Friedrich Wilhelm Nietzsche’nin HASTALIK Kavramına Bakışı (MAKALE)

Nietzsche’ de üçüncü bölüm olarak hastalık kavramını ele alıp yazacağım. Hastalık kavramıyla birlikte yaşam, doğum ve hasta gibi kavramlarla ilintili olarak irdelemeye çalışıp ele alacağım. Nietzsche‘nin hastalık kavramı bana göre diğer kavramlara oranla da çok ele alınması gerekiyor.

Yani Nietzsche hayatı boyunca hep hastalıklarla uğraştığı için durumunu en iyi hastalık kavramıyla anlatır. Hasta bir insanın her şeye bakış açısı sağlıklı bir insana oranla tabi ki daha farklıdır. Bütün hayatı hastalıklarla ilaçlar da, doktorlar da, hemşirelerle ve başka hasta insanlarla geçen biri için hayat daha zordur, acılı ve sancılıdır fakat tüm bunlar insana her zaman olduğu gibi yeni şeyler öğretir.

“ Hasta olmak ve kuşku duymak günah kabul edilir. Sakınarak yürürler. Budaladır, buna rağmen ayakları taşa sürçen ya da insanlara takılıp tökezleyen kişilerdir.”

Nietzsche Friedrich, Tan Kızıllığı, 2003, Sayfa 188

Nietzsche bunu Böyle Buyurdu Zerdüşt’ te dile getiriyor. Hasta bir insan diğer insanlardan bazen uzak kalmak ister bazen de insanlardan daha çok ilgi bekler. Bizim hasta insanlarla ilişki kurarken tutumumuz onu etkiler şu şekilde: Hasta birinin yanında ona destek olmak yerine aksi bir tutum sergilemek onu incitmekten başka bir işe yaramaz. Zaten hasta kişiler diğer insanlara oranla daha bir hassas ve kırılgan olurlar.

Bizde onlara destek olmak yerine, niye oldu, sen daha çok gençsin gibi de moralize edici cümleler sarf ederek onların olan ümitlerini de kırmış ve dağıtmış oluruz. Fakat bakıldığında Nietzsche hasta olmasına rağmen pek çok yazı yazmış hatta o dönemde ki bir savaşta gönüllü olarak hasta bakıcısı olarak gitmiş ve orada karşılaştığı pek çok durumla da ilgilenmiştir. Hasta kişiler çoğu zaman insanlardan sakınırlar.

Aslında oldukları için değil diğer insanlar tarafından incinmekten korkarlar daha fazla.

Her geçen gün bilimde, teknoloji de ve tıptaki ilerlemeler ve gelişmeler insanların daha sağlıklı olmalarına katkı sağlamaya çalışıyor. Yeni ilaçlar, tedavi yöntemleri, deneyler, ameliyatlar ve birçok şey insan sağlığını en üst düzeye çıkarmak içindir. Önceden tıp konusunda “hekimin eli ”diye bir tabir vardı ve bu daha çok ilaçsız ve hekimin muayene yöntemiyle alakalı olarak kullanılırdı.

Gelişen teknolojiyle artık hekime çok fazla bir görev kalmıyor. Gelişen makinalar, üst düzey teknoloji bu hekimin eli tabirini yavaş yavaş ortadan kaldırıyor. Bunun yanı sıra alternatif tıp ya da daha doğal yöntemler kullanan hekimler de bulunuyor. Fakat günümüz çağında daha çok modern tıp kullanılıyor. Özel hastaneler, ücretli muayeneler insanların tercihlerinde ilk sırayı alıyor.

Hal böyle olunca da işin içine arz-talep meselesi girip daha çok biraz da ticarete dönüyor. Hekim hastayı hasta değil de ondan gelir sağlayacak bir iş olarak görüyor. Bu bağlamda hastane, hekimler ve eczacılar iş birliği yapıyorlar. Hastanın istediği ilaç yerine ona yakın denilen daha çok satılmayan ilaçları hastalara sunuyorlar. Tabi bu meseleyi tüm hekimler, eczacılar için söylemek doğru olmaz.


Yazarın diğer yazılarına GİT
Seninde bize katılmanı isteriz. Sende BU FORMU eksiksiz doldurarak bize katılıp, yazarlar kadromuzda yer alabilirsin.

Kültür, Sanat ve Araştırma Bloku.

Döküntü Net
Friedrich Wilhelm Nietzsche’nin HASTALIK Kavramına Bakışı (MAKALE)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön