsanız, bir dergi veya gazete makalesi bulun ve bulabildiğiniz tüm “to be” kelimelerini parçadan çıkarın. Yazının nasıl değiştiğine ve kesin anlamın.netleşmesi konusunda problem olup olmadığına dikkat edin.

Herhangi bir kitap veya dergiden bir ya da iki paragraf alın ve onlara E-Prime’ı uygulayın. Yani anlam netliğini korurken, “to be, been, were, was, will be, am, are, is ve being gibi “to be” fiilinin, tüm şekillerini parçadan çıkarın. Yazarın ifade etmenizi istediğini düşündüğünüz anlamı farklı yollarla ifade etmeye çalışın. Aynı alıştırmayı kendi yazılarınızdan birinde mesela rapor veya makalenizde de uygulayabilirsiniz ve daha net ve daha ilginç bir dilin ortaya çıktığını görebilirsiniz. Gerçekten bu sizin düşüncenizi değiştirebilir.

Kaynak21 Günde NLP – Harry Alder


Seninde bize katılmanı isteriz. Sende BU FORMU eksiksiz doldurarak bize katılıp, yazarlar kadromuzda yer alabilirsin.

Kültür, Sanat ve Araştırma Bloku.

Döküntü Net
21 Günde NLP / 8.Gün

21 Günde NLP / 8.Gün” için bir görüş

  1. Geri bildirim: 21 Günde NLP -

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön