BELEDİYE İLAÇLAMA

Belediye İlaçlama

Tarihte, insanoğlunun geçmişinden bile daha eski olan bir varoluşa sahip böcekler; halk arasındaki deyimiyle haşereler, sağlığımızı ciddi anlamda tehdit etmeye devam etmektedirler. Evde adını duyduğumuzda en sevmediklerimiz, örümcek, karınca, fare, yılan, akrep, kara fatma, kalorifer böceği, bit, pire, sinek, sivrisinek, çiyan, keler bunların genel adlarıdır. Bu haşerelerin üzerlerinde taşıdıkları pestisit denen mikro organizmalar; astım, kanser, öğrenme güçlükleri, doğum kusurları, karaciğer ve böbrek yetmezlikleri vb gibi pekçok kalıcı hasara yol açmaktadırlar. İnsanlar kimyasal pestisitlerle havada karşılaşmazlar ancak haşereler, pestisitlerin bize ulaşmalarında en büyük etkendirler. Pestisitlerin biraz önce saydığımız kötü etkilerden ilk önce; bebekler, çocuklar, hamile kadınlar ve yaşlılar etkilenmektedirler. Bu sebeplerden dolayıdır ki, taşra ve büyükşehirlerde tüm bu zararlılara karşı, ilk müdahaleyi Belediye İlaçlama ekipleri yapmaktadır.

Yaşadığımız sistemin bir parçası olan haşereler, eklem bacaklılar ve sürüngenler, ekolojik dengeyi korumak için, birbirleriyle kurdukları bağ sayesinde yararlı ya da zararlı olmaya devam etmektedirler. Verdikleri zarar, yararlardan fazla olduğu için, insan ve çevre sağlığını korumak amacıyla da profesyonel müdahaleyi Belediye İlaçlama ile yapmak mümkündür. Bunu yaparken de dikkat edilmesi gereken en büyük etken, çevreye ve insanlara zarar vermeyecek kimyasalları kullanarak hareket etmektir. Yapılacak olan kimyasal ilaçlama insan sağlığına, bağa bahçeye zarar vermeyerek, onları korumada da yardımcı olmalıdır. Ülkemizde bunu sağlamak için, zamanında çıkarılmış Hıfzı-Sıhha Kararnameleri ve buna dair yakın gelecekte oluşturulmuş, büyükşehir ve taşra teşkilatlarında uygulanmak üzere, kanunlar çıkarılmıştır.

İlaçlama yaparken fiziksel çevreyi gözeten Belediye İlaçlama, ondan sonra gelecek olan en önemli faktörlerden kültürel ve biyolojik faktörleri de gözeterek hareket etmekle yükümlüdür. Fiziksel çevre ise doğal ve yapay çevreden oluşmaktadır. Bu çevrelerin birbirine uyumu zor olduğundan tüm bu haşereler hayatımızı zorlaştırmaya devam etmektedirler. Biyolojik çevreyi oluşturan hava, su gibi materyellerin bünyesinde ise yukarıda bahsettiğimiz pekçok zararlı pestisit mikro organizma yaşayabilmektedir. Tüm bunları, sağlıklı olarak hayatımıza devam edecek hale dönüştürmek içinse, gerekli eğitimlerle destekleyerek, kendimizi ve çevremizi bilinçlendirerek, kültürel çevremize olumlu katkıda bulunarak yaşamımıza devam edebiliriz.

Paleozoik dönemden günümüze, yani 350 milyon yıldan beri yaşayan böcek toplumunun, fosil kalıntılarına bakılarak kanıtlandıkları ilk dönem 300 milyon yıl öncesine uzanmaktadır. Ancak bu türlerin çoğunun nesilleri tükenmiş; günümüze kadar hamam böcekleri ve ilkel (primitif) kanatsız böcek grupları gelmiştir. Hamam böceklerinin ve ilkel kanatsızların onca çağı, onca iklim değişiklikleri ve tehlikeleri atlatarak günümüze geldiği düşünülürse, insanlar ve onların yaşadığı çevreler için ne denli zararlı olabilecekleri gün gibi ortadadır. Sivrisinekler, sinekler, örümcekler, pireler, termitler, güveler, karıncalar, bitler, iki milyon (2.000.000) türe sahip bu canlıların, insanlar tarafından bilinen ve kullanılan genel adlarıdır. Eko sistemimizin dengesi ile ilgili, organik oluşumunun babası olan Sör Albert Howard ” Haşereler benim profesörümdür ” demiştir. İşte bu profesörlere karşı günümüzde yerel ve yurt çapında Belediye İlaçlama ile ilk önlemler alınmaya başlanmıştır.
Belediye İlaçlama, ilaçlama yaparken aslında yine bir böcek organizması olan pestisitleri kullanmaktadır.

Bu insanların ciddi hasta olduklarında kullandıkları antibiyotik kullanımı gibi bir uygulamadır. İnsan, vücudunu hasta eden mikropları antibiyotik yani bir çeşit mikropla yok ediyorsa, böcekleri de yine kendi varlıklarından oluşan zirai kimyasallarla, yani pestisitleri, böcek ilacı olarak kullanarak yok etmektedir. Doğada bitkilerin ürettikleri neem özü, nikotin ve pire otu gibi doğal böcek ilaçları vardır. Nikotin içerikli böcek ilaçları ABD VE Kanada’da serbestçe kullanılırken, AB ülkelerinde yasaklanmıştır. Böcek ilaçlamada organik faktörler (pestisit kullanımı), en fazla kullanılan sentetik kimyasalları oluşturmaktadır. Dünya çapında ise, sülfür içeren kimyasal böcek ilaçları yaygın olarak kullanılmaktadır.

Her geçen asırda evrim geçiren dünyamızda, böcek ve kemirgen familyası gibi ”Howard’ın profesörlerinin” içinde yer aldığı dünyanın yerinde sayması beklenilemez. Bundan dolayı, tüm dünya çapındaki Belediye İlaçlama ile ilgili birimlerin, biyolojik savaşa girmeden, biyolojik çevreyi koruyarak; fiziksel yapıya zarar vermeden, fiziksel çevreyi temizleyerek ve kültürel çevreyle de insan sağlığını ve çevresini nasıl korumak gerektiği eğitimiyle, kanunlar çerçevesinde hareket etmeleri gerekmektedir.

Entomoloji ( Böcek ) Bilimi’nin baş kahramanları olarak, yaklaşık üçyüz (300.000.000) milyon yıl öncesinde yaşayan, yararlı ve zararlı, eklem bacaklı, uçan ve kanatsız olabilen, varsayılan iki (2.000.000) milyonluk nüfuslarıyla, kemirgen familyasını da yanlarına alarak Belediye İlaçlama ekiplerine oldukça fazla zorluk çıkartmaktadırlar. Güveler, keneler, sivrisinekler, hamam böcekleri, tahta kuruları, sıçanlar, fareler, yılanlar, kelerler, sinekler, evimizde, bahçemizde, sosyal ortamımızda adını sıkça duyduğumuz, insan, hayvan ve çevre sağlığına zarar verebilen vektörlerdir. Özellikle sivrisineklerin, şimdiye kadar ölmüş olan insanların, yarısını öldürdüğüne dair kanıtlar da insanın kanını dondurmaktadır.

Bu vektörler günlük yaşantımızda, kanser, astım, bağışıklık sisteminin çökmesi gibi pek çok hastalığa davet çıkartmaktadırlar. Hatta bir güve 1947 yılında, havasız ortamda kurulu olan Amerikan Donanmasına ait olan Mark II bilgisayarının kilitlenmesine sebep olmuştur. Teknisyenler ölmüş güveyi, belki de bilişime, ilk doğal zararlı olarak, bilgisayarın yanındaki kayıt defterine iliştirmişlerdir. Böylece sadece bir güve, tüm dünyayı etkileyecek, bilişim sektöründeki ilk ciddi zararını da vermiştir. ”Virüs” kelimesinin de buradan geldiği rivayetler arasındadır. Günümüzde bu havasız ortamlara dahi ulaşabilen tüm Belediye İlaçlama argümanları ile, fiziki çevremizde de böcek ilaçlamanın önemi ortaya çıkmaktadır.

Böcekler tarih boyunca kutuplardan ekvatora, dağlardan denizlere, her mevsime ve her ortama, he türlü fiziki alana yayılmışlardır. İnsanoğlunun gelişen teknoloji ile birlikte, dünyayı daha çok kirletmeleri ile de daha çok ortaya çıkıp, insanoğlunun fiziki yapısı da dahil olmak üzere, kültürel ve de biyolojik yapısına da zarar vermeye başlamışlardır. Biyolojik olarak baktığımızda, doğal çevremizde üretilen mahsüllerin 1/3’ü böcekler tarafından yok edilmektedir. Bunun en bariz örneğini ise, doğaya zarar verip mevsimsel değişikliklere sebep olan insanlar yüzünden; kitleler halinde, kıtalar arası uçarak, tüm yeşil tarlalara saldıran çekirge istilasında görebiliriz. Çekirgeler sürü halinde yaşadıkları için, verdikleri zarar da bu nedenle daha büyük olmaktadır. Çekirgeleri elle öldürmek çevrenize daha fazla zarar vermeye sebep olacaktır. Çünkü öldürülen çekirgenin iki katı sayısında, çekirge etrafınızı sarmış olacaktır. Özellikle bu durumlarda bireysel ilaçlama yerine, Belediye İlaçlama sayesinde, Ulv denilen, sıvı ilaçlama yöntemleri ile doğru yöntem ve teknikler kullanılarak, ilaçlama yapılmalıdır.

Eklem bacaklılar sınıfının, iki milyondan (2.000.000) fazla türüyle, biz istesek de istemesek de hayatımızın hemen her alanında karşımıza çıkan, yüzdeye vurduğumuzda, yüzde doksan () oranında bize, vücut ve ruh sağlığımıza, çevre sağlığımıza ve yeri geldiğinde de toplum sağlığımıza, ölümcül oranlara kadar zarar verebilen canlılar; böcek familyasıdır. Tarihsel gelişimine baktığımızda üçyüz milyon (300) yıl öncesinden bizi yavaş yavaş zehirlemeye, sokmaya başlayan bu canlılar, günümüze kadar; en sevmediğimiz türleri olan hamam böceği ve ilkel kanatsız türleri ile, tüm iklimsel ve insan faktörüne rağmen, evrime uğrayarak gelmişlerdir. Böceklerin en tanınanlarını, bit, kermit, güve, kene, hamam böceği, kalorifer böceği, karınca, örümcek, çekirge olarak adlandırabiliriz.

Bunların yanı sıra zehirleri ve üzerinde taşıdıkları mikro organizmalar ile, onlara yardımcı olan fare, sıçan, yılan, keler gibi kemirgen ve sürüngenler de hayatımızı tehdit etmektedir. Tüm bu böcek, kemirgen ve sürüngenlerden kurtulma yöntemi elbette etkili bir ilaçlama ile mümkün olmaktadır. M.Ö. ilk ilacı yani sülfürü ve ilaçlama yöntemlerini kullanan ise Sümerler olmuştur. Yirminci yüzyılın ortalarında yani 1950’li yıllarda ise, ilaçlamanın önemi tüm dünyada ortaya çıkmıştır. Böylece dünya çapında, hemen her ülkede, yerel birimlerden başlayarak Belediye İlaçlama ile, böcek familyasına karşı savaş açılmıştır.

İkinci Dünya Savaşı sırasında, insanlar üzerine atılan zararlı haşerelere karşı ise, biyolojik silah olarak kullanılarak, insan ırkı korunmuştur. Yurdumuzda, Osmanlı Hanedanlığı sırasında mimari yapılarda, özellikle camilerde örümcek ve haşerelerden korunmak için, deve kuşu yumurtası doğal ilaç olarak kullanılmıştır. Deve kuşu yumurtası kötü koku yaydığı için, yumurtanın içi harca karıştırılmış, kabuğunu da kandil çanaklarına asarak, örümcek ve haşerelerden tüm mimari yapıları kullanmışlardır. O zamanki Belediye İlaçlama görevini Mimar Sinan gibi bilgili ecdadlarımız yerine getirmişlerdir.
Günümüz Türkiye’sine gelindiğinde ise 1930 yılındaki o zamanki Sağlık Bakanlığı bünyesinde kanun kararnameleri çıkartılmış; 2005 yılının ortalarında ise Belediye Kanunu ile Belediye İlaçlama hayatımızda resmilik kazanmıştır. Bunun akabinde kültürel çevrenin de getirdiği toplum bilinci ile, toplum sağlığına yönelik, ilaçlamayla ilgili eğitimlere ülke çapında hız verilmiştir.

Bettle Juice ( Beter Böcek ) filminin sevimli kahramanları arasındadır demek isterdim böcek ailesi için ama ne yazık ki yararları zararlarını katlayan, eklem bacaklı familyasının en çok bilinen şahsiyetleri diyebiliriz onlar için. Örümcek, sivrisinek, kene, güve, kalorifer böcekleri, hamam böcekleri, akrep, karıncalar, aile üyelerinden en çok bildiklerimizdir. Bu zararlıların diğer yardımcıları arasında kemirgenleri, sürüngenleri de sayabiliriz. Fare, sıçan, yılan, keler, kırkayak da bunlardan bazılarıdır. Daha çok kırsal ve taşrada bu zararlılarla karşılaşmamıza rağmen, günümüzde şehirleşmenin getirdiği kirlenme ve bozulmalardan dolayı, şehir ve büyükşehirlerde de sıkça rastladığımız bu böcek, kemirgen ve sürüngenler artık sağlığımızı direk etkileyen vektörler haline gelmişleridir. Bu nedenle Belediye İlaçlama birimleri şehirde, taşrada yani ülke çapında her geçen gün daha fazla önemli hale gelmiştir.

Belediye İlaçlama ekipleri, bu böcek ve kemirgenlerle etkili olarak kabul ettikleri yöntemler, kovaların kapaklı olması, küçük su birikintilerinin oluşmasına engel olunması, araç lastiklerine, çiçek saksı diplerine dikkat edilmesi gibi konularda tüm vatandaşları zaman zaman duyuru ve eğitimlerle uyararak, kültürel çevreye ne oranda ve nasıl katkıda bulunulabileceğini hatırlatmaktadırlar. Çünkü larva ve yumurtalar su birikintilerinin içinde ya da kuytu, pis denilebilecek yerlerde kendilerine yer bulup, sonra da kitleler halinde insan sağlığı ve çevremiz için tehlikeli hale gelmektedirler. Böcek ilaçlamada kültürel mücadele ne denli etkiliyse; biyolojik, fiziksel ve elbette kimyasal mücadele de o denli etkilidir. Biyolojik kimyasal mücadelede en bilinen yöntem olarak; İkinci Dünya Savaşı sırasında, insanların üzerine atılan haşerelere karşı biyolojik silah olarak atılmaları bilinmektedir.

Böcek ilaçlamanın dünyadaki ve Türkiye’deki gelişim seyrine bakarsak, tüm icatların ana-babası gibi olan Sümerlerin bu konuda da öncülük ettiğini rahatlıkla görebiliriz. Sümerler ilaçlamaya ilk olarak sülfür kullanarak başlamışlardır. Dünyada sıtma ve veba gibi kitlesel ölümlere yol açarak, insanların hatta medeniyetlerin yok olmasına sebep olmalarından dolayı, tüm dünyanın Sümer Medeniyeti ‘ne teşekkürü borç bildiklerini düşünebiliriz. Bu noktada daha fazla ölüme, teleflere sebep vermemek için Belediye İlaçlama ile ortak hareket etmek gerekmektedir.

Haşere diye adlandırdığımız yeryüzünde 2 milyon (2.000.000) türü ile hayvanlar dünyasının en kalabalık familyasına sahip, eklem bacaklılar ailesinden olan böcekler; kapalı ve açık alanlarda sosyal ve fiziki hayatımızda bizimle birlikte yaşayan; insanların ve onların yaşadığı çevreye zarar vererek ciddi hastalıklara sebep olan mikro organizmaların taşıyıcılarıdır. Dünya tarihinin en eski varlıkları olarak adlandırılmayı üç yüz (300) milyon yıllık geçmişlerine bakarak, hak etmişlerdir. Sürüngenler ve kemirgen familyası da onların en büyük yardımcılarıdır. Fare, çıyan, yılan, termit, kırkayak, pire, karınca, örümcek, hamam böceği, karasinek, sivrisinek, güve, bit hayatımıza ortak ettiğimiz haşere ve kemirgenlere örnek teşkil etmektedirler. Açık alanlarda, kapalı alanlarda da rastlayabileceğimiz bu böceklere ilk olarak müdaheleyi, bu işte profesyonelleşmiş Belediye İlaçlama yapmalıdır.

İlaçlamada kimyasal sentetik ilaçlamanın başını, yine bir böcek mikro organizması olan pestisitler çekmektedirler. Pestisitlerin dışında sülfür de tarihi çağlardan beri halen yoğun olarak kullanılır. Doğal olmayan bu yöntemlerin dışında doğada, doğal ilaç olarak kullanılan nikotin, neem özü ve pire otu bulunmaktadır. Nikotin AB ülkelerinde yasak olmasına rağmen, ABD ve Kanada sınırları içinde, günümüzde halen kullanılmaktadır. Belediye İlaçlama ile esas olan, ilaçlama yaparken doğal ortama, ortak yaşam alanlarına, insan ve çevre sağlığına zarar vermeden haşerelerin verdiği zararları en aza indirmektir.

Tarih sahnemizde, Belediye Kanunu çerçevesinde Belediye İlaçlama oluşmadığı dönemlerde ise, Osmanlı İmparatorluğu’nun yurtiçi ve yurtdışı tüm mimarilerinde deve kuşu yumurtası da doğal ilaç olarak kullanılmaktaydı. Dünyaca ünlü Mimar Sinan’ımızın da cami inşaatlarında kullandığı deve kuşu yumurtası, kötü koku yaydığı için, çimento harcına karıştırılıyor; kabuğu da kandillerin içine yerleştirilerek, örümceklerin ve diğer tüm haşerelerin mimari yapılara zarar vermesi önlenmiş oluyordu. Bugünlerde ise mimari yapılarda, çimentonun içine, beton donmasın diye ilaç atmak fikrini geliştiren insanoğlu, Koca Sinan’ın dehasına yaklaşamamışlardır. İşte tüm bu zararlılarla mücadele ederken izlenecek yollar, fiziki, biyolojik, kimyasal ve kültürel mücadele olarak sıralanmaktadır. Buradaki anahtar mücadele aslında kültürel mücadeledir. Bu da ancak insanoğlunun eğitimiyle olacaktır.

2 milyondan fazla türü ile eklem bacaklılar, namı diğer Arthopoda’lar yani böcekler, tarihin ilk günlerinden itibaren, hayatımızın içinde yararlı çoğu zaman zararlı olarak yer almaktadırlar. Zararlı gördüğümüz çoğu böcekler evimizde, işyerimizde hatta açık alanlarda, bizim ve ailemizin sağlığını ölümcül sonuçlara sebep olacak şekilde etkilemektedirler. En bilinen sivrisinek, hamam böceği, kalorifer böcekleri, tahtakurusu, karıncalar, pireler, keneler vb haşereler olarak adlandırılmıştır. Ayrıca yılan, çıyan, fare, sıçan, akrep gibi sürüngen ve hayvanlar da zehirli ve bulaştırıcı türleri ile hayatımızı zorlaştırmaktadırlar. Tüm bu haşere ve zararlılarla baş edebilmenin en etkili yöntemi ise; kimyasal madde bileşenleri ile yapılan ilaçlama yöntemidir.

Tarım faaliyetlerinin m.ö 8000 ‘li yıllara kadar dayandığı düşünülürse, m.ö. 2500’lerde ilk ilaçlamayı da; pek çok icat ve yeniliğin atası olan Sümerler, böcek ve özellikle kenelere karşı, sülfür bileşenleri kullanarak, tarihe geçmişlerdir. 15. ve 17.yy’lara gelindiğinde ise civa, kurşun, arsenik ve nikotin sülfat, ilaçlamada kullanılmaya başlandı. İlerleyen 1940-1950 yıllarında ise, tüm dünyada ilaçlamanın önemi anlaşılarak; gelişmiş ülkelerde ilaçlama birimleri ve özel ilaçlama firmaları ile insan ve çevre sağlığı için, kontrollü olarak uygulanmaya başlanmıştır. Hatta böcek ilaçlama öylesine hayat kurtarıcı olarak görülmüştür ki, İkinci Dünya Savaşı’nda, insanları mahveden haşeratlara karşı, biyolojik silah olarak bile kullanılmıştır. Türkiye’de ilk olarak halk ve toplum sağlığını korumak adına 1930 yılında kanun hükmünde kararname ile düzenleme yapılmış; son olarak ise, 03.07.2005 yılında T.B.M.M’ de kabul edilen 5393 nolu Belediye Kanunu’nda, Belediye İlaçlama ile ilgili ilaçlama esasları kanunen de resmiyet kazanmıştır.

Günümüzde, ülkemizde kullanılan Belediye İlaçlama yöntemi ise fiziksel, biyolojik, kimyasal ve kültürel mücadele ile yapılmaktadır. Bu birimlerin ülke genelinde yaptığı çalışmalar:
Biyolojik kontrol yöntemleri ve ilaçlarla haşere larvalarla mücadele etmek,
Kışlık ortamlarda ilaçlama yapmak, yazlık ortamlarda ise, sivrisinekler için gece ilaçlama çalışmaları yapmak,
Kapalı ve açık alanlarda tüm haşerat ve keneler için ilaçlama yapmak,
Şehir merkezlerinde ise kemirgen ve diğer zararlılar için ilaçlama yapmak, olarak sıralanmaktadır.
Tüm bu fiziksel, biyolojik, kimyasal mücadelenin yanısıra, kültürel mücadelenin de çok önemli olduğunun farkında olan Belediye İlaçlama birimleri, zaman zaman yurt çapındaki taşralarda eğitim seminerleri düzenleyerek, bilinçli halk sağlığı oluşturma adına çalışmalara da hız vermişlerdir.

Belediye İlaçlama

Gelecek yüzyıllarda silah ve savaş terminolojisinde hatırı sayılır yer edinecek olan, biyolojik, fiziki, kimyasal ve kültürel mücadelelerin ana kahramanları, mikro organizmaların taşıyıcısı, eklem bacaklı, kemirgen ve sürüngen hayvan denilince, çıyan, kene, fare, yılan, örümcek, karasinek, sivrisinek, bit, pire, güve, tahtakurusu, kalorifer böceği vb gibi adlandıklarımız aklımıza gelmektedir. Yararlı olanlarının faydaları, zararlı olanların verdiği zarara oranla geride kalmaktadır. Zararlı olan böceklerin halkın arasındaki adı haşeredir.

Haşereler ortak yaşam alanlarımızdan, kapalı alanlarda, açık alanlarda bizlerin karşısına çıkarak, hayatımızın ve çevremizin sağlığına, zehirleyerek, sokarak zarar vermeye devam etmektedirler. Tarım faaliyetlerinin milattan önceki yıllarda başlamasının ardından, bu haşerelerden kurtulmak için; özellikle kenelerle mücadelede; ilaçlama yöntemini ilk olarak Sümerliler kullanmaya başlamış; sülfürü de ilaç olarak kullanmışlardır. Bizim ecdadımız Osmanlı’da ise tüm mimari yapılarda deve kuşu yumurtası; kötü koku yayarak böceklerin yapılara gelmesine engel olduğu için; kullanılmıştır. Günümüzdeki Belediye İlaçlama ekipleri pek çok pestisit öğelerini de kullanarak, modern ilaçlama yapmaktadırlar.

Pestisit böcek ilaçlamada kullanılan, doğal antibiyotik ilaçlar gibidir. Çünkü pestisitler, böcek mikro organizmalarından oluşmaktadır. Bunların dışındaki doğada, pire otu, neem özü, nikotin gibi doğal ilaçlar da vardır. Nikotin Avrupa ülkelerinde tamamen yasakken, Kanada ve Amerika’da kullanılmaya devam etmektedir. Tüm bunların dışında insanoğlunun Belediye İlaçlama ekiplerine ihtiyaç duymadan, yapmaları gereken basit önlemler vardır. Bu yöntemlerden bazıları, evlerindeki çiçek saksılarının diplerine dikkat etmeleri, taşralarda ve şehir merkezinde su birikintisi oluşmasına engel olmaları olarak sıralanabilir. Çünkü haşerelerin, kemirgen ve sürüngenlerin, tüm larva ve yumurtaları, nemli ve kuytu köşeleri, kendilerine üreyebilecekleri yerler olarak tutarlar. Bu da insanları ve çevrelerini ciddi anlamda tehdit etmektedir. Buna en güzel örnek ise, Afrika’dan gelen çekirge ve sivrisinek istilalarıdır. Bilindiği üzere tüm dünyayı tehdit eder biçimde yayılmışlardı.

İnsanoğlunun bilinçlendirilmesiyle, bu kültürel mücadelenin dışında, Belediye İlaçlama ekiplerinin mücadele ettikleri faktörler, biyolojik, fiziki ve kimyasal mücadele olarak sıralanmaktadır. Böcek ilaçlama yapılırken insan sağlığı, doğa ve çevre sağlığı gözetilerek, ilaçlama yapılmaktadır. İlaçlama tarihi ülkemizde 1930’lu yıllarda Hıfsısıhha kanunlarıyla düzenlenmeye başlamış, 2005 yılının temmuz ayından itibaren, Belediye Kanunu çıkartılarak resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.


Seninde bize katılmanı isteriz. Sende BU FORMU eksiksiz doldurarak bize katılıp, yazarlar kadromuzda kadromuzda yer alabilirsin.

Kültür, Sanat ve Araştırma Bloku.

Döküntü Net

Petekçe

Günün sonunda hemen her alanda ilgi alanı olan ;küçük mutluluklarla, büyük bütünlükler sağlayabilen; gülümsemeyi unutmayan; ses tonunu sevenler ordusu olan; iki adam annesi, bir de günün birinde yazıları ya da şiirleri ile kitaplaşan bir insanoğlu... Bunların dışında ise rutin koşullarda lise mezunu, pekçok iş kolunda tecrübesi olan, Afyonkarahisar doğumlu, 43 yaşında, şuan personel taşımacılığı yapan şoför kadın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir