Çocukluğumu Gömdüğüm Gün

Ayak bileğimden diz boyuma gelecek kadar uzun, orjinalı gri ama zamanla solmuş, oturma yeri içeri doğru çökük bir tabure uzattı bana. Oturdum, bir termos çıkardı iki bardağa salep doldurup  birini uzattı. Bir çay kaşığı tarçın ekledim içine acemi yapımından dolayı , karıştırırken küçük salep tozu, topları geliyordu kaşığıma.

Ufak bir fener, bir sürü sinek ve dehşet verici bir mezarlık . ‘Korkuyormusun ?’dedi. Gülümsedim, ürkmediğim söylenemezdi. Ama tanıdık bir doku vardı burada, zihnimdeki  bir dokuydu sanki.

Merakla sordum:
Peki sen, her gün zor olmuyor mu?
Tabureye iyice yerleşti:
Para alıyorum…
Tebessüm ettim , haklıydı para alıyordu. Kafamı çevirip duruyordum ama hep aynı mezara takılıyordu gözüm. Düz bir yer, küflü bir taş.
Okuyamadım bir karalama vardı . Parmağımla işaret ederek sordum:
Bunun hikayesini biliyor musun?
Gözleri doldu bana acıyarak bakıyordu.
-Anlatayım mı?
Evet, garip bir şekilde bu mezar beni cezbediyor.

Yutkunamadı,
-5 yaşında ufak bir çocuk yatıyor orada. Geldiğinde bedeni tamamen çürümüştü, 2 ay oluyor. Belkide 16’sında bir kız, küflü bir sandık koydu önüme. Yarı silinmiş ölüm belgesi. Tereddütle kaldırdım kapağını  şeker kokuyordu. İyi bakılmış, yoksa sinekten ve kokudan açılmazdı. Mavi giyinmiş kıza baktım:Çaresizdi ama bir o kadar da umursamaz. Cesedin üzerindeki oyuncağı aldı , göz yaşlarıyla temizledi oyuncağın kirlenmiş yüzünü, ben o çocuğu gömene kadar. Sonra  önce yazılmak istenen ama yarıda vazgeçilip  bırakılan bu mezartaşı dikdik. Kız burukça gülümsedi, yetişemediler ona diyerek uzaklaştı.

Dolu gözlerini üzerime dikti:
Ne çiçeği var sence üzerinde?
Hiç düşünmeden: ‘Nar çiçeği.’ diye, cevapladım.Nasıl bildiğimi, kendim bile bilmiyordum oysaki. Uzun bir sessizlik oldu,  taki elimizin küçük masanın üzerinde duran sehpaya çarpana kadar. Masanın üzerindeki tarçın tabağı, üzerime döküldü. Ben büyük telaşla zıpladım, elbisemin cebindeki küçük bebek yere düştü.
Sakin ol!
Kafamla onaylayın yeniden oturdum. Üstün kirlenince  istemeden  tedirgin olmuştum.
Küçük kulübesine gitti, elinde hafif ıslanmış bir bezle geldi: Dizleri toprağın üzerine koyarak önümde eğilip, elbisenin tarçın olan yerini silmeye başladı. Elindeki bezi kaldırdı. Elbisem yeniden tamamen maviye dönmüştü.

İşte şimdi büyüdüm…


Youtube
Seninde bize katılmanı isteriz. Sende BU FORMU eksiksiz doldurarak bize katılıp, yazarlar kadromuzda kadromuzda yer alabilirsin.

Kültür, Sanat ve Araştırma Bloku.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir