NEOKİNİKLER-3

“Sorular sadece cevabı duymak isteğiyle var olurlar.”

Kaybedenler Kulübü

Üniversite kantininde tuhaf müzikler açmasıyla ünlü tostçu Ali Abi, “80’lerin Klasiği” adlı çalışmasını bangır bangır açtığında saatin yelkovanı ve akrebi sarmaş dolaştı. Öğle tostlarını her ağzının tadını bilen öğrenci gibi Ali abiden yemeye geliyordu Hasan. Sipariş için parfüm yüklü öğrenci sırasına girdi. Sıra kendine gelmişti ki Babür elinde çay ile kantinin iç tarafından Ali abiye seslendi. “Arkadaşa Babür Special yap Ali abi.” dedi ve gülümsedi. Hasan’da eyvallah amaçlı baş salladı ve gülümsedi. Tost hazırdı, Hasan tostu aldı gidiyordu birden arkasını döndü ve “Babür, sen de gel kardeşim istersen.” Dedi. Babür kırmadı, biliyordu çünkü Hasan’ın bir şeyi merak ettiğini, merak etmesi de işine gelirdi zaten.

Hasan: Kardeşim bu arada senin torpil büyükmüş Ali abinin yanında, eyvallah.

Babür: Torpil demeyelim, özeniyor sadece, hatırı büyük bende.

Hasan: Eee sen sabah ne yapıyordun öyle koştura koştura.

Babür: Bizim grup toplantısı için arkadaşlara haber verecektim o yüzden bu kadar acele ettim. Şimdi sen ne grubu diyeceksin galiba?

Hasan: Ne grubu?

Uzun uzadıya anlatmıştı Babür. Soruyu sordurup, cevabını istediği anda sert bir kroşe ile anlatmıştı. Babürün sokakta yaşayanlardan farkı yoktu. Çünkü sokakta yaşıyordu Babür. Yarım eldivenleri, Siyah şapkası, aynı renk, aynı kumaştan yapılmış pantolon-tişört ikilisi ve yıpranmış siyah ceketi Babür’ün Kış Kreasyonuydu. İletişimde dış görüş çok önemlidir demişlerdi. Ama Babür o kadar iyi konuşurdu ki ve daha da iyisi dinlerdi ki iletişimde Babür olmak çok önemlidir insanoğlu için diyordu konuşan herkes. Hasan hipnotize olmuş gibi dinlemiş, anlamış, hissetmişti. Cesareti var mıydı? Daha da doğru soru bunlar olması gerekenler miydi olanlar dünyasında? Teşekkür etti konuşma için, haberleşiriz dedi Babür öğle araları hep kantindeyim dedi.

Hasan kendinden emin adımlarla gidip, karşılınca değişimle afallamıştı. Yurda gitti hemen. Otobüste, caddeden karşı karşıya geçerken, hatta yurt görevlisine kartı gösterirken bile bu konuyu düşünüyordu. Hızla duşa girdi, suyu sonuna kadar açıp suya izin verdi. Belki kafam rahatlar dedi, kendi söküğünü dikmeye çalıştı. Ya sırtında yük vardı, ya da sadece dolmuştu. Ya artık dünya onu boğmuştu, ya da arpası fazla gelmişti. Ya tüm gerçeği bir rüyaydı ya da rutin yaşamdan kaçıp bir uykuya dalma çabasındaydı. Ya böyle sadece uç sorular sorup duracaktı, ya da harekete geçecekti.Tek soru sordu kendine;
Ne kaybederim?”

Devamı gelecek…

(Olaylar ve kişiler hayal ürünüdür.)


Yazarın diğer yazılarına GİT
Seninde bize katılmanı isteriz. Sende BU FORMU eksiksiz doldurarak bize katılıp, yazarlar kadromuzda yer alabilirsin.

Kültür, Sanat ve Araştırma Bloku.

Döküntü Net
NEOKİNİKLER-3

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön