Kaptan

Kaptan

Kaptan… Güneş bir karganın kanatları arkasında beliriyor. Denizi ve ufku yakarak ayıran bir ateş misali. Göğsünün sıcağı dinmiş değil, sancısı hâlâ taze. Demirci tezgahının üstündeki bedeni kanlar içinde kalmış. Narçiçeği’nin elleri üzerinde yavaşça geziniyordu.

Hafifçe doğruldu,göğsündeki yara  fazlasıyla derindi. Gözlerindeki çukur yarasındanda. Zaman bir an için geriye doğru aktı. Kalbinin leş yiyici bir kuş tarafından parçalanmaya çalışıldığı anı  yeniden yaşayarak kendine gelmeye başladı.

Çıplak olan sırtı demir tezgahın üstünde ürperek duruyor ,göğsü her nefes alışın daha şiddetli kanıyor,ayaklarından biraz daha uzak yanan ateşin sıcaklığı onu bunaltıyordu. Göğsüne dokunan kadifemsi elin sahibini görmek için başını kaldırdı. Narçiçeği … sevdalısı :O ki binbir marifetin tek vücut hali, her halide başka bir insan temsili. 2 yıl önce bıraktığı kızda çok güzeldi ,ama bu bir başka hal almış yıllar mistik bir şekilde güzelliğine güzellik katmıştı. Zor da olsa elini hafifçe kaldırıp,kızın turuncu dudaklarının üzerinde gezdirmeye başladı…

Birden elini nasırlı bir avucun içine buldu. Bu avuç elini belinin hizasında uzatıp yavaşça üstüne bastırmış.

Demirci:Hazır mısın evlat?

Soruyu avcunu tutan kişi sormuştu.

-Neye?

-Yaranı dağlamamız lazım, dayanabilirsin değil mi?

Narçiçeği yalvararak konuşmaya başladı:

-Hayır, lütfen yapma.Buna şimdi dayanamaz haline bak başka bir çaresi yokmu?

-Evlat ,sakin ol. Bu yiğit mutlaka dayanacaktır. Hem dağlamasak kanamayı durduramayacağız.

Gözlerini Narçiçeğinin üstünde gezdirdi. Canı yanıyordu, ama onu izlemek öyle hoştu ki bütün hazların en yükseğini yaşıyordu. Burdan artık kalkmak ve daha yakın olmak istiyordu ona.

-Evet,hazırım.

Demirci elindeki kalın ,kızgın demir çubuğu ateşin içine sokup yeniden çıkardı. Eliyle diğer göğsünün üstüne bastırarak. Demiri yavaşça yaranın üzerinde gezdiriyordu. Dışarıdan baksak saniyeler gibi görünen bu anda.Boncuk boncuk terliyor,yumrukları parçalayacak şekilde sıkıyordu.Çenesi kitlenmişdi sanki.

-Dayan evlat ,az kaldı.

Bu sefer daha şiddetli bastırmaya başladı. Bu sefer dişlerinin arasından. Acısını belli etmekte çok aciz kalan bir mırıltı yükseldi. Sesin yükselmesiyle beraber Narçiçeği’nin bedeni yere düştü. Demirci dağladığı yarayı hızla sarmış,oda yerinden fırlayarak: Narçiçeği’nin narin bedenini kucaklamıştı. Deniz kenarına kadar saçlarını okşayarak götürdü onu. Kumların üzerine bedenini yavaşça bırakıp yanına uzandı. O da gözlerini yavaşça açtı .Yüzüne hafifçe eğildi yanağına bir buse kondurarak, belinden tutup doğrulttu.Yüzünün her  ayrıntısını ezberlemek için inceliyor dokunuyordu. Sonra biraz çekinerek sordu

-Özledinmi beni?

-…..

Saatler geçmişti önce dalgalandılar sonra dağıldılar. Yıllardır baharın özlemiyle yanıp tutşan çiçek şimdi her halinden güzeldi. Her baldan tatlıydı, bütün kokulardan üstündü. Yalnızlığını artık biri gölgeliyordu kocaman kantlarıyla. Gökyüzündeki ay ikisininde  gözlerine doğduğu zaman .Narçiçeği kendi dudağı tenine dokunacak kadar yaklaştı. Elleri yarasının üzerindeydi ikisinin saçlarını ayırt etmek mümkün bile değildi.

Şu kelimeleri akıttı turuncu dudağından kadifemsi sesiyle. “Bu gökyüzünden ikimiz için birer yıldız düştü yere . Seninki yanında,benimkide beni bıraktığın yerde.” Anlamamıştı  ne demek istediğini .”Ne bırakmasına bahsediyorsun ?”diye bağırıyordu. Birden göğsündeki eller yok oldu, sıcaklıkta gitmişti yayındaki .Onu tutmaya çalıştığın  da buğulanarak kaybolduğunu gördü.

-Koca oğlan hadi kalk artık.

Evet şuan biri yayında ama kim di bu, neredeydi sevdiceği .Onu hiç benzeyen bu  esmer kıza uzun uzun baktı. Bir sesle daha yeniden irkildi.

-Kaptan seni bekliyoruz,  sabah oldu. Bugün limana varmamız gerek.

Anlam veremediğim bu cümleye şöyle cevap verdi.

-Narçiçeği nerede?

En yakın dostunun yüzünde büyük bir hüsran belirdi:

– Sen yine aynı rüyayı gördün değilmi?

– Ne rüyasından bahsediyorsun sen?

-Şu tüccara sattığın zavallıdan. Neden diye sorma sakın .Kalbini dağlıyacaktın kızın az kalsın. Elinden zor aldık .Dövmekten bir hal bıraktığın çaresizi önce denize attın. Biz zar zor kurtardık.Sonra malları satarken aynı tüccara  kilosu kadar altına sattın ya  zavallıyı.

Youtube
Seninde bize katılmanı isteriz. Sende BU FORMU eksiksiz doldurarak bize katılıp, yazarlar kadromuzda kadromuzda yer alabilirsin.

Kültür, Sanat ve Araştırma Bloku.

Döküntü Net.




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Exit mobile version