SUFİ CİNAYETLERİ – Bölüm 1

SUFİ CİNAYETLERİ – Bölüm 1

“Bana tepeden bak, bir ahmak göreceksin. Bana aşağıdan bak, efendini göreceksin. Bana direkt bak, kendini göreceksin”

Charles Manson

Saat gecenin ikisiydi. Orhan plağı dikkatlice çıkardı. Plak belki Orhan tarafından milyonlarca kez dinlenmişti. İğne plağa dokundu artık tüm odayı “Tomorrow Never Knows” şarkısı kaplamıştı…

Orhan The Beatles grubu hayranıydı. 60’ları kasıp kavuran dalga 87 doğumlu Orhan’ı da kavurmuştu. Üst düzey ingilizce bilmemesine rağmen tüm şarkılarını ezbere bilir ve vakit buldukça dinlerdi. Müzik Öğretmenliği okumuştu Orhan, ancak her üniversite bitirmiş öğretmen gibi o da atanamıyordu iki yıldır. Bir cafede garsonluk yapıyor, asgari ücret ve sigortaya tamah ediyordu. İşten eve evden işe gidiyordu, içki dalgası filan yoktu. Arkadaş muhabbettini sevmez, en iyi arkadaşı sorulduğunda işaret parmağıyla kafasını işaret ederdi.

The Beatles grubunun şarkılarını konu edinen seri katil Mason’ıda iyi bilirdi Orhan. Son zamanların sıkı filozofu olarak görürdü hatta onu. Şarkılarda zikredilmiş metaforlar! Bu plağı da o yüzden seviyordu işte. “Baştan başlamalıyım belki “Varoluş ” oyununu sonuna kadar oynamaya.” demenin tefsirini her yeni dinlediğinde çözeceğine inanıyordu. Ama bu fikirlerini kendinden başkası bilmez, olan ile toplumda olması gereken Orhan’ı birbirine karıştırmazdı.

İlginç bir biçimde dine de çok yatkındı Orhan. Beş vakit namaz kılar. Tespih çeker, yatmadan uzun uzadıya dua ederdi. Bazı zamanlar şükür ettiği olaylar içinde Allah’ın The Beatles grubu üyelerini tek tek yaratması da olurdu. Onların yaşam tarzının islama aykırı olduğunu biliyordu. Ancak letaiflerini aydınlatan bir yanının olduğunu düşünüyordu bu grubun. Uyuşturucu sadece yanlış yöntemleriydi. Üyelerin göstermediği bir yanının olduğunu, aslında Allah aşkıyla yanıp tutuştuklarını düşünüyordu. Peki ya Katil Manson? O da mı böyleydi? O bir katil görünümlü cihatçıydı işin özünde. Dönemlerinde hiçbir iyi insan tam olarak herkes tarafından anlaşışmamış olup, onun Beatles grubu hayranı olması, uhrevi mesajları rahatlıkla anlamasına, hissetmesine ve harekete geçmesine sebep oluyordu. Harekete değil sebebine bakılmalıydı Orhan için. O, Ona direk bakmış olup ruhundaki özü görmüştü. Bir nevi hemhal olmuştu bir katille. Kendisi de pişiyordu hamlıktan şuan her nefeste.

Rahmetli anne-babası geldi aklına birden. Öldükleri kazadan bir gün önce beraber ilahi söylemişlerdi. Orhan’da hayranlıkla izlemişti onları. Bir insan bu kadar hissedebilir miydi her kelimeyi? Gözleri parıldıyordu anne babasının şu dizeleri söylerken:

“Yürü dünya yürü sonun virândırMedet şimden sonra âhir zamandır”

Plak sona geldi bu arada. Orhan da artık yorulmuştu, gece geç olmuştu. Gözünden gelen yaşı silmedim, yaş ailesinden kalan tek mirasıydı. Kalktı hayallere daldığı koltuğundan, yatağın kenarındaki su bardağından üç yudum su içti ve yastığa dua etmeden kafasını koydu. Gerçekten vakti gelmiş miydi bir şeylerin?

(Devamı Gelecek)


Seninde bize katılmanı isteriz. Sende BU FORMU eksiksiz doldurarak bize katılıp, yazarlar kadromuzda kadromuzda yer alabilirsin.

Kültür, Sanat ve Araştırma Bloku.

Döküntü Net
SUFİ CİNAYETLERİ – Bölüm 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön