‘Neşeli Ol Hayatını Yaşa’ Mozaiği (Tüm Detaylar)

Neşeli Ol Mozaiğini Bulan Kim? (Hürriyet Röportajı)

Bülent Demir O gün yaşananları da Hürriyet’e şöyle anlattı:

‘ADIM NEDEN YOK BİLMİYORUM’
“Yaz dönemi olduğu için herkes kazıda görevliydi. Bir tek ben müzede olduğumdan müze müdürü gidip bakmamı istedi. Daha sonra bakanlık izni ile kazı çalışmalarına başladık. Mozaik hepimizi heyecanlandırdı. Mozaik ya da eski bir eser, kim bulduysa o arkeoloğa mal edilir. İsmimi neden açıklamadıklarını bilmiyorum. Ama danışman hocam Doç. Hatice Pamir bilimsel makalesinde ismimi açıkladığını söyledi. 2014’te Adana’daki Müze Kurtarma Kazıları Sempozyumu’nda mozaikle ilgili müze müdürümüz Nilüfer Sezgin ile bildiri sunduk. Bu kadar süre neden beklendi onu da bilmiyorum. Devlet memuru olduğum için daha fazla konuşamam.”

Murat Bardakçı Analizi

Mozaik basına gösterildi; hem bu ifade, hem de üzerindeki iskelet sayesinde bir hayli de ses getirdi ama Avrupalı arkeologların kendi aralarındaki akademik yazışmalarda “Mozayikte böyle birşey yazmıyor, yanlış okumuşlar” demeleri üzerine konuyu gündeme getirdim ve tahminler doğru çıktı: Eski Grekçe ile olan ifade tam anlaşılmıyor ise de yazıda öyle “Neş’eli ol, hayatını yaşa” falan denmiyordu, hattâ bazı iddialara göre tarihlendirme bile yanlıştı.

Merak ettiğim bir başka konu daha vardı: Mozayiği kimin bulduğu, yani görüntü bakımından son derece enteresan olan bu eseri ortaya çıkartan, daha doğrusu keşfeden arkeoloğun ismi…

BOTOKSTAN YANLIŞ OKUMAYA!

Her iki meseleyi de gündeme getirdim; önce mozayiğin üzerindeki yazının ya bilgisizlik yahut basının dikkatini çekebilmek, yani reklâm maksadıyla alâkasız bir şekle getirildiği ortaya çıktı. Derken, Ömer Erbil iskeletli mozayiği keşfeden ama Hatay Müzesi’nin ismini her nedense bir türlü vermediği arkeoloğun Millî Eğitim Bakanlığı’nın kadrosunda bulunan ve Hatay’a geçici görevle gönderilen Bülent Demir olduğunu yazdı…

Hatay’da yaşanan bu trajikomik ve bilim dışı hadise, artık bazı tuhaflıkların mutlaka üzerinde durulmasını ve sebeplerinin ortaya çıkartılmasını gerektirir bir vaziyet almıştır!

GRAMER ANALİZİ (Dr. C. Cengiz Çevik (Klasik Filolog)

Öncelikle mozaikte görülen yazıları tespit edelim:

İskeletli birinci karede: εὐφρόσυνος

İkinci karede: τρεχέδιπνος ἄκαιρος

Yunanca ifadeleri bağlamı da göz önünde tutarak çözmeye çalışırsak LSJ‘ye göre ilk karedeki εὐφρόσυνος ilk anlamı “neşeli, mutlu”, ikinci anlamı ise “neşeli, mutlu kılan” olan bir sıfattır. Sözlükte özellikle de  kelimenin “neşeli, mutlu, neşeli, kılan, mutlu kılan” vb. anlamlara sahip olan εὔφρων‘la kökensel ilişkisine dikkat çekilerek “esp. of a banquet” denmiş, yani “özellikle de ziyafetle ilgili olarak”. εὐφρόσυνος bir sıfat olduğu için ziyafet ya da şölende, yani bir şekilde gösterişli bir yemekte “neşeli olan” ya da “neşeli kılan” bir unsuru nitediği düşünülmek zorundadır. Karede bir iskelet görüyoruz, yanında da şarap testisi ve sanırım çörek. Neşeli olan iskelet olabilir, neşeli kılan ise yanındaki yemek nesneleri ya da bizatihi yemeğin kendisi. Tümüyle gramere dayanırsak yapabileceğimiz en makul açıklama budur.

İkinci karede yazan τρεχέδιπνος ἄκαιρος yazısını ilkin telefondan baktığım için küçük ekranda yanlış okumuştum. Daha sonra uyarı üzerine doğru bir okuma yapabildim. İlk kelime τρεχέδειπνος‘un iota’sı (ι) düşmüş halidir, ortografik bir deneyim olarak bu tür “epsilon-iota” çiftseslisindeki iota’nın düşmesi özellikle de geç dönemde sık görülür, ancak klasik dönemde genelde çiftseslilik korunur. LSJ‘de τρεχέδειπνος‘un ilk anlamı “bir ziyafete koşan”dır. Kelimenin bu anlamda kullanıldığı yer olarak Plutarkhos’un Quaestiones Convivales adlı eserinden bir örnek (2.726a) verilmiş, aşağıda sarılı kısımdan örneği görebilirsiniz, ancak bir üstteki dizede de aynı kelime kullanılıyor:

mozaik3
‘Neşeli Ol Hayatını Yaşa’ Mozaiği (Tüm Detaylar)

Plutarkhos’un kelimeyi hangi bağlamda kullandığını ortaya koymak için ilgili bölümden küçük bir çeviri yapayım:

“Benim küçük oğullarım, tiyatrodaki müzikli gösteride oldukça uzun bir süre geçirdikten sonra ziyafete çok geç gelebildi ve Theon’un oğulları da dalga geçerek onlara şu tür sıfatlarla takıldılar: “ziyafeti durduranlar” ve “alacakaranlık yiyicileri”. Oğullarım da kendilerini korumak için, sert cevap verecekler ya, onlara “ziyafete koşanlar” diye seslendi. Ziyafette bulunan daha yaşlı olanlardan biri de dedi ki, “ziyafete koşan” biri ziyafete geç kalan biridir. O geciktiğinde, sahneye girebilmek için yürümez de adeta koşturur.”

Burada “ziyafete koşanlar” ve “ziyafete koşan” diye çevirdiğim kelime, mozaikte olduğu gibi, τρεχέδειπνος‘tur. Bununla birlikte muhtemelen ya İ.S. 17-350 arasında ya da İ.Ö. 5. yüzyılda yaşamış olan Alkiphron ismindeki bir Yunan sofisti de τρεχέδειπνος‘u kişileştirerek onun ağzından bazı kurgusal mektuplar (3. kitapta) yazmıştır. Alkiphron’un resmettiği Τρεχέδειπνος yakınındaki ziyafetleri kaçırmayan parazit bir kişiliktir, yani başlangıçta “ziyafete koşan” τρεχέδειπνος sıfatı Alkiphron’un kaleminde “ziyafetleri kaçırmayan parazit” ismine dönüşmüştür.

Peki, ikinci karedeki ἄκαιρος kelimesinin anlamı nedir? LSJ‘ye göre ilk anlamı “vakitsiz, zamansız, geç kalan”, ikinci anlamı pejoratif olarak bir kişiye dönük “açgözlü, doymaz, sürekli isteyen”, üçüncü anlamı “bir şey yapmaya uygun olmayan”dır. İkinci karede τρεχέδιπνος ἄκαιρος‘u yan yana görüyoruz, dolayısıyla değişeni τρεχέδιπνος olan iki ihtimal beliriyor: (1) τρεχέδιπνος da sıfattır ve iki sıfat yan yana gelip meçhul bir özneyi “vakitsiz, ziyafete koşan” ya da “açgözlü ziyafete koşan” şeklinde niteler. (2) Τρεχέδειπνος Alkiphron’un kişileşmiş figürü gibi bir isimdir, ἄκαιρος sıfatıyla tamlamaya katılır ve son kertede “geç kalan Τρεχέδειπνος” ya da “açgözlü Τρεχέδειπνος” gibi bir anlam verir.

Görüldüğü üzere ἄκαιρος‘un geç kalmayı mı, yoksa açgözlü olmayı mı imlediği şeklinde tali bir sorun da doğmaktadır.Bu sorunun çözümünün ikinci karedeki Güneş saatinde yattığını düşünüyorum, zira karedeki adam saati gösteriyor, dolayısıyla vakti belirlenmiş olan bir ziyafete geç kalmış olmaktan dolayı kaygılandığını düşünebiliriz. Keza Alkiphron’un mektuplarından birinde de benzer şekilde Τρεχέδειπνος (parazit) ziyafet saatini kaçırmış olmaktan kaygılanır, dahası Plutarkhos’tan çevirdiğim parçanın sonunda da, görüleceği üzere, ziyafete koşanın gecikmesine dikkat çekilir. Bu elbette Τρεχέδειπνος‘un “açgözlü” olmadığını göstermeyen literatür dayanağıdır, ancak en azından saatin açgözlülükten ziyade geç kalmayı daha fazla betimlediğini düşünüyorum.

Bununla birlikte yukarıdaki gramer analizine binaen Bardakçı’nın yazısında bahsettiği uzmanların “Acele ile yediğin yemeğin zevkini ölüm ile alırsın” şeklindeki okumasının doğru olmadığını düşünüyorum. Bir kere burada “acele yemek” olgusuna işaret edilmiyor, sadece yukarıda da gösterdiğim gibi muhtemelen “geç kalma”durumu ifade ediliyor. Sık karşılaştığımız mozaikte “Neşeli ol, hayatını yaşa” yazdığı yönündeki varsayıma ise artık hiçbir şey dememe kararı aldım.

Kaynak: https://www.hurriyet.com.tr/gundem/o-mozaigi-mebin-arkeologu-bulmus-40097393
https://jimithekewl.com/2016/04/28/ne-mozaigi-lan/



Seninde bize katılmanı isteriz. Sende BU FORMU eksiksiz doldurarak bize katılıp, yazarlar kadromuzda kadromuzda yer alabilirsin.

Kültür, Sanat ve Araştırma Bloku.

Döküntü Net

dokuntu

Dünyanızdan dökülenler...

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir