AHTAPOT DÜŞÜNCELER – 3

“Biz her canlıyı sudan yarattık”

Enbiyâ / 30

Gözler kapalı trans halindeyken dönen bir grubun ortasında buldu kendini Songur. Onlara göre ise kendini bulma idi bu ruh halinin adı. Kendilerinden geçmiş bir şekilde öne arkaya eğiliyorlardı, zikrediyorlardı. Kendini bulmak kendine geçmek miydi? Nefesleri sonsuzluğu çağırıyorlardı sanki. O kadar yoğun geliyordu nefeslerinin sesleri, sadece hissediyorlardı ve saf inanıyorlardı.

Songur ise çok korkmuş ve şaşkındı. Durumun sanki Songur ile korkacak derecede bir alakası yoktu ama. Sadece görmesi gerekiyordu belki de. Ormandaki tüm kuşlar da dönüyordu aynı yerde. Her adamın üstünde bir kuş vardı, hepsi farklı türdü.

Ne zaman geldi? Nasıl geldi buraya Songur? Kafasını aşağı eğdi birden. Su birikintisi vardı ayaklarının dibinde. Bir bebek yansıması gördü kendi yansıması yerine! Halkadan biri koptu, koşarak geldi Songur’un yanına, yere düştü Songur. Yüzüne eğildi ve bağırdı Adam;
“Biz her canlıyı…”

            Pat. Pat. Pat. Kapı çalmıştı. Hem de üç defa. Songur’un nefes alışverişi sanki akciğerini havaya ulaştıracaktı. Rüya olduğunu on saniye sonra fark etti. On saniye, bir rüyanın rüya olduğunu anlamak için geç bir süreydi ama Songur için sonuç önemliydi, kapı hala dövülüyordu. Kapıyı açmaya gitti. Aynı kız vardı, Ayşe. Başa bela mıydı bu kız yoksa çözüm noktası mıydı bilinmez. Şimdilik.

            Songur’un ağzından tek kelime çıkmadan, kız içeri daldı. “Daha önce tanışmıştık zaten, sana özrümü getirdim. Bir satır yoğurt. Ama ne yoğurt bir bilsen, bir tatsan. Bu özrümü de artık beğenirsin be abi. Artık küs değiliz değil mi artık?” Songur hala nefes nefeseydi, kız bir an için korktu. Songur’un hemen koluna girdi, sandalyeye oturttu. Yatağın baş ucunda duran sehpadan suyu getirdi. “İyi misin?” soru bile soramamıştı kız korkusundan. Sanki bayılmak üzere gibiydi Songur.

            Aslında kötü değildi, sadece hissediyordu ve anlıyordu. İnsanın özü, kendi özü. Neden istiyordu ki bunun bulmayı bu kadar? Sonsuzluğu mu yakalayacaktı ya da sonsuz hazzı mı keşfedecekti? Ayağa birden kalktı Songur. Koca bir bardak su kızın elbisesine dökülmüştü.

            “Yine gitti kıyafet, iyi be abi?” dedi. Aslında abi demek istemiyordu Ayşe ona. Ata saygıyı emrediyordu. Babası erkeklere abi diyeceksin demişti bir defa. Tenine Songur tarafından dokunulmasını istiyordu Ayşe ama bakireliğinin yok oluşu kutlanacak kadar erkek değildi. “Ben en iyisi gideyim.” Dedi Ayşe, Songur kolunu tuttu. Kafasını eğdi. “Özür dilerim Ayşe. Bu seferde benim yüzümden ıslandı üzerin. Hakkım helal olsun, sende helal et. Yoğurt içinde teşekkür ederim. Rüya gördüm de biraz etkisinde kaldım sanırım. Tekrar özür dilerim.” dedi.

           Hem Ayşe şoktaydı hem de Songur. Belki hayatı boyunca bu kadar uzun cümle kurmamıştı Songur. O duvar adam bülbüle kesilmişti. Sanırım patlamıştı artık. Belki o gün bu gündü. Ruhunun ıslah olacağı gün bugündü. Beden ruha sarılmıştı. Peki ya Ayşe? Ayşe o bedene sarılacak mıydı? İlk defa suya izin vermişti Songur. Denizin ortasında kalır ve boğulurdu hep çırpınarak. İlk defa teslim oldu kelimelere. İlk defa teslim oldu kendine.

            Ayşe sadece “Helal olsun.” dedi titrek bir tonda. Songur’un Oksipital Lobu devreye tam anlamında geçmiş ilk defa bakmıyor, görüyordu. Kız gülümsedi, utangaç hareketlerle geri geri giderek kapının kulpuna rastladı. Kafa hareketiyle selamladı Songur’u, o kafa hareketiyle selam verdi gözlerinin içini güldürerek.

           Ayşe motoruna atladı ve motoru çalıştırdığı gibi yola çıktı. Rüzgârın soğuğu göğsündeki suyla birleşerek buz etkisi yapıyordu ama Ayşe üşümüyordu. Yapmamam gerekirdi, nereden gittim, ayıp oldu şimdi, babam duysa beni öldürür, ne yaptım ben, yetişmeliyim gibi kısa cümleleri tekrar ede ede gazı kökledi Ayşe. Yeşil dev de iyi çalışıyor gibiydi. Sanki egzosundan duman değil de çiçek çıkıyordu artık. Hafif gülümsedi ve hemen ciddileşti.

           Songur belki de Thales haklıydı dedi içinden. Freud’un idi, Thales’in suyuydu, Yaratıcının bizi yaratmasındaki anlamdı. Ama ya başka bir şeyse emin olmalıydı. Çıkmaza gireceği sokaktaydı belki de sonuç.

Su hem başlangıç hem son muydu?

Devamı gelecek…

(Olaylar ve kişiler hayal ürünüdür.)


Yazarın diğer yazılarına GİT
Seninde bize katılmanı isteriz. Sende BU FORMU eksiksiz doldurarak bize katılıp, yazarlar kadromuzda yer alabilirsin.

Kültür, Sanat ve Araştırma Bloku.

Döküntü Net
AHTAPOT DÜŞÜNCELER – 3

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön