NEŞET ERTAŞ: Türk Halk Müziğinde Kırşehirli Bir Usta

“Nerde bir türkü söyleyen görürsen korkma yanına otur. Çünkü kötü insanların türküleri yoktur!”

Neşet ERTAŞ

Sanatın en önemli bileşenlerinden olan müzik, kültürün ayrılmaz bir parça­ sıdır. Kültürel özelliklere göre şekillenen müzik sanatı o toplumun yapısını, yaşayışını, hayata bakış açısını anlatır.  Dolayısıyla  her toplumun  müziği  ulusal bir kimlik taşır. Türk müziği son derece renkli ve zengin bir  yapıya  sahiptir. Müzik kültürümüzün güçlü bir parçası  olan  halk  müziği  tarihin  derinliklerin­ den günümüze gelen doğal bir kaynak  olup  bitmek  tükenmek  bilmeyen  bir kültür hazinesidir. Türk halkının yaşayışını, duygularını, acılarını, sevinçlerinin ifade etmek için ortaya çıkan  halk  müziği  kültürel  değerlerimiz  içinde önemli bir yere sahiptir.

Kırşehir Yöresi  Halk Müziği ve Müzik Yaşanıı

Kırşehir Anadolu kültür ve medeniyetinin merkezi olmuş beldelerimizden biridir. Anadolu kültür ve yaşayışını bünyesinde  barındıran  Kırşehir halk müzi­ ği, Türk halk müziğimiz içinde önemli bir yere sahiptir. Kırşehir halk müziği İç Anadolu  bölgesindeki halk müziğiyle örtüşen bir müzikal yapıya sahiptir.

Kırşehir yöresi halk müziği kültürünün genel özelliklerine baktığımızda uzun hava türündeki bozlaklar ile kırık hava türündeki kaşıklı oyun- halay türküleri­ nin önemli bir yere sahip olduğu görülmektedir. Ayrıca uzun hava-kırık hava karışımı karma havalar da söylenmektedir.

Yörede 2 ve 4 zamanlı usuller yaygınsa da 5 zamanlı Köroğlu havalarına, 3 zamanlı 9 zamanlı, 15 zamanlı ezgilere de rastlanır. En yaygın çalgı olan bağla­ mada  Bozuk,   Bağlama,   Misket  düzeni  yaygındır.  Tek   tek  üstten çiftelemeli

tezene vuruşu önemlidir. Yörede Bozlak, Kerem, Yahyalı Kerem, Garip, Misket ayaklarında  türküler  söylenir.  Kırık  havalarda  ve  uzun  hava  türündeki bozlak-

.larda tiz perdeden başlayarak inici düzen egemendir. 1O. ve 1!.derecelerden başlayarak perde perde karara doğru inmek, karar perdesinde konuşur gibi söy­ lemek yörenin özelliklerindendir (Yurt Ans. : 4964; Aktaran: Turhan vd. 2007: 34).

Kırşehir yöresi halk müziği ve oyunlarını yaşatan besleyen geleneksel kültür olaylan arasında eskiden düzenlenen müzikli ve oyunlu eğlence olan muhabbet önemli bir yere sahiptir. Muhabbet ve düğünler halk ezgilerinin ve halk oyunla­ rının günümüze kadar yaşamasında en etkili  kültürel  olaylar  olmuştur  (Yönet­ ken,  2006: 44).

Kırşehir yöresi halk müziği ile ilgili çalışmalarda Kırşehir yöresi türkülerinin, bozlaklannın güzelliği, zenginliği vurgulanmış; Türk halk müziği kültürümüz içindeki önemine dikkat çekilmiştir. Halk müziği uzmanı Mahmut Ragıp Ga­ zimihal, Türk Halk Oyunları adlı ansiklopedik  çalışmasında  şehrin  müzik  ve oyun zenginliği ile ilgili bilgi vermiştir  (Gazimihal,  1991,  1997; Aktaran:  Tur­ han  vd.  2007: 24).

Milli folklor Enstitüsü kurucusu, Dr. Mehmet  Önder  Kırşehir  Güldestesi  adını taşıyan kitabının Kırşehir Türkülerinden Yana başlıklı yazısında Kırşehir türkülerinin önemine, söz güzelliğine dikkati çekmiştir (Önder, 1976: 54-55; Aktaran:  Turhan  vd.  2007: 24).

Kırşehir halk müziğinin oluşumunda Kırşehirli halk müziği sanatçılarının yanında Abdal müziğinin Kırşehirli ustalarının katkılan bilinmektedir. Düğün­ lerde çalgı çalarak geçimlerini bu yolla temin eden Abdallar halk müziği kültü­ rünün zenginleşmesini sağlamış ve bunu kuşaklar boyu sürdürerek köklü bir halk müziği birikimi oluşturmuşlardır. Kırşehir Abdallarınca yapılan müzikler Orta Anadolu Abdal müziği olarak günümüze kadar gelmiştir. Prof. Dr. Fuat Köprülü ye göre Abdal kelimesinin Türkçede bir anlamı da gö·çebe, gezgin de­ mektir.

Kırşehir Abdalları yüzyılların acılarıyla yoğrulmuş, acılı Türkmen yaşamının öykülerini kopuzlanyla bugünlere taşıyan ve de bakir kalan bir kültür köprüsü­ dür (Yılmaz, 2006: 288).

Abdallar Anadolu müzik kültürünün beslendiği en  önemli  kaynakların  ba­ şında gelmektedir. Bulundukları yörelerde hem  toplumun  sosyal  ihtiyaçlarına cevap vermişler hem de çalıp söyledikleri ezgilerle ve ürettikleri ile müzik kültü­ rüne katkıda bulunmuşlardır. Kırşehir yöresi Abdalları denildiğinde şüphesiz  ilk akla gelenlerden biri Neşet Ertaş’tır. Neşet Ertaş’ın beslendiği, ilk bilgileri öğ­ rendiği babası onun müziksel yaşantısının temeli olmuştur. Bu sebeple öncelikle Muharrem  Ertaş’tan  kısaca söz edilebilir.

Tokel (1999: 70)’ e göre, baba Muharrem Ertaş 1970 yıllarının sonlarına doğru Bir 1V programında okuduğu, sözleri Dadaloğlu’na ait Avşar Bozlağı ile yurt genelinde duyulmuştur. Bu öyle bir okuyuştur ki, o güne kadar saz çalıp söyleyen insanların hiçbirine benzememektedir. Tok ve davul gibi gürleyen, alabildiğine duygulu bir divan sazı eşliğinde, tiz, gür ve parlak, bir o kadar içli ve yanık bir sesin okuduğu 1,5 oktavı aşan ses genişliğini görmekteyiz.

Neşet Ertaş’ın  sanat  yaşamında  babasının  büyük  etkisi olduğu  onun  birikim ve özelliklerinin oğlunun müzikal yönlerine yansıdığı söylenebilir. Tokel, Mu­ harrem ustanın üslup ve tavır sahibi bir sanatçı olduğunu, sazının da  tıpkı  oku­ yuşu gibi kendine has bir tavır ve stilde, taklidi zor bir ustalıkla çaldığını  belirti­ yor. Bu öyle bir ustalıktır ki sanatçıyı farklı, orijinal ve güçlü kılan her teknik ve estetik özellik biriciktir ve kendine hastır. Bunlar teknik ve akademik gayretlerle ulaşılan formel başarılardan çok, sanatçı dehası ile doğmuş ve bu ruh  ile yoğ­ rulmuş insanların spontane başarılarıdır. Bu tür ustaları taklit etmenin zor ve tehlikelidir. Ancak o özü doğru algılayarak, ondan hareketle yeni şeyler ortaya koymak daha akıllıcadır.

Neşet Ertaş’ın da yaptığı  büyük ölçüde  budur. Yani  babasındaki  özü ve ruhu iyi kavrayarak adeta onu içselleştirerek yeni bir teknikle farklı bir estetik ortaya koymuş  bir sanatçıdır  (Tokel,  1999: 91).

Neşet Ertaş’ın Özel Yaşanıı ve Sanat Hayatı

Neşet Ertaş’ın yaşamı ve sanatı iç içedir. Çalıp söylediği türkülerde ve boz­ laklarda yaşadıklarını bulmak ve bu türkülerin ortaya çıkmasını sağlayan duygu yoğunluğu görmek mümkündür. Küçük yaşlarda babasıyla düğünlere  gitmeye başlar. Keman, cümbüş çalar, köçeklik yapar. Burada öğrendiği müziksel kaza­ nımlar  onun  sanat  eğitiminin  temelini oluşturur.

Neşet Ertaş’ın çocukluğunun yoksulluk ve sefalet içinde geçtiğini görüyoruz.

Bu durumu sanatçının şu sözleri de doğrulamaktadır.

“Kış günü korkardık anamız sırtımızdaki elbisemizi yıkayacak diye.  O  yıka­ dığı zaman, elbisemiz kuruyana kadar biz yorganın  altından  çıkamazdık.  Kışın evde sıcak değil ki öyle hemen kurusun da esvabımızı geri giyelim. Bize temiz  giyin diyecekleri ikinci bir elbisemiz yoktu. Anam rahmetlik, parça parça yama yapardı  (Akman,  2006: 17).”

Tokel’e göre (1999: 30) Neşet Ertaş’ın yaşamında üç dönem bulunmaktadır. Bu üç dönemin ilki doğumundan 1950’li yılların sonlarına kadar süren çocuk­ luk ve ilk gençlik yıllarını içine alan dönem, ikinci dönem 1960’tan 1976’ya kadar süren İstanbul ve Ankara’da olmak üzere büyük şehirlerde geçen dönem ve üçüncü dönem ise 1976’da geçirdiği ciddi bir felç rahatsızlığını tedavi ettir­ mek için gittiği ve Almanya’ da geçirdiği günleri içine alan dönemdir.

1957 yılında çıkardığı Neden Garip Garip Ötersin Bülbül plağıyla profesyo­ nel rp.üzik hayatına başlayan sanatçımız Ankara radyosunda da çalışmış günü­ müze kadar birçok güzel esere imza atmıştır  (Özcan 2001:  332).

Çocukluk yıllarında radyolardan Bayram Aracı’nın sazını duyar dinler ve çok beğenir. Babası ve onun talebesi olan Hacı Taşan çöğür düzeni çalarlar. Bayram Aracı ise re perdesinden çalar. Bayr m Aracı’nın çalışı hoşuna giden Neşet Ertaş sazının  perdesini  re perdesine alır (Ozcan, 2001: 106).

Türkülerinde Garip mahlasını kullanan Neşet Ertaş şöyle diyor:

“İlk zamanlar türkülerimin içinde de ben garip kelimesini kullanmazdım  bi­ le. Babama, ben dedim, Böyle böyle şiir yazıyorum, sonuna ne diyeyim? Adımı soyadımı söylemediğime göre… “

“Oğlum bize garipler derler” dedi. Orada kaldı. Bir kelime yetiyordu. Şimdi benim türkülerimin içinde; başında,  ortasında, sonunda  neresinde  olursa olsun bir garip kelimesi geçer (Akman, 2006: 107).

Neşet Ertaş’ın türkülerinde herkese hitap eden güzelliklerin kaynağı babası Muharrem Ertaş’ın sunilikten uzak, yalın üslubunda gizlidir (Tokel, 1999: 67). Neşet Ertaş babasından naklettiği başkalarından derledikleri, kendi tabiri ile “havalandırdıkları” bestelediği türküler ile halk müziği repertuarı içinde nicelik  ve nitelik açısından  farklı ve ağırlıklı bir yere sahiptir  (Tokel, 1999: 22).

Eserleri

Neşet Ertaş’ın eserleri incelendiğinde değişik konuları işlediği görülür. İşle­ diği konuların farklılığına rağmen dikkati çeken bir özellik vardır ki, o da konu­ larının hepsinin özü, teması sevgi olmasıdır. Yazdığı türkülerde temel şekil (ka­ fiye) özellik bağlı kalmadan kendisini en rahat ifade eden şekilleri tercih edip yazmıştır  (Özcan,  2001: 113).

Eserlerinde herkesin anlayacağı dilde, duru, sade bir Türkçe ile türkülerin yazılması gerektiğini Akman’ın (2006: 134)  kendisi ile yaptığı söyleşide sanatçı şu sözleriyle belirtmiştir:

“Söylenen bir söz karşı tarafın anlaması içindir. Herkesin anlayacağı dilden söylenmesi lazımdır ki karşı taraf bir şey anlasın bundan. Onun için ben Aşık Veysel’imize saygı duyarım. Sözleri herkesin anlayacağı dildendir.”

Neşet Ertaş’ın kendi bestelerinin haricinde Kerem’in  Karacaoğlan’ın Pir Sul­ tan  Abdal’ın sözlerinden  alıp kendi  deyimi ile havalandırdıkları da olmuştur.

Havalandırmak sözcüğünü bestelemek, ezgilemek anlamında kullanmıştır. Bu konuyla ilgili olarak şöyle diyor;

“Söz bir laftır. Onu insanlara kabul ettiren havadır. O  da  aşk olursa  içinde. Yani istediği kadar, ne kadar şair olursa olsun, ne olursa olsun, bizi hava etkiler (Akman,  2006: 134).”

Dil, gelenekten ve kök duygudan kopmayan, yabancılaşmaya uzak, herkesin anlayacağı açıklıkta saf ve temiz  bir Türkçe’dir.

Bilge’ye göre Neşet Ertaş’ın repertuarında da bozlaklar önemli bir yer tut­ muştur. Bozlağın ne olduğuna dair çeşitli tanımlar yapılmıştır. Bunların hep­ sinde ortak nokta bozlağın uzun hava olduğudur.

Tokel’e göre Neşet Ertaş babasına göre türkü ustasıdır. Neşet Ertaş özellikle bağlamada ki olağanüstü teknik beceri ve ustalığını büyük ölçüde bozlaklarda sergilediğini, renkten renge giren ve tam  bir  enstrüman  gibi kullandığı  sesinin  en orijinal renk ve tınısını  bozlaklarda sergilediğini görüyoruz.

Neşet Ertaş’ı diğer abdallardan ayıran bir  diğer özellik yöre müzik karakteri­  ne uygun türkü ve bozlak formunda sayısız eserin söz ve müziklerine imza atmış olmasıdır  (Tokel, 1999:118).

Büyük sosyal olayların öyküleri niteliği taşıyan ve sadece uzun hava deyip geçilemeyecek bozlaklar, Kırşehir Abdallarının kopuzlarında yavrusu  ölen deve gibi bozulayıp inlemekte ses orada artık sınırlarını zorlayıp aşmaktadır. Ve işte burada işin can alıcı bir yanı vardır ki; icrasının  zorluğundan neredeyse  yok olmaya yüz tutan bozlak Kırşehir abdallarıyla orijinal klasik kimliğini koruya­ bilmiştir  (Yılmaz, 2006: 293).

İcra, Nüans, Tavır ve Benzer Özellikleri

Kendisinden önceki ve zamanındaki ustaların birikimlerini de özümseyen sanatçı, varolanların üzerine geliştirdiği tezene tekniği ile, yepyeni bir anlayış yaratmıştır. Tezeneyi el ile çalmadaki gibi yoğun  bir şekilde bütün  tellere vura­ rak kullanmanın yanında, az tezene ile çok sayıda ses çıkarma ve melodilerin ayrıştırılmasında önemli örnekler vermiştir. Tezeneyi çok  yönlü kullanıp bir türkü içinde değişik tonlar elde eden Ertaş’tan sonra tezene kavramı Anadolu da daha çok sevilmiştir. Melodiler, teller iyice ayrışmış,  az  tezene  kullanılışı  ile güzel tını ve yumuşak duyuma yönelik bir anlayış gelişmiştir. Artık tezene, abar­ tılı vuruşlarla melodinin önüne geçmek yerine,  ona  eşlik etmekte  ve  melodiye göre gerekmedikçe  atraksiyon  yapmamaktadır  (Parlak, 2000: 76).

Neşet Ertaş’ın çalıp söylerken yaptığı ustaca eşlikler bu duruma örnek göste­ rilebilir.

Neşet Ertaş’ın sazının gövdesi ve sapı normal standartlaştırılmış bağlama öl­ çülerinde değildir.

Neşet Ertaş’ın tanbur gövdeli sazına ilişkin  olarak tanbur  divan  kültürünün en önemli kopuz türevi çalgılardan  biridir. Orta Anadolu illerinde divan kültü­ rü etkisinin görülmesi, aynı etkinin yoğunlukla var olduğu Kütahya, Samsun, Kastamonu gibi illerden geçişin olduğunu  düşünmek  mümkündür.  Bu  illerde saz boylarının tanbura yakın olması, bu geçişte gezgin halk sanatçıları olan ab­ dalların rolünü akla getirmektedir. Neşet Ertaş’ın kullanmakta olduğu sazı ko­ numuz  açısından  düşündürücüdür  (Parlak, 2000: 85).

Üst telin alt veya ortaya göre ünison akortlandığı düzenlerde, başparmağın etkin bir fonksiyonu yok gibidir. Alt tele göre üst tel dörtlü akortlandığında ise, başparmak kullanımı etkindir  (Parlak, 2000: 86).

Neşet Ertaş’ın kullandığı akort düzeninde başparmak kullanımının etkin ol­ duğunu görmekteyiz. Bozuk düzenin yurt genelinde sevilmesinde Neşet Ertaş’ın etkisi büyük olduğunu söyleyebiliriz.

Neşet Ertaş kullandığı akort için Akman’la (2006:  214)  yaptığı  söyleşide “Alt ve orta telleri re, üst teli sol perdesine akort ederek çaldım.” şeklinde belir­ tiyor.

Normal bağlamada perde sayısı 18 -22 arasında değişirken Neşet Ertaş’ın bağlamasında  bu sayının 40’ın  üzerinde olduğu görülmektedir.

Müziğin temel öğelerinden biri olan ritim, Neşet Ertaş için başlı başına bir kendini ifade aracıdır. Kendi sazının göğsünü adeta davul gibi kullanır. Sazın göğsünü bir tür ritim aleti gibi fonksiyonel kılan göğse pençe vurarak çalma  tarzı onunla başlamamış olsa bile bu figürü ve çalma tekniğini, onun kadar fonksiyonel  kılan ve icra ile bütünleştiren olmamıştır  (Tokel, 1999: 129).

Neşet Ertaş’ın ritim duygusu ve müzik kulağı o kadar ileridir ki, eserin karar perdesinde, hem de bazen birkaç ölçü uzunlukta, sesiyle kusursuz karar sesini verirken, altta sazı ile başka nağmeler çalar. Bazen usullü bir türküyü serbest tarzda ve usul dışı okurken; eserin usulünü, bazen sazının karar perdesine, bazen alt yerden sese, bazen de dizinin güçlü, ya da asma karar perdesine basarak sazı ile hiç aksatmadan  verir  (Tokel, 1999: 130,131). Neşet Ertaş’ın daha pratik ve kolay, daha geniş imkanlı ve seri çalmaya uy­ gun olarak nitelendirdiği bu düzeni kendine has teknik ve estetik nüanslarla zenginleştirdiği görülmektedir. Asıl ezgiyi çaldığı alt telin dışında orta ve üst telleri daha fonksiyonel kılan, basit akorlar, arpejler basan; özellikle üst teli sol elin baş parmağı ile devamlı kullanarak çektirme yoluyla birden fazla ses çıkar­ tan bu icra şekli, büyük ölçüde orijinal ve Neşet Ertaş’a has  bir  icra şeklidir Neşet Ertaş’ın bağlama icracılığına katkısı olağanüstü yeteneği ile yoğurduğu değişik perde baskıları, vibrasyonları, çektirme, glissando,  tel kıstırma ve çeşitli

çarpmaların yanı sıra, tamamen kendine has tezene teknikleri ile bütünleşen müthiş bir aceliteye sahiptir  (Tokel,  1999: 135).

Saz icrası olarak Neşet Ertaş kendine has tınısı ve güçlü tekniği ile bağlama icrasında çığır açmış büyük virtüözdür. Çalış dengesi, eser boyunca ezgileri yeni­ lemesi, çalıp söylerken saz ile sesin iç içe geçtiği adeta bir ikinci kişi tarafından çalınıyormuşçasına ustalıkla sergilediği eşlikler, karakteristik icra özelliklerinden bazılarıdır  (Akman 2006: 256).

Neşet Ertaş’ın en önemli özelliklerinden biri de üstün doğaçlama becerisidir. Bir eseri her çaldığında farklı hisseder ve adeta yeniden inşa ederek bir öncekin­ den farklı bir esere dönüştürür. Hatta bu özellik bir eser boyunca da hissedilir. Tekrara düşmeden, sürekli yenileyerek icra, onun görkemli sanatının en önemli yönİerinden biridir (Akman, 2006: 256).

Özbek’e göre sesini kullanmasındaki üslup ve tavrındaki ustalık onu diğerle­ rinden ayırır. Neşet Ertaş’ın yerleşmiş bir üslubu olduğunu seslendirdiği her esere kendi kalıbını kendi mührünü işlemektedir. Neşet Ertaş’ın eğitimli bir sanatçı gibi nüansları çok güzel kullandığını belirten Özbek konuyla ilgili olarak Neşet Ertaş’ın güçlü ifade etmek istediği kelimeler üzerinde durarak güçlü bir şekilde; narin ve üzerinde titremesi gereken çok içli duygular ifade eden kelime­ leri de son derece hassas bir şekilde, yumuşak bir şekilde söyler ve bunu sazına da yansıtır. Bozlağın yüksek perdelerinde kuvvetli tezene sesleri darbeleri görül­ düğü ezginin inici alçak perdelerinde son derece yumuşak, hatta tellerin tezeneyi okşarcasına gezindiği bir tavır, üslup görüldüğünü, bu durumun eğitimle elde edilebilen özelliklerden olduğu belirtmiş, Neşet Ertaş’ın eğitimli bir sanatçı gibi nüansları çok güzel ifade ettiğini belirtmiştir (Tokel, 1999: 233).

Tiz seslerin güçlü yada tizlere tırmanan bir ezgide creshendo nun pes seslere inildiğinde de creshendo nun beraberinde gelmesi buna uygun söylenmesi müzi­ kal yoruma ilişkin genel ilkelerden biridir. Neşet Ertaş’ın bundan habersiz uygu­ laması onun  müzikal  yorumunun  güçlü olduğunu gösterebilir.

Tokel’e göre (1999: 26) Neşet Ertaş tam bir yöre sanatçısı olmasına rağmen yaygın şöhreti ve söylediği türkülerin  popülaritesini ‘He ülke  genelinde  tanınan biri olarak diğerlerinden ayrılır. Yaşamı boyunca belli bir üslup ve seviyeyi mu­ hafaza ederek gündemde kalan ikinci bir sanatçı özellikle  mahalli  sanatçı  bul­ mak kolay değildir.

Yorumundaki özgünlüğe ilişkin olarak Neşet Ertaş’ın bizim sazımızla ve biz­ den bir sesle en etkili bir biçimde söylemenin sırrını bulan bir sanatçıdır (Tokel, 1999: 33). Tokel, Neşet Ertaş’ın özgün olmasını yıllarca değişmeyen muhafaza ettiği doğal yapısından  kaynaklanan  etkisinden bahsetmiştir.

Sesi ve Yorumu

Sesi ve Yorumu ‘ Tokel’in (1999: 136, 137, 138) aktardığına göre, okuduğu eseri her seferin­ 1 1 de bir başka tarzda ve yeniden yorumlama yeteneği Neşet Ertaş’ta en ileri dü­ 1 zeyde olarak karşımıza çıkar. Bartok bunu “Halk musikisinin devamlı değişen ı bu teganni tarzı, büyük sahne sanatkarlarının teganni tarzına benzer. Ezberlen­ miş yeknesaklık yerine değişen ve zengin vasıflar ister.” sözleriyle ifade ediyor.

Bartok’un titiz bir dikkatle tespit ettiği durum, Neşet Ertaş’ta iki şekilde gö­ rülmektedir. Örneğin pek çok saz ve söz ustasında gördüğümüz, eserin makam, seyir ve usulünde değişiklik yapmayıp, nüans ve ayrıntılarda yapılan tabii deği­ şikliklerle eseri bir tür yeniden yorumlama. Neşet Ertaş bunu çok doğal yapar ki, adeta her seferinde yeniden yorumlar. Neşet Ertaş’ı farklı ve orjinal kılan herkesin okuduğu anonim türkülere dahi kendine has bir yorum getirebilme yeteneğidir. Neşet Ertaş’ın okuduğu her türküye yeni bir yorum getirmesi, bilinçli bir çabadan ziyade, türkünün o anda kendisinde uyandırdığı duygu ve düşüncelerin etkisiyle, doğal bir refleks denile­ bilir. İşte Bartok’un ezberlenmiş yeknesaklık yerine değişen zengin vasıflar nite­lemesinin Neşet Ertaş’ta birinci şekli böyledir.

İkinci şekli ise, oldukça zor ve riskli bir yaklaşım: sözü, müziği ve yorumu ile geniş kitlelerin büyük beğenisini kazanmış, eserlerini yeni icrasında adeta yeni bir eser denilecek kadar değişmiş bir şekilde karşımıza çıkması. Asıl zor olan, bu kadar rafine hale gelmiş bu eserlerin müziklerini değiştirmeye cesaret etmek ve bunun üstesinden gelebilmek (Tokel, 1999: 136, 137, 138). Bir ses ustası olarak muhteşem hançeresi, ses tınısı ve tekniği ile okuduğu her eserin ruhuna inen, bir müzik cümlesi boyunca iki, üç farklı ton kullanabilen, müzik cümlesinin zorluğu ne olursa olsun hiçbir şekilde detone ya da sürtonele­ rin görülmediği bir ses virtüözüdür (Akman 2006: 256).

Neşet Ertaş öyle bir tavır ve üslup sahibi sanatçıdır ki, farkında olmadan okuduğu her esere kendi mührünü vurur (Tokel, 1999: 139). Neşet Ertaş türküsünü çalıp söyleyen bir başkasını dinlediğimizde o ruhu­ muzu arındıran, dinleyici olarak bizi içine katan türkü, herhangi bir türkücüde yavanlaşıveriyor (Akman, 2006: 252). Neşet Ertaş içinden geldiği kültürü iyi özümsemiş babasından edindiği mü­ zikal birikimi kendisinin üstün müzikalite becerisi ile birleştirerek sanatına yan­ sıtmayı başarmıştır. Bu anlamda Neşet Ertaş Orta Anadolu Abdal müziğinin farklı bir sesi, bileşkesi olmuştur. Neşet Ertaş’ın sanatının farklılığı da buradan kaynaklanmaktadır.

Neşet Ertaş Türk Halk Müziği kültürümüz içinde ortaya koyduğu eserleri, özgün sanatçı kişiliği ile çok önemli bir yere sahip olup, kültürel bir değerimiz­ dir. Neşet Ertaş sazıyla ve sesiyle adeta halk müziğimizde bir çığır açmıştır. Ne­ şet Ertaş bir değer olarak sahip çıkılmalı korunmalıdır. Büyük Atatürk’ün belirt­ tiği gibi Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür. Çağdaşlığa giden yolda müziğimize sahip çıkarak onu evrensel müzik kurallarına göre işleyip çağdaş müzikler içinde yerini alması için müzik eğitimcileri olarak daha fazla çaba gös­termeliyiz.

Neşet Ertaş’ın kendine özgü bağlama çalışı, tavrı, üslubu, bağlamada kullan­ dığı_ teknikler analiz edilip eğitim boyutuna taşınabilir. Bu anlamda incelenip değerlendirilebilir. Neşet Ertaş’ın saf ve bir o kadar da sanatsal yönden zengin olan eserleri halk müziği kültürümüzün önemli kaynakları arasındadır. Türk müziğinin evrensel boyuta taşınmasında tanıtılmasında Neşet Ertaş’ın yaptığı müziklerin sanatsal ve estetik yönü unutulmamalıdır.

KAYNAKÇA: 1. Uluslararası Ahilik  Kültürü  ve Kırşehir Sempozyumu  Cilt-III

Akman, Haşim. (2006). Gönül Dağında Bir Garip, İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

Özcan, Öner. (2001). Neşet Ertaş Yaşamı ve Bütün Türküleri, İstanbul: Simurg Yayınları 49 Müzik 1.

Parlak, Erol (2000). Türkiye’de El İle (Şelpe) Bağlama Çalma Geleneği ve Çalış Teknikleri, Ankara: T.C. Kültür  Bakanlığı Yayınları.

Tokel, Bayram Bilge (1999). Neşet Ertaş Kitabı, Ankara : Akçağ Basım Yayım Pazarlama A.Ş.

Turhan S. Kara Mehmet, Nail Tan, Abdullah Gündüz (2007). Kırşehir Halk Müziği, Ankara: Cem Veb Ofset Ltd.Şti.

Yılmaz,  Adnan   (2006).   Küçük   Asya’nın   Kır-Şehri,   Kırşehir Belediyesi  Kültür Tarih  Yayınları  Serisi-I.

Yönetken,   Halil   Bedi  (2006).   Derleme  Notları:  Anadolu’da   Geleneksel Müzik

Yaşamı  Üzerine  (1937-1952),  Ankara:  Sun Yayınevi.


Seninde bize katılmanı isteriz. Sende BU FORMU eksiksiz doldurarak bize katılıp, yazarlar kadromuzda kadromuzda yer alabilirsin.

Kültür, Sanat ve Araştırma Bloku.

Döküntü Net
NEŞET ERTAŞ: Türk Halk Müziğinde Kırşehirli Bir Usta

NEŞET ERTAŞ: Türk Halk Müziğinde Kırşehirli Bir Usta” için bir görüş

  1. Geri bildirim: ∵ Biyografi -

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön