Mozart: 1756’da Dünyaya Fırlatılan Nota


İnsanlar sanatımın bana çok kolay bir biçimde geldiğini düşünerek büyük hata ediyorlar. Hiç kimse besteciliğe benim kadar zamanını ve düşüncelerini adamamıştır. Geçmişten şimdiye kadar yaşamış hiçbir büyük besteci olmasın ki, onun eserlerini defalarca çalışmış olmayayım.

Johannes Chrysostomus Wolfgangus Theophilus Mozart

BÖLÜM I

GİRİŞ

Klasik Dönemin en önemli bestecilerinden biri, her alanda pek çok eser veren, aynı zamanda viyana üçlüsünden biri olan, Wolfgang Amadeus Mozart’tır

Müzik tarihinde genel olarak 18. yüzyılın ikinci yarısında J.S. Bach’ın ölüm tarihi 1750’den başlayarak Ludwig van Beethoven’in ölüm tarihi 1827’ye kadar geçen dönem Klasik dönem olarak adlandırılır. Klasik dönem operada Gluck’un devrimi Haydn, Mozart ve genç Beethoven’ın müziğe sundukları yeniliklerle tanınır. Orkestra ailesinin kurulduğu, senfonik yapıtların filizlendiği, piyanonun sesini duyurmaya başladığı müzik yapısında dengenin, biçimin iyice sağlamlaştığı; kuartetin yalın bir anlatımla geniş halk kitlelerine seslendiği ve her zaman geçerli olan müziğin bestelendiği çağdır. Klasik stili günümüze kadar kullanan besteciler olmuştur.

Re Majör Flüt Konçertosu Mozart’ın önemli ve tanınmış eserlerinden biridir. Bu eserinde Klasik dönemin özellikleri yanı sıra kendi stilinde ortaya koymuş, günümüze kadar gelen süre içinde tüm flütistlerin repertuarında önemli bir yer tutan eserler arasına dâhil olmuştur.

Bu araştırmada Mozart Re Majör Flüt Konçertosunun daha iyi tanınması, icra tekniklerinin pek çok müzisyene yol göstermesi amaçlanmıştır.

1.1.Problem

W.A Mozart’ın Re Majör Flüt Konçerto’su flüt repertuvarının önemli bir  eseridir.Bu konçertodaki güçlükler aşılabildiği zaman daha iyi bir icra mümkün olabilir.Ancak bunun için teknik bölümler analiz edilerek doğru ve yeterli bir düzeyde uygulanabilmesi gerekir.

1.2.Alt Problemler

Bu araştırmanın problemini aşağıdaki başlıklar altında toplayabiliriz. 1.Klasik dönem ve özelliklerinin incelenmesi

  • Mozart’ın hayatı ve müzik stilinin müzik tarihindeki yeri
    • Mozart’ın,  Re  Majör  Flüt  Konçerto’sunun  Form  Analiz  ve  İcra  Yönünden

İncelenmesi, zor pasajların çalınması için egzersizlerin belirtilmesi.

1.3.Amaç

Bu araştırmanın amacı: W.A Mozart’ın Re Majör Flüt Konçerto’sunun  Form  Analiz ve İcra Yönünden İncelenmesi; yorum ve teknik zorlukların ortaya konularak verilen etüd’lerle öneriler geliştirmektir.

1.4.Önem

Mozart’ın yaşadığı dönem ve stilistik özelliklerinin incelenmesi yazdığı Re Majör Flüt Konçerto’sunun Form Analiz ve İcra yönünden incelenmesi, çalınması zor pasajların daha rahat icra edilebilmesi için, çalışılması gereken etütlerin belirlenmesi bu araştırmayı önemli kılmaktadır.

1.5.Sayıltılar

1.W.A Mozart’ın Re Majör Flüt Konçerto’su Form Analiz ve İcra Yönünden İncelenerek eserin doğru çalınması için çalışma yolları geliştirmek, konçertodaki teknik zorlukların aşılmasına yardım edecektir.

2.Bu teknik zorlukların aşılması W.A Mozart’ın Re Majör Flüt Konçerto’sunun daha iyi seslendirilebilmesini sağlayacaktır.

1.6  Sınırlılıklar

Bu araştırmada Klasik Dönem bestecisi W.A.Mozart’ın flüt için yazmış olduğu Re Majör Flüt Konçertosu’nun incelenmesi  ile sınırlandırılmıştır.

1.7   Tanımlar

Allegro:        Çabuk, hızlı, canlı, şen, hareketli bir tarzda çalmayı ifade eder.1

Konçerto:      Bir veya birkaç müzik çalgısının virtüözitesini  (çalma ustalığı) ve müzikal yeteneklerini dinleyiciye sunmak olan müzik parçasının genel adıdır. Genellikle ilk bölümler hızlı, ikinci bölümlerde daha yavaş üçüncü bölümde   ise yine hızlıya dönen bir fon olur.2

Kadans:          Bir müzik cümlesinin  sonunda yer alan notalar veya akorlar grubu. Yorumcunun ustalık düzeyini değerlendirmek üzere bir konçertonun bölüm sonlarına doğru solistin orkestradan ayrılıp kendi başına yorumladığı bölüm.3

Kuartet:         Dört çalgı ya da dört ses için müzik Dört çalgı yada dört ses için müzik. Dört çalgılı, yada dört sesli topluluk. En yaygın dörtlü çalgılaması, iki keman         viyola ve viyolonselden kurulan topluluktur.4

Ölçü     :         Bir  müzik yapıtında ritm birimi olan vuruşların eşit zamanlara bölünmesi.Diğer bir tanımla birbirine eşit bölümlerin herbiri .5

Rondo:          Ana temanın sık sık tekrarlandığı bir müzik formu.6

Virtüoz:         Alanında sanatının doruğuna ulaşmış müzik sanatçısı.7

1 -Evin İlyasoğlu ( 2003)Zaman İçinde Müzik,Yapı Kredi Yayınları, İstanbul s.299

2- Murat Özden Uluç ( 1999)Müzik işaretleri ve terimleri sözlüğü,Yurtrenkleri,Ankara s.83 3-Evin İlyasoğlu ( 2003)Zaman İçinde Müzik,Yapı Kredi Yayınları, İstanbul s.301

  • Evin İlyasoğlu ( 2003)Zaman İçinde Müzik,Yapı Kredi Yayınları, İstanbul s.301
  • Murat Özden Uluç ( 1999)Müzik işaretleri ve terimleri sözlüğü,Yurtrenkleri,Ankara s.127
  • Murat Özden Uluç ( 1999)Müzik işaretleri ve terimleri sözlüğü,Yurtrenkleri,Ankara s.140 7- Murat Özden Uluç ( 1999)Müzik işaretleri ve terimleri sözlüğü,Yurtrenkleri,Ankara s.164

BÖLÜM II

YÖNTEM

2.1. Araştırma Modeli

Bu araştırmada betimsel tarama modeli kullanılarak Wolfgang Amadeus Mozart‘ın flüt için bestelediği Re Majör Flüt Konçertosu analiz ve icra yönünden incelenmiş ve gerektiği gibi çalınabilmesi için öneriler geliştirilmiştir.

2.2 Evren ve Örneklem

Araştırmanın evrenini, Wolfgang Amadeus Mozart‘ın tüm flüt eserleri, örneklemini ise, Wolfgang Amadeus Mozart‘ın Re Majör Flüt Konçertosu oluşturmaktadır.

2.3.  Verilerin Toplanması

Bu araştırmadaki bulgulara Wolfgang Amadeus Mozart’ın hayatı ile ilgili kaynaklar, yazdığı eserler, kitaplarda elde edilen veriler toplanarak ve incelenerek ulaşılmıştır.

2.4.  Verilerin Çözümü ve Yorumlanması

Bu araştırmanın sonucunda elde edilen veriler toplanarak Mozart’ın Re Majör Flüt Konçertosunun daha iyi seslendirilmesini kolaylaştıracağı düşünülen ve günümüz flütist’lerinin bu eseri icra etmesinde karşılaşılacak problemlerin giderilmesinde yol gösterici olacak şekilde çözümlenmeğe ve yorumlanmaya çalışılmıştır.

BÖLÜM III

BULGULAR VE YORUM

  • Klasik Dönem

Müzik tarihinde, 18. yüzyılın ikinci yarısından. J. S. Bach’ın ölüm tarihi olan 1750’den başlayarak Ludwig Van Beethoven’in ölüm tarihi 1827’ye kadar geçen dönem, Klasik çağ olarak tanımlanır. Klasik dönem Gluck’un operaları Haydn, Mozart ve Beethoven’ın müziğe kazandırdığı yeniliklerle tanınır. Müziğ’in yapısında dengenin, biçimin iyice sağlamlaştığı, piyanonun sesini duyurmaya başladığı, orkestra ailesinin kurulduğu, senfonik yapıtların filizlendiği, sonatın, kuvartetin yalın bir anlatımla geniş halk kitlelerine seslendiği çağdır. Müzikte Klasik dönem yerine Klasik stil’ den söz etmek daha doğru olacaktır. Bu dönem, günümüze kadar güncelliğini yitirmemiş ve besteciler tarafından kullanılan bir stil olmuştur. Müzik tarihçileri genelde 1659–1728 arasında  yazılan  yapıtları,  Barok  dönemi  izleyip,  Romantik  dönemi  doğuran  çağı,

Klasik olarak tanımlarlar. Bu dönem tüm bestecilerin, bir müzik parçasının nasıl inşa edileceğini araştırdıkları dönemdir.8

Klasik sözcüğü, bir başka deyişle hafif olmayan müziklerin bütünüdür. Hafif müziğin her dönemde zamanının koşullarına göre, popüler olup kaybolması ciddi müziğin, Klasik sözcüğüyle nitelenmesine ve tanımlanmasına neden olmuştur. Klasik dönem de sonat formunda köklü değişimler olmuştur. Senfoniler bestelenmiş, solo konçerto ve solo piyano sonatı gibi yenilikler getirilmiştir. Yaylı çalgılar dörtlüsü ve diğer oda müziği kavramları, bu dönemin yeniliklerindendir. Piyano, klavsenin yerini almış ve klasik dönemin en önemli enstrümanı haline gelmiştir. Yine bu dönemde orkestraların yapısında değişimler olmuş, hem enstrüman hem de kişi sayısı olarak bir hayli artmıştır.

8 – Evin İlyasoğlu,(2003) Zaman İçinde Müzik,Yapı Kredi Yayınları,s.49

3.2.  Mannheim Okulu

Mannheim Almanya’da köklü ve üst düzey bir müzik ortamını barındırıyordu. Avrupa’nın en ileri, en düzeyli orkestrasını kurmaya amaçlayan Pfalz Prensi, Karl Theodor (1742–1799) Stamitz sayesinde bunu başarır. Mannheim orkestrasının kurucusu, Bohemyalı besteci ve kemancı Johann Stamitz (1717–1757)’ daha 40 yaşına varmadan ölür. Ama ardında zamanın tüm bestecilerini etkileyecek ve senfoni biçimini yeniçağa sunacak, bir orkestra geleneği bırakır.9

J. Stamiz ve çevresi, ellerindeki ortamda yararlanmak için, yöntemli  çalışmalarda bulunmuşlardır. O zamana kadar çalgılar dağınık ve belirsizdi. Çevresine toplanan müzikçilerle birlikte Stamitz, yetkin çalgılardan kurulmuş bu orkestrayı bir tür deney tavşanı gibi kullanarak çalgı müziği yazısı, senfonik yazı, çalgı nitelikleri, çalgıların tınısı, özelliklerini inceledi. Mannheim Orkestrası’nın her bir üyesi, zamanın ünlü bir bestecisi olduğu gibi çalgısının usta bir yorumcusudur. Özellikle ses gürlüğündeki ustalığı ile ünlenen orkestrada büyük forteler, birdenbire küçük piyano seslere dönüşebilir. Küçük bir arı vızıltısından gök gürültüsüne kadar ses büyütme yete- nekleri vardır. Dinleyicinin, ilk kez duyduğu böylesi güçlü bir orkestra sesinden ürküp forte pasajlarda ayağa fırladığı söylenir. O çağa değin görülmemiş bir orkestra disiplininin geçerli olduğu Mannheim saray orkestrasında, çalgı sanatının gelişimi, orkestrasyon, ses çizgilerinin güçlenip hafiflemesi, dinamizm, ünlü Mannheim crescendo’ları bu okulun önemli katkılarıydı. J. Stamitz, Vali’nin avcılarından av boruları, trompetler, çevredeki asker bandosundan da davullar toplar. Bu orkestra, tarihte ilk kez yaylı ve üfleme çalgıları bir araya getirir. Mozart’da bu orkestrayı dinlediğinde ilk kez karşılaştığı klarnetin melankolik sesine hayran olmuştur.10

Giovanni Battista Sam Martini yaşamını Milano’da sürdürmüş bu besteci, Mannheim okulu parelelinde, orkestrada üflemeli çalgıları başarıyla kullanıyor, yaylılar ve üflemeliler arasındaki dengeye önem veriyordu. Stamitz’in Almanya’daki yönelimini daha önce İtalya’da uygulamaya çalışmış bir orkestralama ustasıdır.

9 – Evin İlyasoğlu,(2003) Zaman İçinde Müzik,Yapı Kredi Yayınları,s.50

10

– Evin İlyasoğlu,(2003) Zaman İçinde Müzik,Yapı Kredi Yayınları,s.52

Mannhiem Müzik okulu’nun çalgı tınıları üzerindeki araştırma çabalarının sonunda senfoni ve senfonik konçerto biçimi ortaya çıktı. Nefesli çalgılar yoğun bir şekilde orkestralarda kullanılmaya başlandı. Nefesli çalgılara tek tek solo görevler verildi. Buda çalgıların öne çıkmasını sağladı. Sonraki yıllarda her bir çalgı gözetilerek eser yazılmasını kolaylaştırmış oldu. Sonat, konçerto ve küçük çalgı grupları bu temel üzerinde yeni boyuta ulaştı, güçlendi, anlatımı zenginleşti. Bach’ın iki oğlu da klasik müziğin oluşmasına katkıda bulundu J.Cristian Bach yalın bir armonik yapı içinde akor bağlantılarını yazdı. Oda müziğinde klavsen özgürce kullanıldı. Böylece konçerto anlayışı gelişti. Gerek Bach’ın oğuları gerekse Mannhiem okulu’nun çalışmalarının bir

başka özelliği müziğe evrensel bir nitelik kazandırmış olmalarıdır.11

3.3.  Klasik Dönemin Müziğe Getirdikleri

Sonat klasik dönemde gelişme gösteren en önemli biçimdir. Önceki yılların senfonia’ sından farklı olan senfoni’ dir. Piyano içinde konçertolar, yaylı çalgılar için kuvartet’ler bestelenmiştir. Opera ise Gluck ve Mozart’ın yapıtlarıyla yeni bir boyut kazanmıştır.12

Sonat, Klasik dönemin en önemli çalgı müziği biçimidir. Sonat biçimi senfoni, konçerto ve oda müziğinde de kullanılmıştır. Klasik sonat biçimi 3 veya 4 bölümden oluşur. Genelde her bölüm kendi içinde, serim, gelişme ve yeniden-serim şeklindedir. Zengin bir polifoninin yerine ezginin merkez olduğu bir müzikte, ritm kışkırtıcı öğe olarak büyük önem taşır. Motifler cümlenin içinde ikili ya da daha fazla ölçülü gruplar oluştururlar ve simetri kavramı ortaya çıkar. Üç sesli tonal akor sisteminin, kadanslardaki tonik, dominant ilişkisinde, ton değişimleri, kromatizm ve disonansların da katılarak, gerilim ve renkler arttırılmıştır. Barok biçimlerinin dikey çalışılmış sürekli basların yerini, ayrıntılı eşlikler almıştır. Klasik çağda piyano sonatları kadar piyano ve keman  sonatları,  duo  sonatlar  önem  kazanır.  Bir  de  üç  çalgının  aynı  yapı  içinde

birleştiği (örneğin keman ,piyano ve çello) trio sonatlar yazılmıştır.13

Oda müziğinde sonatlardan sonra kuvartet en gözde biçimdir. Kuvartet genelde yaylı  çalgılar  olmak  üzere  4  çalgının  birleşmesidir.  İlk  oda  müziklerinde  mutlaka

11 – Evin İlyasoğlu,(2003) Zaman İçinde Müzik,Yapı Kredi Yayınları,s.52 12 – Ahmet Say (1997) Müzik Tarihi,Müzik Ansiklopedisi Yayınları, s.287 13 – Ahmet Say (1997) Müzik Tarihi,Müzik Ansiklopedisi Yayınları, s.287

klavsen, klavikord gibi bir klavyeli çalgı bulunur. 1720’lerde besteciler, armonik yapıyı tüm çalgılar arasına bölmeyi başardıklarından tempoyu yönetmek için sürekli-bas ya da herhangi bir klavyeli çalgı gereği ortadan kalkar. İlk kez sürekli basın yer almadığı kuvarteti Alessandro Scarlatti yazar. Tarihte halk önünde ilk kez yaylı çalgılar kuvarteti çalan besteci Luigi Boccherini (1743–1805) olmuştur. Boccherini, Haydn’ın stiline çok

yakındır. 20 senfoni, 4 çello konçertosu, 60 trio, 91 kuvartet ve 154 kentet yazmıştır.14

18. yüzyılın senfoni orkestrası bugünkünden çok daha küçüktür. 1760–1780 arasında, Haydn’ın orkestrasında 25 yorumcu yer alır. Bu topluluk, yaylı çalgılar, flüt, 2 obua, 2 fagot, 2 korno ve bir de klavsenden oluşur. İlk orkestralarda temel çalgılar yaylılardan oluşur ve üflemeliler onların sesini çiftlemek, güçlendirmek için kullanılır. Çağın sonunda üflemeliler de kendine özgü bir yer edinmiştir.15

3.3.1. WOLFGANG AMADEUS MOZART (1756–1791)

  • Hayatı

Kısa yaşamında 600′ den fazla eser bestelemiştir. Mozart Çocuksu coşkusu, yalınlığı, onu nice besteciden ayrıcalıklı kılar. İş ve aile yaşamında zor günler geçirmesine karşın bunların hiç birini müziğine yansıtmamıştır. Bu nedenle, nice besteci müziğini bir otobiyografi gibi kullanırken, Mozart’ın müziği katıksız saf müziktir. Ne parasız günlerini, ne ateşli hastalığını, ne de tırmanmakta olan Fransız Devrimi’nin  hırçın etkilerini anlatır. Tüm etkilenmeler, onun zamanından ileri bir teknikle dokuduğu eserlerinin derinliklerinde kendini gösterir.

Johannes Chrysostomus Wolfgangus TheophiIus Mozart (1756–1791) Avusturya’nın batısındaki büyük kentlerden Salzburg’da 27 Ocak günü doğmuştur. Bu adlardan ilk ikisi, doğduğu güne rastlayan azizin adıdır. Ön ad olarak annesinin babası olan, sağlık ve sosyal yardım işleri komiseri Wolfgang Nikolaus Pertl’in adı verilir. Theophilus  (veya Gottlieb-Tanrının sevgilisi) vaftiz babası olan belediye meclisi üyesi,

14 – Evin İlyasoğlu,(2003) Zaman İçinde Müzik,Yapı Kredi Yayınları,s.52

15- Evin İlyasoğlu,(2003) Zaman İçinde Müzik,Yapı Kredi Yayınları,s.52

tüccar Johann Theophilus Pergmayr tarafından konmuştur. Sonraları Mozart Amade ismini Amedeo olarak değiştirmiştir. Hiçbir zaman Amadeus adını kullanmamıştır.16

Babası Leopold Mozart (1719–1787) 1737 yılında, doğup büyüdüğü Augsburg’ dan ayrılarak Salzburg’ a felsefe okumaya gelmiş, bakaloryasını aldıktan sonra kendini asıl ilgi alanı olan müziğe adamıştır. Başpiskoposun orkestrasında kemancılık yapmış  ve 1757’de saray besteciliğine atanmış değerli bir kemancıdır. Mozart doğduğu sırada Leopold, Salzburg Sarayı’nın orkestra yönetmen yardımcısı görevindedir. Aynı yıl keman çalma kuramı üstüne yazdığı Violinschule (Temel Keman Öğretim Üzerine Bir Deneme) adlı keman metodu, 20. yüzyıl dâhil uzun yıllar kullanılmıştır. Oğluna zaman ayırmak için bestecilik çalışmalarını bırakmış, kendisini oğluna adamıştır. Mozart’ın annesi Anna Mari Pertl, iyi koşullarda yaşamış bir burjuva ailesinden gelmektedir. Mo- zart doğduğunda annesi 35, babası 36 yaşındadır. Ailenin ilk çocuğu, Mozart’ın 4 yaş büyük ablası Maria Anna’dır. Leopold, her iki çocuğunun da harika çocuk yeteneklerine sahip olduğunu, küçük yaşta keşfeder ve onların tüm eğitimlerini özel olarak üstlenir. Keman ve klavyeli çalmayı, latinceyi, müzik kuramını ve gerekli genel kültür bilgilerini öğretir.  Çocuklarının  müzik  dehalarını  sergilemek  üzere  konser  gezilerine  çıkmaya

karar verir. 17

Wolfgang Amadeus Mozart, gelmiş geçmiş en parlak çocuktur. Üç yaşında klavsen çalar, beş yaşında ilk menuet’ ni besteler, dokuz yaşında senfonilerin sahibidir. Hollanda ve İtalya Gezileri sırasında besteci ve değişik insanlarla karşılaşır. O bölgelerin müziğini dinler. İlerde kendi sitilini oluştururken İtalyan, Alman ve Fransız’ların sitillerini kendi süzgecinden geçirir 1762’de Babası imparatorluk ailesiyle tanıştırmak üzere Viyana ve Münih’e götürmüştür. Bu amacına ulaşan gezi ardından üç yılda tamamlanan Paris – Londra gezileri izlemiştir. Babası ve ablasıyla çıktığı geziler sırasında ablasıyla dört el klavye çalarak yaptığı doğaçlar sayesinde herkesi kendine hayran bırakmıştır. Londra gezisinde bugün bir kısmı kaybolmuş olan ilk senfonilerini yazar. 1764 yılında Paris’te ilk besteleri yayınlanır.18

Mozart ailesinin yaşamını Mozart’ların çeşitli kişilere ve birbirlerine yazdıkları, mektuplardan öğrenmekteyiz. Çok iyi bir gözlemci olan Mozart, küçük yaştan beri yaptığı gezilerden pek çok kişiyi aklında tutar. Güçlü belleğinde sakladığı bu tipleri son-

  1. – Evin İlyasoğlu,(2003) Zaman İçinde Müzik,Yapı Kredi Yayınları,s.61
  2. – Ahmet Say (1997) Müzik Tarihi, Müzik Ansiklopedisi Yayınları, s.300
  3. – Evin İlyasoğlu,(2003) Zaman İçinde Müzik,Yapı Kredi Yayınları,s.63

radan operalarındaki kahramanlarına dönüştürür. Mozart’ın tanrı vergisi büyük yeteneğinin yanı sıra, babasının iyi bir öğretmen, aydın ve organizatör biri olması da çok önemlidir. Mozart’ta patronlarına, prenslere, kontlara, imparator ve kralların  gözüne girmek için, onların adına adadığı yapıtlar bestelemiştir. Ayrıca  partileri,  doğum günleri, bahçe eğlencelerine ve çeşitli törenlere de bir çırpıda besteler yazmıştır. Bu nedenle divertimento, cassation, serenade gibi biçimler ve dans türleri geliştirmiştir. Ünlü Küçük Bir Gece Müziği de bu tür bir serenattır. Mozart, hemen her yapıtını bir sipariş üstüne yazmış, ama hep ideal bir dinleyici kitlesi ve çok yetenekli bir yorumcu topluluğu düşlemiştir. Kafasının içine bir anda hücum eden müziksel düşünceleri bir çırpıda yazabilmesi için her an, her ortamda, gürültü, kalabalık demeden besteleme sürecine girebilmesi, sanki kısacık ömrüne pek çok şey sığdırma kaygısındandır.  Haydn, beste yapmaya oturduğu zaman esin perisi gelsin diye uzun uzun dua edermiş. Oysa Mozart, kafasının içinde doludizgin dolanan esin tohumlarını nasıl dizgin- leyeceğini bilemediğinden yakınırmış. Üstelik her yapıt, parçacıklar halinde değil, tümüyle doğar Mozart’ın kafasında. Herhangi bir ortamda, örneğin bilardo oynarken aklına gelen bir fikri gülüp oynayarak, şakalaşarak, çevresinden kopmadan, kafasında

geliştirebildiğini yakın çevresi anlatırmış.19

Mozart, kendi üstünlüğünün farkındadır. Çevresindekilerin onunla eşdeğer zekâ ve yeteneğe sahip olmadığını acı deneylerle öğrenmiştir. Entrikaları tanımayacak kadar saf bir yüreği, çıkarlarını korumayı bilmeyen çocuksu yönü, ölüm döşeğine kadar taşıdığı özellikleri olmuştur.20

1768’de ilk operası olan Lafinta Semplice’yi Viyana için besteler. Ama on iki yaşındaki bir çocuğun operasını sahnelemekten kaçınırlar. Bu sıralarda bir aile dostu için K.66 Missa’sını besteler. Bir ay sonra baba oğul, bir yıl kalacakları İtalya’ya giderler. Bu gezide Milano için Mitridate, Re di Ponto gibi operalar besteler. Sonraki İtalya gezilerinde Milano için iki opera daha yazar. Ascanio in Alba (1771) ve Licio Silla (1772). Mozart sürekli turnelere gitmektedir ve orkestrayı ihmal etmektedir. Bu duruma göz yuman Salzburg Piskoposu ölmüştür. Yerine gelen piskopos da uzun süreli yokluğundan ve inatçı tavrından rahatsız olur. Mozart, işini yitirmemek için gezilerinin arasında Salzburg sarayı için dinsel yapıtlar, sonatlar ve konçertolar besteler. Salzburg

19 – http://tr.wikipedia.org/wiki/Wolfgang_Amadeus_Mozart (Kasım 2007)

  • – Evin  İlyasoğlu,(2003) Zaman İçinde Müzik,Yapı Kredi Yayınları,s.63

Mozart için çok sınırlı bir ortamdır. 1777 Yılında yeni bir gezi için saray orkestrasından izin alır. Annesiyle beraber Almanya ve Fransa’ya gider. Turne sırasında Mannheim Orkestrası üyelerinden birinin kızı olan on beş yaşındaki Aloysia Weber’ e âşık olur. Babasının isteği üzerine Paris’e geçer ve burada annesini kaybeder. Ama bu üzüntü onun beste, yapmasını engellemez. Aynı yıl, Paris Senfonisi, keman, klavye sonatları, flüt ve arp konçertoları ve bir dizi çeşitlerle ortaya çıkar. Annesinin Paris’teki ölümünden sonra tekrar Salzburg’ a dönüp saray orgculuğuna atanır. 1780’de Münih’in bir opera ısmarlaması moralini düzeltir. Idomeneo (1781)’ yu besteler. Bu arada ünlü Coranatian missasını yazar. 1781’de Karl Theodor’un Münih’teki sarayında İdemeneo operasını ilk sahnelenişini gerçekleştirdikten sonra, aynı yıl yanında çalıştığı Salzburg başpiskoposu’nun davranışları çekilmez hale geldiği için Viyana’ya yerleşme kararı almıştır. Viyana’da Öğretmenlik ve bestecilik yaparak geçinmektedir. Viyana’da İmparatorun siparişi üzerine bestelediği Saraydan Kız Kaçırma Operası, Avusturya sarayında  müzik  yönetmeni  olan  Antonio  Salieri’nin  (1750–1825)  engellemelerine

rağmen başarıyla sahnelenmiştir.21

Saraydan Kız Kaçırma Operası” Alman Singspielle uslubunda opera buffa’ ya yakın bir formda yazılmıştır. Eserin kahramanları büyük bir realistik karakterde yansıtılmışlardır. Bu operada Mozart en sonunda opera yaratıcılığındaki bütün estetik prensiplerini gerçekleştirmeyi başarmıştır. Operanın hazırlık aşamasında Viyana sarayından gelen Alman dilinde opera isteği üzerine Bretzner’in Belmonte ve Constanze piyesinin konusu üzerinde çalışmaya  başlamış. Aktör Stefani’nin yardımlarıyla operanın libretto’sunu kendisi yazmış. Doğuştan bir dramaturg olarak harika bir libretto yazmayı başarmıştır. Bu harika opera inanılmaz bir şekilde sadice on dört gün içinde tamamıyla hazır hale gelmiştir. Konu olarak eser Türkiye’de geçmektedir. Başkahramanlardan Constanze yardımcısıyla birlikte Selim paşaya esir düşer.

Belmonte de saraya uşağı ile gelir. Ve dördü saraydan kaçmayı planlamaya başlar fakat yakalanırlar. Onları büyük bir ceza beklerken

  • – Evin İlyasoğlu,(2003) Zaman İçinde Müzik,Yapı Kredi Yayınları,s.63

Selim paşa bu temiz ve yüce aşktan etkilenmiş ve onları bağışlayarak serbest bırakmıştır.22

Mozart “-Bir operada edebiyat duygusu müziğin kızkardeşi olmalıdır. Müzik bizi o derce etkilemelidir ki geriye kalmış her şeyi unutabilmeliyiz… Melodi olmadan müzik havasızdır.”1782’de, daha önce Mannheim’da duygusal ilişki kurduğu Aloysianın kız kardeşi Constanze ile evlenmiştir. Bu evlilikte her ne kadar Mozart mutlu olsada eşiyle yaşadığı kıskançlık ve eşinin maddiyata olan düşkünlüğü nedeniyle yaratıcılığını etkileyebilecek çalkantılı bir evlilik geçirmiştir. Babası bu evlilik yüzünden Mozart’ı hiç bağışlamamıştır. Mozart’ın evliliğindeki çalkantıların ana sebeplerinden biri olan çapkınlığı için de ,Carl Friedrich Zelther bir keresinde Goethe’nin karşısında Mozart’ı anımsayarak –“Bestelerini öylesine kolaylıkla üretiyordu ki, daha yüzlerce şey yapıcak zamanı kalıyordu, bu zamanı da kadınlarla ve buna benzer şeylerle geçiriyordu, böylece doğasının gereğini yerine getirmiş oluyordu.”23

Mozart evliliğinin ardından uzun zamandır tamamlayamadığı Do Minör Missa’ sının bölümlerini yorumlarlar. Bu Missa, Constanze Weber ile evlendiği için tanrıya sunduğu şükrandır. Salzburg’ daki dinletide Constanze, soprano soloyu söyler. Mozart, artık tanınan, kendisine eser ısmarlanan, konserleri olay yaratan bir sanatçıdır. Önceleri usta bir kemancı olarak tanınırken şimdi önemli bir piyanist olarak parlamaktadır. İmparator II. Joseph’in teklifiyle 1787′ de saray besteciliğine atanır. Bu sıralarda en büyük başarısı Viyana operası için yazdığı Figaro’nun Düğünü (1786) operası olur. Bütün bu başarılara karşın yine geçim sıkıntısı içindedir. Constanze’nin hastalıkları ve bitip tükenmeyen istekleri için para yetiştirmelidir. Constanze iyi bir ev kadını olmadığı için, Mozart yaşamı boyunca sıkıntı çekmiştir. Prag’da sahnelenen Figaro’nun Düğünü büyük başarı kazanır. Ardından 1787 yılında yine bu kentte sahnelenen Don Giovanni ile başarısını pekiştirir. Soylular ve saray çevresi Dittersdorf’ ya da Wanhal gibi, daha hafif ve anlaşılır müzik bestelemesini isterler. 24

22 -E. Chornaya, (1964),Mozart S.Ni s.144

23 -Maria Publig, (2004), Mozart Dehanın Gölgesinde, Ada Yayınları s.148

24 – Evin İlyasoğlu,(2003), Zaman İçinde Müzik,Yapı Kredi Yayınları,s.64

Mozart’ın müziğinde fazla devrimci düşünceler olduğundan yakınırlar. 1784’te mason locasına üye olur ve Locadan bir arkadaşı, Michael Puchberg onun bütün borçlarını öder. Don Giova’ni operasından Sonra Mozart’ın iyimser yönü yitmiştir. 1788’de yazdığı son üç senfoninin notalarını çoğaltamadığından seslendirme olanağı bulamaz. 25

1789′ da Dresden’ e bir gezi yapar. Aziz Thomas Kilisesi’nde Bach’ın orgunda çalar. Mozart Cosi Jan tutte Neşeli ve gülünçlü bir operanın onca umutsuz ve yoksul koşullar altında bestelemesi güç bir mucizedir. Aynı zor günlerde, yedi hafta içinde son üç senfonisini (Mi Bemol Majör, Sol Minör ve JÜpiter) ve bir dizi kuvartetini besteler. Mozart 1791 yılında mason dostu Schikaneder’le beraber Sihirli Flüt operasını yazmaya başlarlar.  Temmuz  ayında  bu  çalışma  garip  bir  habercinin,  bir  ölüm  duası  siparişi

vermesiyle kesintiye uğrar. Mozart’ın sağlığı gittikçe bozulmuştur, bu Requiem’i kendi ölümü için bestelercesine bir duyguya kapılarak kabul eder. 26

1791 yılında Sihirli Flüt operasını tamamlamış ve bu yapıt Eylül 1791’de Viyana’da sahnelenmiştir. Prag Operası için bestelediği La Clemenza Di Trio (Titus’un Şefkati) adlı ciddi operası da yine bu ayların verimidir. Mozart’a bir opera siparişi verilir. Metastasio’nun çok kullanılmış bir metni olan La Clemenza di Tito’yu bestelemesi öngörülmüş ve Mozart’ a yalnız iki hafta süre tanınmıştır. Mozart, iyice güçsüzleşen bünyesi Reqıiem’i ölüm döşeğinde yazmaya zorlar. Öğrencisi ve dostu Süssmayer’a, Lacrimosa’nın sonuna dek dikte ettirir, geri kalanı taslak halinde bırakarak

5 Aralık günü ölür. Söylentilerdeki gibi kasten zehirlenmemiş, böbreklerindeki bir rahatsızlık nedeniyle ölmüştür.”Cenaze törenine eşi ve çoçuklarının yanı sıra öğrencisi olan ünlü besteci Sussmayer, İtalyan besteci Salieri, sanatçı Rosser katılmıştır.” 27

Klisede yapılan sade bir törenden sonra götürüldüğü Aziz Marco mezarlığında, kimsiz ve sahipsiz insanların gömüldüğü toplu mezarın başında birkaç mezarcının dışında kimse bulunmamıştır.

25 – Evin İlyasoğlu,(2003) Zaman İçinde Müzik,Yapı Kredi Yayınları,s.63

26 – http://tr.wikipedia.org/wiki/Wolfgang_Amadeus_Mozart (Kasım 2007)

27 – E. Chornaya, (1964),Mozart s.Ni s.14

”Törenden sonra sanatçı Rosser Salieri’ye dönerek -Mozart’a çok yazık , bütün müzik için ne kadar büyük bir kayıp demiştir. Bu sözün devamında da Salieri -Ne acı tabi ki böyle yüce bir dahinin gitmesi.ama bizim için onun ölmesi iyi oldu.Eğer yaşamış olsaydı dünyadaki  hiç  kimse  bizim  eserlerimiz  için  bir  parça  ekmek  bile

vermezdi”28

3.3.3.     Wolfgang Amadeus Mozart’ın Müziği

Wolfgang Amadeus Mozart, müziğinde Aydınlanma felsefesinin müzikteki yansımasını geliştirerek klasisizmi temellendirmiştir. Her sanatçıda az yada çok romantikleşme görülse de Mozart romantik teriminin sakınarak uygulanması gereken pek az sanatçıdan biridir. Pek çok bestecinin ürünlerini, yaşamı içinde zaman dizinsel dönemlere ayırarak inceleriz. Gençlik, orta yaş ve olgunluk dönemleri gibi, nice bestecinin 35 yaşına dek geçen zamanına ancak gençlik dönemi diyebiliriz. 35 yaşında ölen Mozart’ı belki de hep genç kabul etmemiz gerekecektir. Son üç yılı için daha bir derinleşen felsefesinden, yer yer daha fazla kendini gösteren melankolik renklerinden söz edilebilir. Mozart her koşulda aynı nitelikte eser üretmiştir. Mozart’ ın melankolisi, karamsarlığı ne Çaykovski’ye benzer,  ne Chopin’e ne de Beethoven’a. On dört yaş  ürünü bir senfoni ile ölüm döşeğindeki Requiem’i, benzer yalınlıkla derin düşünceyi bir arada taşır. Bu besteci bir delikanlı kadar genç, bir yaşlı kadar bilgedir. Mozart’ı Viyana Klasiklerinin öteki iki bestecisi Haydn ve Beethoven’den ayırmak için Schopenhauer’in şu saptamasını unutmamak gerekir. “Ezgiler doğrudan kalbe gider. Akılla ilgileri  yoktur. Ezgiyle bu tür bir işlevin verilmemesi onu resim sanatıyla birleştirmeye benzer ve bu da onu yanlış kullanmak demektir. Haydn ve Beethoven, zaman zaman bu yanılgıya düşmüşlerdir. Ama Mozart’ın ezgiyi kullanma işlevinde bu tür yanılgıları hiç olmamıştır” Çağdaşları Mozart’ı, doğayı betimlemediği, yaklaşmakta olan Romantik akımın doğaya övgüsüne kapı açmadığı için de eleştirirler. Oysa Mozart,  kuş sesi,  deniz uğultusu, fırtına izlenimi duyurmasa da insan doğasını yansıtmıştır müziğine. 1915’ten sonra ruhbilimsel araştırmalar geliştikçe Mozart’ın müziğindeki insan doğası, daha iyi görülür olmuştur. Mozart’ın yapıtlarında üstün körü doldurmalara rastlanmaz.

28 –F.Farga,(1937) Salieri und Mozart Musik Geschichtlicher, İ.G, Gota s.246

Her anlatım altın cümle değildir. Çünkü o zaman altın cümlenin anlamı kalmaz Mozart bu kısımları ruh durumlarının değişimiyle çözümlemiştir. Schopenhauer, doldurmalara yer vermeyen üç erişilmez yapıt sayar:” Shakespeare’in Hamlet’i, Goethe’nin Faust’u  ve Mozart’ın Don Juan operası” Mozart, Klasik kalıbın öz ve biçim dengesini özenle korur. Senfonileri, bestecinin tüm yaşamı boyunca yarattığı başyapıtlardır. Gençlik yapıtlarında İtalyan etkisi görülür. Yaşamının son on yılında bestelediği senfoniler, bölümlerin özgürlüğü, melodik buluşçuluktaki gelişimi, ayrıntıların özenle işlenmesini orkestrada üflemeli çalgıların önem kazanmasını ve yapıtın tüm bölümlerindeki canlı,

dinamik bir orkestral deyişi sergiler.29

İtalyan şan geleneğindeki güzel şarkı söyleme (bel canta) anlayışını Fransız Rokoko akımının zarif, güleç ve süslü anlatımını; Alman edebiyatından esinli Fırtına ve Gerilim akımının içedönük karamsarlığını, Mannheim Orkestrası’nın dengeli çalgı birleşimini Bach ve Handel’in Barok birikimi ile birleştirmiş ve bütün bunların üstüne, kendi dehasını eklemiştir. Opera dünyasına yeni kapılar açar. Mozart, Haydn’ın olgun dönem müziğine, Beethoven’a, Schubert’e, Mendelssohn’ a Brahms’ a ve günümüze dek pek çok besteciye ışık tutmuştur.

Mozart’ın yapıtları zamandizinine ve temalarına göre bir Avusturyalı bilim adamı ve Mozart hayranı olan Ludwig von Köchel (1800–77) tarafından derlenmiştir. Örneğin, son yapıtı Requiem’ deki Köchel sayısı K.626 olarak gösterilir. Klasik dönemde Türk adını müzikte en çok duyuran besteci Mozart’tır. Sonat, konçerto, opera ve balelerinde Türk vurma çalgılarını ya da renklerini kullanmıştır. Mozart’ın Türk ve Yakındoğu müziğine ilgi duymasının başlıca nedeni yakın arkadaşı Angelo Soliman’ın etkisinde kalmış, ya da kendinden önceki Gluck ve Handel gibi bestecileri dinlemiş

olmasıdır.30

Mozart’ın operaları eserleri arasında büyük önem teşkil eder. Mozart ilk operasını on iki yaşında yazmıştır. Bastien und Bastienne Almanca olduğu halde bir Fransız metnine dayanır. Mozart’ın operaları, İtalyan ve Alman operaları olarak iki gruba ayrılır. Sihirli Flüt ve Saraydan Kız Kaçırma onun Alman operalarıdır. Bu yapıtlarda reçitatif yerine müziksiz konuşmalar kullanır. Figaronun Düğünü (1786) için, tarih boyu yazılmış en gülünç ve akıcı opera olduğu söylenir. Dört bölümlük buffa (hafif, soytarı işi) operada zeki bir metin üstüne köpük gibi zarif bir müzik yerleşir. Don

29 – Evin  İlyasoğlu,(2003) Zaman İçinde Müzik,Yapı Kredi Yayınları,s65

30 – http://tr.wikipedia.org/wiki/Wolfgang_Amadeus_Mozart (Kasım 2007)

Giovanni (1787), Prag’ da Mozart için yazılmış bir tiyatro yapıtıdır. Drama giocoso olarak bilinen bir çeşit gülünçlü operanın ciddi karakterlerde sunulmasıdır. Sonunda yaşayan   karakterlerin   sahne    önüne                                                     gelip     dinleyiciye               kıssadan    hisse    vermeleri ortaçağdaki ahlak oyunları’nı andırır. Solistlerin ciddi tavrının ardında akan güleç müzik iki ortamı birleştirir. Cosi Jan tutte (1790), Figaro’nun Düğünü ve Don Giovanni gibi, şair Lorenzo da Ponte’nin işbirliği ile gerçekleşir. Sihirli Flüt (1792) bir İngiliz pandomimi  havasındadır.  Sahnede  iyi  ve  kötü  kişileştirilmesi  yine  ahlak piyeslerini

anımsatır. Sıradan insanın üstündeki doğaüstü güçlerin etkinliği sergilenir.31

“Mozart’ın müziği, Haydn’ın ki gibi, klasik müziğin ilk örneklerindendir. Çalışmaları, o dönemin tarzını değiştirmiş ve barok tarzı ile de karışımını sağlamıştır. Mozart’ın kendine ait tarzı klasik müziğin tamamının gelişimine paraleldir. Çok yönlü bir bestekârdı ve hemen hemen her türde müzik yazdı. Bunların arasında senfoni, opera, solo konçerto, oda orkestrası, yaylı kuvartet ve yaylı kıvintet, ve piyano sonataları da vardı. Bu türlerin hiçbiri yeni değildi, ama piyano konçertosu Mozart’ın tek başına geliştirdiği ve popüler ettiği bir türdü. Ayrıca önemli sayıda dini müzik de yayımladı, bunların arasında ayin müzikleri de vardı ve birçok dans müziği de besteledi.

Mozart ilk yıllarından beri müthiş bir kulağa sahipti. Duyduğu her müziği hafızasına bir daha çıkmayacak üzere yazabiliyordu. Gezilerinin de oldukça fazla olmasından dolayı, nadir bir tecrübe koleksiyonu edindi. Londra’da bir çocuk olarak J.C. Bach  ile  karşılaştı ve müziğini dinledi. Paris, Mannheim, ve Viyana’da da buradaki bestekarlarla karşılaştı. Muhteşem Mannheim orkestrasıyla beraber çalıştı. İtalyan açılışlarını ve opera buffalarıyla karşılaştı. Bunların hepsi, gelişiminde önemli bir rol oynadı. Londra’da ve İtalya’da galant tarzı o dönemde oldukça popülerdi. Basit, hafif müzik, sesin yavaşlamasına bir tutku, vurgulara önem veren, hâkim ve ana notanın üstündeki dördüncü ve altındaki notayı çıkartarak, simetrik cümlelerle ve açık bir mimari sundu. Bu tarzın etrafında gelişen klasik

31 – Evin  İlyasoğlu,(2003) Zaman İçinde Müzik,Yapı Kredi Yayınları,s69

müzik, Barok’un komplike tarzına bir tepkiydi. Mozart’ın ilk çalışmaları, İtalyan açılışlarıydı. 3 hareket birbiriyle buluşurdu. Diğerleri J.C. Bach’ın eserlerine oldukça benzerdi ve başkaları da Viyana’daki eserlerin değişik bir şekilde vurgulanmasıydı. Mozart’ın en tanınan özelliklerinden biri de; belli bir düzenin uyumuydu ve sesin yavaşlamasına ana nota etrafında yöneliyordu. Ama Mozart, bunu değiştirerek, uyumu ses yavaşlamasının daha güçlü yarıya geçmesini sağlamıştı. Mozart’ın Phrygian anlayışı da bunu gösterir.

Mozart olgunlaştıkça, Barok müziğinden birtakım yeni özellikler daha adapte etmiştir. Örnek olarak; 29. Senfoni’nin La  Majör (K. 201) ‘ünde kontrpuana ait iki veya daha çok sayıda melodinin bir arada çalınmasından meydana gelmiş tema kullanıyordu ilk hareketinde ve düzensiz ifade uzunluklarını denemiştir. 1773’deki bazı kuartetleri fugal finalleri vardır ve büyük ihtimal Haydn’dan esinlenmiştir. O da bunu opus 20 setinde kullanmıştır. Fırtına ve stresin Alman literatüründeki etkisi, Romantizme doğru yönelirken; müzik de de bestekârları da etkilemiştir.Mozart’ın çalışma hayatında odağı enstrümantal müzikten operalar gitmiş gelmiştir. Avrupa’da o anda bulunan iki tarzda da operalar yazmıştır. Figaro’nun Düğünü, Don Giovanni, ya da Cosi fan tutte (Bütün kadınlar böyle yapar) opera buffa tarzında iken; Idomeneo, Singspiel ve Sihirli Flüt de opera seria tarzındadır. Daha sonraki operalarında da, enstrümanların, orkestranın, ton renginin psikolojik ve duygusal hisleri ve dramatik geçişleri ifade edebilmek için yeni yöntemler geliştirmiştir. Senfonilerinde çözülemeyecek seviyede komplike bir şekilde orkestrasını kullanması, orkestranın  psikolojik  etkilerini  geliştirmiş  ve  daha  sonrada  opera

olmayan eserlerinde de görülmüştür.32

“Wolfgang Amadeus Mozart’ın müziği hayat dolu, nazik, coşkulu dinleyicilerini hafifliği, optimizimi ve zerafeti ile büyülemekteydi. Onun müziği dinlendiği zaman kalpleri fetheden mutluluk hislerini doğurmaktadır. Mozart’ın realistik ve demokratik yaratıcılığı   Fransız   ihtilalinin   başlamasının   sebebi   olan   fikirleri

32 – http://tr.wikipedia.org/wiki/Wolfgang_Amadeus_Mozart

desteklemektedir. Bu fikirler insanlığın inancını ve geleceğini biçimlendirmiştir. Onun bu felsefik düşüncelerinden etkilenen Avusturya, Alman, Çek, İtalyan, Fransız bestecileri de bundan sonraki müzikal yaratıcılıklarında onun ifade biçimini kendilerine örnek almışlardır.”33

“California Üniversitesi’nin, Irvine’deki öğrenme ve hafıza Nörobiyoloji Merkezi bilim adamlarının yaptıkları bir araştırma, bazı müziklerle IQ arasında bir ilişki olduğunu açıkça ortaya  koymuştur.Bu araştırmada otuzaltı üniversite öğrencisi, önce I.Q. testinin sağ beyin yeteneklerini ölçen sorularıyla test edilmiştir. Testten sonra öğrencilere Mozart’ın “Re Majör, K 448 iki Piyanoluk Sonat’ı 10 dakika boyunca dinlettirilmiştir. Daha sonra öğrenciler tekrar test edildiklerinde, I.Q. skorlarının önceki değerlere göre 8 veya 9 puan daha yükselmiş olduğu gözlenmiştir.

Fransız Tip ve Bilim Akademileri üyesi Dr. Alfred Tomatis’e göre beynin elektriksel olarak şarj  olmasında kulaklar anahtar bir rol oynamaktadır.   Tomatis’e  göre, beyin hücrelerindeki elektriksel enerjinin azalması konsantrasyonun   bozulmasına   ve yorgunluğa   sebep olmaktadır.  Bu durumda  beynin  de,  piller  gibi  şarj  edilmesi  gerekiyor.  Tomatis beyin hücrelerinin enerjiyle şarj edilmesi yollarından biri olarak, 5000 ile 8000 Hz. arasında yüksek frekanslar ihtiva eden müziklerin dinlenmesini keşfetmiştir. Yıllar süren analizlerden sonra Tomatis, bu frekans aralığındaki seslerin Mozart’ın müziklerinde çok sayıda mevcut olduğunu tespit etmiştir. Tomatis’e göre, kulak salyangozunu dolduran, “corti” hücrelerinin titreşmesi jeneratör vasıtası görerek beynin yeniden sarj edilmesini sağlamaktadır.  Tomatis de ayrıca beynin şarj edilmesi için etkili olan diğer bir yakın müzik çeşidi olarak “largo barok (baroque) müzik” parçalarına dikkat çekmiştir”.

33 – http://www.beethovenlives.net/index.asp?ID=223

34 – http://www.beethovenlives.net/index.asp?ID=223

3.3.4 .Ünlü İsimlerin Mozart Hakkında Düşündükleri

  • Haydn

“Benden bir Opera Buffa’yı istediğinizi öğrenmiş bulunmaktayım. Şuan için bestelemiş olduğum şarkılardan birini isterseniz, memnuniyetle sunayım. Ama Prag Operası’nda oynamak için bir yapıtı istiyorsanız, size hizmetim maalesef gerçekleşemeyecektir. Çünkü bütün operalarım buradaki yöresel ses yeteneklerime göre bestelenmiştir. Oradaki tiyatronuz için bestelenecek bir opera ödevinin riskini göze alamam hele Prag’ta yaşayan Mozart gibi büyük bir bestecimiz varken. Onu tüm müzik severlere öneririm. Büyük yapıtlarındaki o kimsenim erişemeyeceği derinliği, üstün müzik anlayışını ve duyarlılığını bütün müzik severler, benim anladığım kadar anlasalar ve duysalar, sanırım tüm dünyanın ülkeleri, Mozart’ın yapıtlarını sahneye koyabilmek için yarışırlardı.

Prag, bu çaptaki bir sanatçıyı sıkıca sarılmalı ve onu  ödüllendirmelidir. Ödüllendirilmeyen sanatçı küser. Kendisinden sonraki nesillere kalacak olan yapıtlarına, verebileceği cesaret ve çalışma neşesi kısıtlanır. Umut veren tüm yaratıcıların ruhlarındaki büyük üzünçlerin nedeni budur.Bu eşsiz Mozart’ın hala saraylardan birine atanmamış olması utanç vericidir. Bu da beni öfkelendirmektedir. Ölçüyü kaçırdımsa bağışlayın ama bu genç adamın cidden çok seviyorum”.35

3.3.4.2.  Goethe

“Müzik yeteneği kendisini çok erken gösterilen bir çağrıdır. Çünkü doğuştan vardır. İçseldir. Dıştan gelen besiye, yaşamdan alınan deneyimlere pek fazla gereksinimi yoktur. Bununla beraber Mozart’ın kişiliği açıklanamayacak bir mucizedir.

35 –Leyla Pamir, (1989), Müzikte Geniş Soluklar, Ada Yayınları, s.33

İlahi güçler, her yerde harikalar yaratmaya nereden, nasıl olanak bulsunlar, bizi şaşkınlığa uğratan düşündüren, akıl erdiremediğimiz ve nereden geldiklerini hiç bilmediğimiz bu güçlerin bu üstün kişiliklerde deneyimlerini ara sıra göstermeleridir”36

3.3.4.3.  Beethoven

“Yaşamım boyunca, kendimi Mozart’ın büyük hayranları arasında gördüm ve son nefesime kadarda böyle kalacağım”37

3.3.4.4.  Wagner

“İşte görüyoruz ki, İtalyan Operası’nı mükemmelliğe vardıran ve soyluluğu katarak, onu evrenselliğe kavuşturan da yine bir Alman’dır Bu Alman, Büyük dahi Mozart’tır Bu kendine özgü Alman’ın yetiştirilişinde ve eğitiminde, Alman tarihinin ve sanatının tüm özelliklerini görebiliriz. Babası müzisyen olan Mozart, köklü bir bir müzik eğitimi gördü. Herhalde Babasının amacı, ekmeğini müzikle kazanabilecek namuslu bir sanatçıyı yetiştirmekti. Bundan ötürü Mozart, müzikle ilgili bilgileri, küçük yaştan edinmek zorunda kaldı. Bir ustaya gerekli olan bütün araç ve gereçler. Kendisine üst düzeyde verilmişti”38

3.3.6. Konçerto

İtalyanca sözlük anlamında, karşıtlık, zıtlık taşıyan bir sözcüktür. Tek çalgının çalgı topluluğuna karşı durması, ondan ayrılıp kendi ses rengini duyurması ve yine toplulukla birleşmesidir. 16.Yüzyılda çalgı eşliği olmaksızın söylenen koro müziği için kullanılan konçerto terimi ayrılışı ifade ediyordu.17. Yüzyılın sonlarında özellikle zamanın ünlü kemancı-besteci ekolünün üyeleri tarafından, küçük bir solo grubun, büyük bir orkestra grubu ile değişimi olarak, icra ettiği eserler için kullanılmıştır. Bu eserler Konçerto Grosso olarak adlandırılır. Sonatta olduğu gibi konçerto da  Vivaldi’den başlayarak çabuk-ağır-çabuk diziliştedir. Çok kez üç bölümden oluşur. Mozart’tan başlayarak birinci bölüm Klasik Çağ sonat allegro su kuruluşunda biçimlendirilmiştir.

İkinci bölüm şarkı (lied) formunda, üçüncü bölüm ise genellikle rondo formundadır. 17. yüzyılda konçerto stili dönemin sonatı sayılmaktaydı. İki tür sonat olduğu gibi iki tür konçertoda bulunmaktaydı Concerto da chiesa ve Concerto da Camera. Bach’tan sonra gerçek anlamıyla sonat ve senfoniler doğunca, konçerto gelişme göstermiştir. İleriki zamanlarda sonat ve senfoni dört bölümden  oluşturulmuştur. Senfoni ve sonatlar dört bölüm olarak bestelenirken konçerto üç bölümlük formda kalmıştır. 19 yüzyıldan sonra bestelenen konçertolar dört bölümüdür. Konçerto teriminin müzik yaşamında ilk kullanılması 1519 yılına rastlar ve birlikte çalma veya birlikte çalan çalgılar grubu anlamındadır. O günden bugüne konçertonun; ses konçertosu,  konçerto grosso ve solo konçerto gibi çeşitli örnekleri olmuştur.51

Concerto Grosso salt çalgılar içindir ve Barok Çağ’ın en önemli konçerto türü sayılır. Concertino yahut principale denen küçük grubun; concerto grosso, concerto,  tutti ya da ripieni denen büyük grup ile karşılıklı ve birlikte müzik yapması ilkesine dayanır. Bu türü ilk kez Alman Schmelzer’de 1674’de görüyoruz. Fakat türe ilk önem kazandıranlar İtalyanlardır. Hatta Corelli’dir. Bach, altı Brandenburg Konçertoları ile bu türe güzel örnekler vermiştir. Bu tür daha sonra yerini konçertomsu senfoniye bırakmıştır.(Ör. Mozart’ın K.V 364 Mib keman-viyola ve orkestra için eseri)52

Solo Konçerto ilk olarak 18.yüzyılda G.Torelli’yle (1650–1708) ortaya çıkmıştır. Concerto grossosan ayıran özellik orkestranın karşısında solo çalgının olmasıdır. Vivaldi ve Hendel bu türü geliştrmişler, Bach ilk klavyeli konçertoları

51 – Evin İlyasoğlu,(2003) Zaman İçinde Müzik,Yapı Kredi Yayınları,s69

52 – http://tr.wikipedia.org/wiki/Kon%C3%A7erto

yazmıştır. Solo konçerto ilk başlarda tek temalıyken, giderek iki temalılığını almış; özellikle Bach’ın oğulları konçertonun birinci bölümünde ikinci bir tema kullanarak Mozart’a öncülük etmiştir. Vivaldi’nin konçerto tarihinde eşsiz bir yeri vardır. Keman konçertolarının asıl babası sayılır. 500 dolayında konçertoların çoğu keman ile orkestra 40’a yakın fagot ve 30 kadarı flüt ve orkestra içindir. Mozart solo yapan müzikçiye sanatını gösterme fırsatı veren ve teknik zorlukları aşma konusunda olanaklar tanıyan önemli bir özellik olarak kadansı, konçertoya dâhil etmiştir.

Burada, orkestranın solocuya saygılı bir tarzda susuşu, bütün dikkatleri solo yapan icracıya çekmekteydi, klasiklerin konçertolarında çok kez bölüm sonlarında önce orkestra, dominant altı-dört (6/4) akoruna geldiğinde, solist tek başına doğaçlama bir kadans çalar. Bu kadans  içeriği ile bütün bölümlerin virtüözce bir yorumu ve özgür bir özeti anlamındadır. Genellikle kadanstan sonra esas tema bir kez daha işitilir. Eski konçertolardaki solo çalgıların doğaçtan çalmalarına karşın, daha sonraları kadanslar, bestecilerin kendileri

tarafından ya da başka bestecilerce yazılmaktadır.53

3.3.6.1.Konçerto Formu

Barok dönemdeki konçerto formu gibi üç bölümden oluşmaktadır. Klasik sonat formu üzerine kurulmuştur.

Birinci Bölüm: Sonat formu Kendi içinde üçe ayrılmaktadır.

SERGİ: İlk olarak ana konu ortaya konulur. Orkestranın ana temayı duyurması ile (tutti) başlar, esas tonda sona erer.

GELİŞME: Sergideki malzemelerin kullanılmasıyla oluşan Gelişme (development) yapısıdır. Solo enstrüman parlak bir girişle başlar. Bunu solo çalgı  ile  orkestranın birinci ve ikinci temayı karşılıklı işlemesi takip  eder.

YENİDEN SERGİ:Serginin tekrarlanmasından ibarettir  Yeniden  Sergi  (reekspozisyon) olarak adlanır. Sunuş kısa bir tutti ile biter. Çeşitli tonlara modülasyonları kapsayan bir gelişme bölümü esas tonda sona erer. Yeniden sunma bir

53 – http://tr.wikipedia.org/wiki/Kon%C3%A7erto

tutti ile başlar ancak birinci kesite göre daha kısadır. Solo çalgı tek  başına  kadans  çalar. Kadanslar, ya besteci tarafından ya da bir başkası tarafından yazılır.

İkinci Bölüm: Lied   (şarkı) formudur. a-b formundadır.

Üçüncü Bölüm: Rondo Esas temanın çeşitli epizotlarla en az 2-3 kere tekrarı A-B-A-C-A formundadır.

3.3.7.Re Majör Flüt Konçertosu`nun Form ve Analizi

Mozart’ın Re majör Flüt Konçertosu’nu aslında obua için do majör tonda yazdığı, el yazması nota bulunduğunda anlaşılmış ve eser obua konçertosu olarak 1949’da BBC Orkestrası tarafından seslendirilmiştir. Daha sonraki araştırmalarda, eserin 1777’de Salzburg piskoposluğu orkestrası’nın İtalyan obuacısı Ferlendis için bestelendiği tahmin edilmektedir. Tarihsel kayıtlarda şu şekilde geçmektedir. Giuseppe Ferlendis 1 Nisan 1777 ile 31 Temmuz 1778 tarihleri arasında Salzburg Orkestrası’nın üyesidir. Konçertonun, 1 Nisan ve Mozart’ın Mannheim’a gittigi gün olan 22 Eylül  1777 tarihleri arasında Ferlendis için yazılmıs olması muhtemeldir. Mozart’ın babası 15 Ekim 1777 tarihli mektubunda konçertodan ilk defa bahsetmistir. 3 Aralık 1777’de Mozart Mannheim’dan babasına yazmıs oldugu mektubunda, konçertoyu hayranlık duydugu obuacı Friedrick Ramm’e hediye ettigini yazmıstır.

Mannheim’da asıl mesleği doktorluk olan varlıklı amatör bir flütçü De Jean Mozart’a 200 gulden karşılığında flüt için üç konçerto yazmasını ister. Maddi sıkıntı içinde olan ve işkence haline gelen piyano derslerinden kurtulmak için eserlerin çalışmalarına başlamıştır. İleride evleneceği Constanze’in kardeşi olan şarkıcı Aloisia Weber’le konser turnesine çıkması Mozart’ın aldığı siparişleri  yetiştirememesine neden olmuştur. Yanlız iki konçertıyu yetiştiren Mozart 200 gulden yerine 96 gulden alabilmiştir. Bu hayal kırıklığını babasına yazdığı şu mektubla dile getirmektedir.

”(Hollandalı) yarın Paris’e gidiyor ve ben bu süre içinde iki konçerto üç kuartet bitirdim o da bana 96 gulden verdi (200 gulden olan paranın yarısından az ) Neyazıkki bu arada tek bir rahat saat geçiremediğim bu siparişleri bitirememem şaşırtıcı değil. Yanlızca geceleri beste yapabiliyorum, dolayısıyla erken kalkamıyorum. Ayrıca kişi daima çalışma isteği içinde olamaz. Elbette ki bütün gün bir şeyler karalayabilirdim,      ama      baş      sayfadaki      ismimden   utanmayı

istemiyorum”

Daha önce re majör ve do majör olarak iki ayrı tonda partisyon görmüştür.Bu konçertolar Flüt için K.V. 314 obua içinse K. 285 d numaralarını taşımaktadır.”Mozart konçertoyu flüt’e tranpoze ederken, enstrümanı mümkün olduğunca iyi adapte etmek için birçok küçük ama önemli değişiklik yapmıştır.1. Bölümdeki 188 ölçünün %17  değiştirerek bu bölüme özel bir ilgi göstermiştir.Fakat,Rondo bölümünün 278 ölçüsünün sadace 16’sını değiştirmiştir.  (%  6’dan daha az) ve andante’ de hiçbir değişiklik yapmamıştır.Belkide bu onun eseri yetiştirmede gittikçe artan telaşını göstermektedir.”


Seninde bize katılmanı isteriz. Sende BU FORMU eksiksiz doldurarak bize katılıp, yazarlar kadromuzda kadromuzda yer alabilirsin.

Kültür, Sanat ve Araştırma Bloku.

Döküntü Net
Mozart: 1756’da Dünyaya Fırlatılan Nota

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön