Bebeklik Gizemleri

Herkes gibi hafızamın hiçbir köşesinden alıp da çıkaramayacağım o gün doğdum işte. O gün soğuk bir kış günüymüş, soğuk muydu yine annemle babamın arası, soğuk muydu evdeki beyaz perdeler, soğuk muydu düşünceler bilemem hiç. Hafızam ulaşamaz oralara, doğduğumuz günü bilmeden doğarız çünkü biz insanlar.
Milyonlarca pencerenin ardında bebekler ağlar milyonlarca farklı seslerle. Pencerelerin ardındaki dünyayı bilemeden doğar hiç anlayamadığımız bebekler. Hiç deneyimlenmemiş gibidir işte o gizemli bebeklik çağlarımız.

Film şeridini geriye sarsa birileri, ilk ağladığım ana dönsem ne görürdüm sahi? Mutlu muydu annemle babam, hüzünlü gözleri kararmamış mıydı henüz, gözleri gözlerime nasıl değdi, bakışarak anlaştık mı biz hiç annemle? Sarılarak konuştuk mu hiç babamla, mutlular mıydı sahi?

Nedenini bilerek doğduk da mı kaybettik şimdilerde varlığımızı? Arayışımızın ilk anları ilk havayı soluduğumuz an. Nefes almakla başladı her şey. Tüm hikayelerin nefes almaya indirgendiği dünyada, pencerelerin ardındakilerin söyledikleri var. Biz solumaya muhtaç kaldığımız havayı kirletenlerin hikayeleri. Kendi parmaklarımızla yaptığımız o tellere sunduğumuz notaların dansları.

Bir zaman ve milyonlarca olay. Bir zaman milyonlarca çocuk doğdu. Benim doğduğum gün, kimi aydınlık kimi paslı, kimi kokuşmuş kimi mor ışıklı pencerelerin ardında başka başka, bambaşka bebekler ağladı. Nefes aldıkça hayat bulan hikayeleri. Apayrı gitar tellerinden coşan notaların dansları. Kimileri hep anlattı, kimilerinin dansı hep yıldızdı, kimileri hep parladı. Hikayesi yazılanlar vardı, bir de hikayeler yazanlar.

Kimileriyse büyürken; o hatırlayamadığımız gizemli bebekliğe günler aylar yıllar eklerken parmaklarıyla ne bir tele dokundular, ne de kendileri için dokunuldu. Hatırlasalar bebek de olduklarını, hiç ağlamadığı kadar ağlardı kendisine o minik halleri. Hayatı silik her büyümüş bebek, uyusun da büyümesin artık. Uyusun ve bir uyansın ki uyuduğu her gün için ağlasın sadece. İşte o zaman ağladıkça bulduğu güçle sulayacak solmuş zihnini.

Herkes gibi hafızamın hiçbir köşesinden alıp da çıkaramayacağım o gün doğdum işte. Herkes gibi doğdum ve büyüdüm. Ortak olan sadece doğmak ve büyümekti. Herkesin hikayesi yoktu, herkes hikaye yazmadı işte o doğma büyüme sürecinde. O süreç ki herkeste nasıl da farklı notaların eşliğinde dans etti. Kimileri dans edemedi de işte. Kimileri yıldız oldu parladı, kimileriyse gecenin sadece karanlığı.

Ne yapmak lazımdı ya da bir şey yapmak mı lazımdı? Düzen mi böyleydi yoksa düzelir miydi? Kimileri parlamak kimisi sönmek için miydi? Belki bu da o hepimizin yaşayıp da hatırlayamadığı zamanlar gibi, bebek gibi gizemli. Belki de bu soruyu yalnızca bebekler cevaplar. Biz zaten anlamayız onları.


Seninde bize katılmanı isteriz. Sende BU FORMU eksiksiz doldurarak bize katılıp, yazarlar kadromuzda kadromuzda yer alabilirsin.

Kültür, Sanat ve Araştırma Bloku.

Döküntü Net

Bebeklik Gizemleri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön