Mavi Ayı Cadılar Bayramı: 31 Ekim 2020

Mavi Ay! Hiç Cadılar Bayramı resimlerinin her zaman dolunay gösterdiğini fark ettiniz mi? Bu yıl 31 Ekim, Cadılar Bayramı Mavi Ay’ı getiriyor ! Cadılar Bayramı’nda dolunay ne kadar nadirdir? Bu oldukça mistik gecede efsanevi Ay hakkında daha fazla bilgi edinelim! 

EKİM 2020’DE CADILAR BAYRAMI MAVİ AYI

Bir sonraki Cadılar Bayramı dolunayı bu yıl gerçekleşecek! Bu Ekim ayında iki dolunay göreceğiz: ilki 1 Ekim Perşembe ve ikincisi 31 Ekim Cumartesi günü gerçekleşecek. Cadılar Bayramı’nın dolunayı çok özel olacak çünkü ayın ikincisi olacak ve bu nedenle, bir ” Mavi Ay .”

Ekim ayının ilk dolunayı Hasat Ayı , ikincisi ise Avcı Ayı olarak adlandırılacak . Daha yaratıcı bir isim tercih ederseniz, bu özel Dolunaya “Avcı’nın Cadılar Bayramı’nda Mavi Ayı” diyebilirsiniz.

Ekim ayının dolunayları hakkında bilgi edinin: Hasat Ayı ve Dolunay Avcısı .

BİR CADILAR BAYRAMI DOLUNAY NE KADAR NADİRDİR?

Tüm yaratıcı Cadılar Bayramı dolunay resimlerine rağmen, Cadılar Bayramı’nda dolunay meydana gelen yaygın bir olay değildir ve yalnızca 18 ila 19 yılda bir gerçekleşir.

Cadılar Bayramı – All Hallows ‘Eve olarak da bilinir – her zaman 31 Ekim’de gerçekleşir; yıldan yıla değişen sadece haftanın günüdür. 

Cadılar Bayramı’nın kökeni , hasat zamanının sonunu işaretlemek için kutlanan eski bir Kelt festivali olan Samhain’e ( SOW -in’de COW ile kafiyeli olarak telaffuz edilir) kadar izlenebilir . Aynı zamanda yıllarının sonu ve yeni yılın başlangıcıydı, bu nedenle iki yıl “arada” idi. Ay ışığında bu dönemde ölülerin ruhlarının ortalıkta dolaştığı söyleniyor. Cadılar Bayramı geleneklerinin kökenleri hakkında daha fazla bilgi edinin .

Yarasalar ile Cadılar Bayramı dolunay

CADILAR BAYRAMINDA YENİ AY

Gerçekten ürkütücü bir gece için, karanlığın hüküm sürdüğü Yeni Ay’a bakın. Bu Ay evresinde, ay diski kararır, bu nedenle gece “aysız” görünür. Elbette Ay oradadır, ancak yörüngesindeki konumu nedeniyle Güneş tarafından aydınlatılmamaktadır. Ay’ın sözde karanlık yüzü hakkında daha fazlasını görün .

Ay, 2024’te Cadılar Bayramı’nda saat diliminize bağlı olarak% 0 ile% 1 arasında olacak. Posta koduna göre özelleştirilmiş Ay Evresi Takvimimize bakın  .

KARA AY

Daha da nadir görülen bir tuhaflık “Kara Ay” dır. Bu teknik olarak astronomik bir terim olmasa da, “Kara Ay” bir takvim ayındaki ikinci Yeni Ay anlamına geldi. (Halk arasında bir aydaki ikinci dolunay olarak tanımlanan “Mavi Ay” ın tam tersidir.)  Kara Ay hakkında daha fazla bilgi edinin .

Tam Kunduz Ayı

CADILAR BAYRAMINDAN SONRA İLK DOLUNAY

Cadılar Bayramı’ndan sonraki ilk dolunay, geleneksel olarak Dolunay Ayı olarak adlandırılan Kasım Ayı’dır . Algonquin kabilelerine (ve ilk sömürgecilere) göre, bu, sıcak kış kürkleri sağlamak için bataklıklar donmadan önce kunduz tuzakları kurmanın zamanıydı.

Doğayı dikkatli bir şekilde gözlemlerseniz, Cadılar Bayramı’ndan sonraki ilk dolunayda gerçekleşen kalıplar ve gelenekler olduğunu fark edebilirsiniz.

  • Cadılar Bayramı’ndan sonraki dolunayın, geyik kızışmasının (çiftleşme mevsimi) tam olarak yürürlükte olduğu bir zaman olduğu düşünülmektedir.
  • Okurlarımız, kar kazlarının aşağı Delaware ve Maryland’deki Chesapeake Körfezi’ne ulaşma zamanının geldiğini paylaşıyor.
  • Birçok insan için sarımsak, Cadılar Bayramı’nın dolunayının ilk birkaç gününden sonra ekilir.
  • Folklora göre, Kasım ayının dolunayında yerden tatlı patates kazmak en iyisidir.

EXTRA: Engizisyonun Cadıları

“Şeytan okuyabildiğimizden daha hızlı yazıyor”

Engizisyon. Akt. Carl Johan Vallgreen. (Metis Ajanda 2007, kapak yazısı)

Hıristiyan Roma, Pagan/Kadın/Tanrıça kültünün yok edilmesi için yüzyıllara yayılan bir savaş başlatmıştır. Köylerde Pagan/Çok Tanrıcılık inancı devam ederken, kentlerde, hızla Tek Tanrılı inanca geçilmiş, başta Pagan Evi olarak inşa edilen Panteon Tapınağı kiliseye dönüştürülmüştür. Bu, rahibelerin tapınak fahişesi olarak anılmaya başladığı bir süreçtir. Tanrı Gelini Sybil’ların tanrısal/isterik aşkla insansı/ölümlü aşk arasında lanetlenip dağlara sürülmesi bu günlere ait öykülerdir. Katolik kilisesinin kadın ve cinsellik düşmanı/bekar rahiplerinden oluşan Engizisyonun, ilk hedeflerinden biri “cadı”lar olmuştur. “4. yüzyıldan 11. yüzyıla kadar geçen süreçte, çingene, rahibe, şifacı, ev kadını olan ya da ebelikle, çocuk ve hasta bakımıyla uğraşan dul ya da yaşlı, binlerce kadın öldürülmüştür.

Bu kıyımda, cadı ilan edilen kadınların eşleri ya da sevgilileri olan erkekler de onlarla birlikte yargılanıp yakılmıştır” (Akın (2010:70). İnsanlık ve kadın tarihinin en kara sayfalarının sorumlusu Katolik Kilisesi mahkemeleri, bilinen adıyla Engizisyondur. Akıl dışı gerekçeleri ve insanlık dışı sorgu yöntemleriyle, bu “kutsal” kurul, 12. yüzyıldan başlayarak altı yüzyıl boyunca, milyonlarca insana “din ve devlet inançları/ilkeleri” adına kıyım uygulamıştır. 1990’larda araştırmacılara/kısmen açılan arşivler, Ortaçağ, İspanyol ve Roma engizisyonları dönemlerinde, yaklaşık bir milyon kadının cadılık suçlamasıyla öldürüldüğünü kanıtlamaktadır.

Engizisyonun Dominiken rahipleri, özellikle farklı, bilgili ve dişil kadınları, önce cadı olduklarına, sonra cadılığın ölümcül suç olduğuna ve bunun savunması olmadığına karar vererek yok etmiştir. Tarih 1204; Ortaçağ Engizisyonunun cadı avcılığını yasallaştırmasıyla tam bir karanlık çağ başlamıştır. Roma Katolik Kilisesi yayılmacı sömürgecilikle birlikte cadılık paranoyasını da dünyaya yaymaya başlamış, 1346–1352 yılları arası, Avrupa’da, nüfusun dörtte birinin öldüğü vebanın da cadılıkla ilişkisi kurulmuştur (Akın, 2001). Kara veba, kara kedi ve kadınlar!

Pagan Roma ile Hristiyan Roma arasındaki savaşın, kedilere ilişkin ürkünç bir boyutu vardır: Roma’ya Mısır’dan getirilen ilk kediler, Mısır’ın “kutsal” kedileri, Pagancılığın her şeyine karşı olan Katolik kilise tarafından sapkınlık simgesi sayılmış, kedilerin yok edilmesiyle hızlanan veba salgınından da yine kediler ve kedi besleyen kadınlar sorumlu tutulmuştur. (Günümüzde, Hıristiyan kültürünün Cadılar Bayramı kutlamalarında, kara kediler cadıların arkadaşı sayılmaya devam etmektedir). Cadı (Hexe) terimi hukuki bir metinde ilk kez 1419 yılında geçmiştir (Akın, 2010:215).

Aynı yüzyılda Sibilla ve Pierine adlı iki kadının yargılanmasına ait Milano Engizisyonu tutanakları, cadılık birliklerinin/cadıcılığın oluştuğunu göstermektedir. Mahkeme tutanaklarında, “cadı”lıkla suçlananların, halk bayramı/ayinler olarak adlandırılan toplantılar yaptıklarını, bunun da Cadılar Sabbatı anlamına geldiğini itiraf ettikleri yazılıdır. “Bu kadınlar, ölüler dünyasıyla ilişkili bir dişi tanrıçanın varyantlarıdır. Halk dininin dişi karakterleri, alttan alta bir birliğe işaret etmektedir” (Ginzbourg, 2007: 314). Daha “büyük cadı avları”na hazırlık olarak adlandırılabilecek olan bu dönemi izleyen 15.yüzyılda, cadılık suçu ayrıntılı biçimde takip edilmeye başlanmıştır.

1412’de Fransa’nın askeri yenilgisinin suçlusu ilan edilerek yakılan Jan Dark’ın da suçlanmasındaki gerçek neden, erkek giysileri giymesi, partner olarak erkekleri reddetmesi ve büyücülük yaptığı iddiasıdır. (Jan Darc’ın suçsuz olduğu, sonradan, Katolik Kilisesi’nce kabul edilmiş ve 1909 yılında itibarı iade edilmiştir!). Cadı avı çağı olarak tanımlanan 1430-1780 yılları arasında Katolik Kilisesinin cadılık/büyücülükle mücadelesinin en önemli örneği, “Canon Episkopi”dir. Cadıların gece uçuşlarına ve hayvana dönüştüklerine ilişkin en eski düzenleme olan bu kitap, 4. yüzyılda alınmış olan kararların 11. yüzyılda gözden geçirilmiş ve derlenmiş halidir.

İçinde “Kadınlar itikat fakiri oldukları için bu türden hurafelere hemen inanmakta ve şeytanın kurduğu tuzaklara kolayca düşmektedirler. Cezalandırılmalıdırlar” gibi maddeler yer almaktadır (Akın, 2010:75). Cadı/kadın düşmanlığının yayılmasında bir başka boyut, cadı avcılığının giderek bir tür kolektif bilinç haline gelmesi, Engizisyon kalıplarının, siyasal/dinsel otorite dışında, halk inanışlarına ve hatta folklora yansımasıdır. Ginzbourg (2007:317) “cadılık davalarında kanıtların dinsel garipliklerle köylü boş inançlarının karışımı olduğunu” vurgular ve örnek olarak, 15. yüzyılın ilk yarısında, bir rahibin yaptığı cadılık listesinden söz eder.

Bu listede halktan kadınlar, geceleri, Pagan’ların tanrıçası Diana ve birçok kadınla birlikte, gecenin sessizliğinde büyük uçuşlar kat ettiklerini anlatmaktadırlar. Bütün bu olayların olup bittiği yüzyıl, Leonardo Da Vinci’nin uçma denemeleri tasarladığı, aynı zamanda Papa’nın cadı kadınların geceleri uçtuğunu söylediği bir çağdır! İspanyol Engizisyonu sırasında, 1489’da, iki Dominiken keşiş, Papa’nın emriyle, “Malleus Maleficarum” (Cadı Çekici) adlı bir kitap yazarak büyücülüğün sadece kadınlara ait bir sapkınlık/suç olduğunu, çünkü kadınların (erkeklerden) daha kötü ve melankoliye yatkın olduklarını ilan etmişlerdir. Bu kötülüğün belirtileri olarak da sol omuzda şeytan işareti, bir hayvan resmi ve uzun kızıl saçlar cadılık imleri olarak gösterilmiştir.

Kadınların kafasına indirilmek üzere hazırlanan bu “çekiç” kısa zamanda cadı avcılarının el kitabı haline gelmiştir. İçinde “çok kadının olduğu yerde çok cadı olur” gibi sözler geçer. Benzer bir söz de Protestanlığın kurucusu Luther’e aittir: “Cadılar şeytanın metresleridir” (Akın, 2010: 100). Bu yüzyılın Roma Engizisyonu adıyla devam eden yobazlığında, cadılıkla en çetin savaşlar başlamış, binlerce çingene, doğacı yaşam tarzları, fal, büyü merakları nedeniyle cadı sayılarak sürülmüş ya da öldürülmüştür. Ginzbourg (2007), 1519 tarihli bir mahkeme tutanağını cadılarla engizisyon yargıçları arasındaki ilişkinin doğasını anlatan bir örnek olarak verir. İtalya-Modena’lı Chiara Signori, Pazzoni ailesinin mülkü olan topraklarda ortakçı olarak çalışan bir kadındır.

Toprağından kovulunca Pazzoni ailesine “kötü kader” gönderdiğini söyler ve bir süre sonra patronu Margherita Pazzoni hastalanır, “eli ayağı bağlanır”. Chiara, birkaç hayvan, tohumlar, ahşap nesneler, para, mavi-gri renkli elbise ve tekrar kovulmama sözü karşılığında onu iyileştirebileceğini söyler. Anlaşırlar ve Chiara’nın duaları ve ilaçlarıyla patronu iyileşir, ancak sözünde durmadığı için Chiara tekrar onu lanetleyerek, Margherita’nın tekrar hastalanmasına sebep olur. Köylüler, Chiara’nın büyüler yaptığına, evlerin kapılarına bıraktığına, engizisyona şikayet edilmesi ve yakılması gerektiğine dair tanıklık yaparlar.

Chiara yargılanır; kurtulmak için insanlara kötü kader yüklemek gibi yeteneği olduğunu, bunu Tanrı’dan aldığını, Meryem Ana’nın da ona sık sık gözüktüğünü söyler. Burada ortaya çıkan paradigma şudur: Cadılıkla suçlanan kadın, kurtulmak için olağanüstü/tanrısal yetenekleri olduğunu söyleyerek, yargıçları durdurmaya/korkutmaya çalışmıştır; ancak bu çabası onu kurtarmak yerine engizisyonun istediği sonuca götürmüş, adaletsizlikten intikam almak için kullandığı güç geri dönüp yine Chiara’yı vurmuştur. Sorgular ve işkenceler sonunda şeytanla işbirliği yaptığını, cadı/cadıcı olduğunu ve pişman olduğunu kabul eden Chiara ömür boyu hapse mahkum olmuştur.

Kaynak: https://www.almanac.com/halloween-moon-whats-moon-phase-halloween
Sosyoloji Derneği, Türkiye Sosyoloji Araştırmaları Dergisi Cilt: 13 Sayı: 2 – Güz 2010


Seninde bize katılmanı isteriz. Sende BU FORMU eksiksiz doldurarak bize katılıp, yazarlar kadromuzda kadromuzda yer alabilirsin.

Kültür, Sanat ve Araştırma Bloku.

Döküntü Net
Mavi Ayı Cadılar Bayramı: 31 Ekim 2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön