Şarkı Hikayeleri – Merdo

Sanatçı: Âşık Mahzuni Şerif

Türkü: Merdo (Fırıldak Adam)

Yıl: 2001

Birinci Hikaye:

Merdo türküsü Aşık Mahsuni tarafından 1980 yılında teröristler tarafından öldürülen Kahramanmaraş elbistan belediye başkanı Mert Genç’e hitaben yazılmıştır.

İkinci Hikaye:

 Merdo, köyün birinde yaşamakta olan bir gençtir. Pınar başında gördüğü genç bir kıza aşık olur. Kız da Merdo‘ya karşı boş değildir. Ancak Merdo’nun kimsesi yoktur ve oldukça fakirdir. İki genç aşık gizli gizli buluşmaya başlar.

Bu sırada çevre köylerin birinde çok zengin bir adamın karısı ölür. Adam çok zengin ancak yaşlıdır ve kendine bakılması için yeniden evlenmek ister. Bu Merdo’nun aşık olduğu kızdır. Zenginliğinden olsa gerek genç kızın babası kabul eder ve kızını bu yaşlı adama verir.

Aşkının yaşlı bir adamla istemeden evlenmesi Merdo‘yu perişan eder.  Merdo iki köy arasında bir dere ve üzerinde bir köprüde her gün uzaktan da olsa sevdiği kadını görmek için mekik dokur. Köprünün bir başını da o civarda yaşayan akli dengesi yerinde olmayan biri mesken tutmuştur. Her gün Merdo‘yu gördüğünde o bile anlar Merdo‘nun aşk acısı çektiğini.

Genç kızla evlenen yaşlı zengin adam bu durumu fark eder ve genç kıza; “Eğer sizin birbirinizi sevdiğinizi bilseydim seni almazdım. Şimdi kimsenin görmeyeceği bir yerde git ve görüş Merdo‘yla. Ben öldükten sonra da evlenebilirsin onunla ama şimdi sakın beni utandıracak bir şey yapmayın” der…. Bunun üzerine iki aşık görüşmeue başlar. Bu durumfan şüphelenen köylüler dedikodu çıkarır. Öyle bir zaman gelir ki; görüşmelerine izin veren iyi niyetli bu yaşlı adam, köylülerin fitnesi ve baskısıyla silahlı adamlar tutar ve köprünün bir tarafından pusuya kurdurtur.

Merdo köprü başına geldiğinde, orayı bekleyen her zamanki divane adam olanı biteni izler. Merdo‘ya karşıya geçmemesini söyler. Ancak Merdo dinlemez ve karşıya geçer. Merdo için artık iki yol vardır; Birincisi aşığına giden yol, ikincisi aşığı uğruna ölüme giden yol…

Karşıya geçtiğinde Merdo, pusunun ortasında kalır ve öldürülür…

Üçüncü Hikaye:

‘Merdo’…
İlk aklıma gelen ne zaman duyduğumu kendime sormak idi; temkinli davranıp arşiv yoklamasıyla nefes aldım bir zaman,… Yalınız terimi atınca hatırladığım bir şey oldu; bir kaç hafta evvel yine birileri bana yazmış ve Elbistan Hilmi Soydan cinayetini sormuş idi; Bu ağıta da bağlantı kurularak, üzerinde durmamıştım…Aziz abi bilir; Aziz Tunç bilir dedeğimi hatırlıyorum…

‘Neyse’ : okuyucuyu sıkan ama mahalleye de hızla götüren bir kelime…

En son twitterdaki ismi ‘Serhad Eyalet Lordu’ olarak beni güldüren bir dengbej dostu can ile konuyu yazıştık. ‘Merdo’nun hikayesi nedir dedi; İlk izlenimimle Öldürülen bir belediye başkanına ağıt hurafesiyle birlikte internetteki bir çok yazılanın aslı astarı olmadığını söylemek oldu. Çünkü göz var nizam var, yazılanlardaki köy isimleri, tarihler, isimler bile distopik filmlerde olmayacak uydurmalarla dolu… Oysa Mahzuni yazılır; Mahsuni okunur bunu herkes bilir;…diye düşünmeye devam ediyorsun cemo; pardon ‘Merdo’…

Şaka bir yana; Maraş Kıyımı ve atmosferinde Elbistan’da bir araba içerisindeki Belediye başkanı ile yerleşik ailelerinden avukat Hilmi Soydan’ın devrimciler tarafından öldürülmesi; bölgede bilinen; devletin de arşivlerinde devrimcilerin de hem hafızalarında hem de kayıtlarında mevcut verilerdir aslen. Fakat toplum ve kamuoyu açısından aynı netlik ve hakimiyet söz konusu bile değildir.

25 Eylül 1981 günü Cumhuriyet gazetesinde yer alan bir haberde bu olay geçiyor;
”Operasyon sırasında çıkan catısmada bir er sehit oldu Lüleburgaz’da yapılacak törenden sonra toprağa verilecekler Malatya’da biri idam mahkumu 3 terörist ölü olarak ele gecirildi.”
Bu gün dava başlıyor; ‘Kahramanmaraş’ta yakalanan TKPML Halkın Birliği Örgütü üyesi 25 sanığın yargılanmasına Sıkıyönetim 2 Numaralı Askeri Mahkemesinde başlandı…’

Buradan şuraya geliyoruz; aydınlık bir ışık ve fener gibi bir ruhla Mahzuni’ye; 1968 yılında ‘Elbistan Olayları’ olarak bilinen ve kayıtlara geçen Alevilere dönük toplu katliam girişimleri ve ırkçı-dinci saldırılarda bir açık hava sinemasındaki konseri temel basamak ve sebep flora sayılan Mahzuni’nin otoda ölenlere türkü dizmeyeceğini biliyor olmaktır; benim öngörüm; aşıka aşık erdemim; iki gözde bir gözüm;…
Erim Erim eriyesin; dinleyelim;
”Köşkün sarayın yıkılsın /Erim erim eriyesin
Umudun suya dökülsün /Sürüm sürüm sürünesin”

‘Hakktan gelmiş idi İnan’ deyince usta aklıma hep sesteştir diye ‘dede İnan’ geliyor;…
Devam edelim istiyorum dost cemaliyle buluştuğumuz Merdo ile; Çünkü onu tanımak hem Mahzuni’ye zaman ayırmak demek hem kendimize; böyle düşünüyorum… İbrahim Abi yalanlayacak idi hurafeten dizilmiş 3 beş cümleden ‘merdo’yu ve de bedreddin gibi bir alev salacak gibi gibiydi zati; gelişinden belliydi…
Şöyle başlıyor sohbetimiz Mersin ‘Sanat Halı’ evindeki dost İbrahim Pasin ile; aslı Merdo ile tanışmamız…

”Ben ilkel bir insanım. Sen Nurhak’ta Celal Kaya’yı tanır mısın. Bir ara il encümen azalığı yaptı. Eşi ebeydi. Neyse Nurhak’tan geçeyim kendime geleyim. Ben Berçenekliyim ama aslen kökenim Kürecik’tir. İlyasuşağı; Memko Memko Mamadali’nin köyü.  Bizim sülaledirler. Erdem Baba da matemizin (halamızın) oğlu. ”  diyor ve ekliyor bir not ‘biz’e dair; ‘sevdiği eşi Huri de sizin aşiretten; Sinemillili’…
Eywallah Merdo; Eywallah ‘biz’ ‘bir’iz…

‘Bak can; Mahzuni’nin eşi Fatma da bizim bibimiz Zalxe’nin kızıdır. Mahzuni’nin Fatma ile tanışmasına da babam vesile oluyor; Fatma Maraş öğretmen okulunda okurken orada misafir kalıyorlar ve orada tanışıyorlar. Sevdaları ilk başta Fatmanın kardeşi tarafından Maraştan kaçırılıp son sınıfı Diyarbakır’da okumasıyla neticeleniyor bu sene…”

İnsan kısım kısım yer damar damar…

devam ediyor İbrahim Pasin; ” Mesela bazı türkülerinin hikayesini bilirim Mahzuni’nin; ‘Yolsuz Maraş Susuz Urfa’, ‘Diyarbakırlılara mektup yaz’; bu örnekler gibi o bir yılda ürettiği onlarca eser Fatma’nın sevdasına yazılmış şiirlerdir.
70’li yılların bütününde Abim, Antepte kasetçilik yapardı; hepimiz oradaydık; aslen Mahzuni Plak evi idi işletmesinde abim vardı. Benim öğrenciliğim Antep’te geçti. Türk solundan, 12 eylülde, 6 yıl siyasetten yattım; TEKEP ; Türkiye Kominist Emek Partisi- Teslim Töre…

‘Eskiden Elbistan’da Mustafa vardı; Mustafa Bulut; Nurhak’lı, plakçılık yapardı. Ona kaset verirdik; Elbistan’nın kasetçisi oydu….’

Yaptığımız sohbette araya beyan edilmiş ‘ilkellik’ yengimiz yinelenirken aklıma düşenleri sıralıyorum; malum mesenger facebook ile çalışıyor ama bir süre sonra bant genişliği uyguladığından (bir internet’çi’ terimi) kesintiye uğruyor muhabbetimiz;…
fırsat bilip soruyorum;…
Mahzuni arkadaşın mıydı, Merdo… Çok genç görünüyorsun; kaç yaşındasın; (okula gidiyor musun demedim)…
-”Benim ismim ‘Merdo’değil; İbrahim Pasin…
Sana ‘Merdo’nun hikayesini kestirmeden şöyle anlatayım; ‘Mahzuni bir büyük ‘Mahzuni’ oldu; halkların gönlüne bir ışık gibi yazıldı; Zaman oldu çok zaman ama; Ben deniz O dostun hep yanında oldum; onun konserlerinde yanında olan koruyan kollayan paylaşan dostu arkadaşı idim. O yıllar insanın belleğinde birer çivili tablo gibi; karanlık hiç bir şey yok bizlerin aklında. Yokluk yoksulluk ile birlikte bir aşk arayışı, toplumsal bir var olma çabasında idik.  Aşık Ali Nurşani can geldi geçen sene buralara, Mersine; Biz aynı zamanda eski kasetçi gibi teyp de tamir ederdik. Bir köylüsünün tamire getirdiği teyp ve içerisinden çıkan kasetten keşfetmiştik onu. ”

Nurşani ki sesi alınmış bülbül gibi, Nurşani… Bir Antep boğazı…
Bir ah ile düşüp yollarına tozlu Narlı ovasının; Mahzuninin Nurşaniyi sunduğu kayt geliyor aklıma;… ‘Meyrik’
”K.Maraşın …. dinleyelim parantez (Mahzuni burada kahramanmaraşın pazarcık aşiretleriden.. derken ne kahramanlığını şehrin ne de telafuzda düşmüş ‘n’ yi sorguluyorum’…
‘Açıldı cennet kapısı / Le le gevherdir yapısı; az bımırım; dert gırânê’

”Biz Antep’te Bu sesin sahibini cezaevinde bulduk; Kırıkhan çingeneleri ile altın diş adli tutanaklarında vardır kaydı…”

Öyle okuttuk Nurşani’ye ilk yayımlarını;… 1970-80 arası nasıl zamanlardır öyle… Her incelememde terler akıtıyor dediğim bu; … ‘Merdo’ya gelelim…
İbrahim Pasin anlatıyor; ”Salman abi de bilir” diye başlıyor muhabbetimiz tekrar;  (tanık sunma hep hurafe ve kirlilikten; insan oysa yalan söylemez üzredir yöneliminde)…
”Bir eser yaşanmış olduğu anın, atıyorum yirmi yıl sonrasında da yazılabilir”; (bu ozana kalmış bir anlağın işaretidir. Bellek, ana gibi, şairi de doğurandır)…
”Ben Antep’te aranırken, yakalanan arkadaş benim aileme yetişmek için, -Mahzuni de Antep’te oturuyordu ya- , gelen polisleri Mahzuni gile götürüyor. Aralarında Nurhak Kullar-Tatlar’lı arkadaş da var (Celal Kaya). Mahzuni de gelen polisleri görünce diyor ki; ”Yiğenimdir, hayındır, bulursanız kurban keseceğim, bana da haber edin” . Sabahında kaldığım eve geldi ve bana ‘buralarda durma, seni soruyorlar, bizden soruyorlar’ dedi; git başın çaresine bak dedi…
Uzatmayayım isim kısalarak merdolaştı zamanla sanırım; 1993 yılıydı. Yangın sonrası Ali Haydar Veziroğlu ile başlayan Barış Partisi heyecanlı ifade sürecinde Mahzuni Mersinden aday oldu halk ve millet vekilliğine. Teslim Töre de o zaman Antepten bağımsız aday olduydu. Hala cezaevinde yatıyordu. Dostlarla birlikte Antep’te bu vesileyle yollarımız bilrleşecekti tekrardan. Derinlikli gönül muhabetlerimizden sonra Mersinde tüm gücüm ile seçim bürosu dahil eski günler gibi yeniden Mahzuni ile koşturuyor buldum kendimi. Cezaevinden çıktığımdan beri toparladığım üç yakayı da bu zamanda zayladık…”


Yıllar birikince ozanın çıkınında söz dile gelir imiş;… Toplum ozanı yaratır, ozan ise toplumun umudunu yeşertir; birlikte birbirlerini besleyen iki can gibidir; aşıkla halk…
Devam ediyor ‘Merdo”
-”Siyasetten yılmış görünce evde abi dedim; sen sadece bir mezhep ozanı, mistik bir rehber değilsin, sen aynı zamanda bir sınıf ozanısın, dedim. Herkes gibi o da severdi aradığına destek olan güç veren aşk enerjilerini; Bu zamanlarda Fatma da artık bana ‘Merdo’ diyor idi…”
Ben muhabbeti bölen ısrarcı tavrımla devam ediyorum; İnsanlar ‘Merdo’yu dinlerken bir köprübaşında vurulan ‘türk filmi’ kahramanı kayıp bir hikaye arıyorlar; sen neresindesin bu gerçeğin…diye  diye oy babo oy…
”Sana kahramanın hikayesini anlatayım o zaman ayrıntıyla; dinle dinle; Ben bizim köyde 8 saatlik bir çatışma sonrasında , köy halkının beni vermemesi üzerine uzlaşarak uzaklaşmış berçenekli bir devrimciyim. Hani daha bahar gelmeden diyor ya; 1980 Nisan ayı başında yakalandım ben.  Ya da bahsi geçen olay budur diyelim…”

Aşk ile diyoruz ve başkaca da ayrıntılarla ilerleyen bu sohbet-i deşifremizi burada dostların ilgisiyle sonlandıralım…
Bir dahaki yazıda buluşmak dileğiyle… aşk ile…

Kaynaklar:

  1. www.turkulife.com.tr
  2. acikve.net
  3. www.pirha.net

Seninde bize katılmanı isteriz. Sende BU FORMU eksiksiz doldurarak bize katılıp, yazarlar kadromuzda yer alabilirsin.

Kültür, Sanat ve Araştırma Bloku.

Döküntü Net
Şarkı Hikayeleri – Merdo

Şarkı Hikayeleri – Merdo” için bir görüş

  1. Geri bildirim: Şarkı Hikayeleri -

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön